Toplumsal Heykel: Marcel Duchamp’ın Alter Egosu

15 Haziran 2021

 


Tüketmekte olduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğindeki bakış çeşitliliğine bağlı kalarak, günümüz perspektifinde toplumsal beklentinin yeri mahiyetindeki bedenlerimize dair düşünce manevraları, kuru toprak üzerinde kıvrılan bir yılanın formu gibi tekrar eden hareketlerle ileriye doğru gitme isteği barındıran dalgalı bir hali benimsiyor.

Devingen ve yinelenmekten yorulmayan bir bütün olan bu form, normları belirleyen toplumun neyi dışarıda bıraktığının cevabını arama süreci gibidir. Üçüncü bir bakış olarak olan biteni izleme haliyle yaklaşıldığında toplum kendini ileriye doğru götürme niyetini taşırken yerinde tekrar ederek ürettiği geleneksel fikirler keskin bir çelişki doğurur. Düşünce sevkiyatının kırıcı noktalarından biri Duchamp’ı burada hatırlayarak hatta hemen ardından devreye sokarak insanın sınırlarına dair bir izlek ortaya konulabilir.

Duchamp’ın alter egosu Türkçe “fizisel aşk hayattır” anlamına gelen “éros, c'est la vie” cümlesinin okunuşundan türeyen Rrose Sélavy ismini taşır. Rrose Sélavy’nin ortaya çıkışı ilk olarak gören gözün okuduğu cümlededir. Bu sebeple retinal ve fonetiktir. Tanımlı erkek bedenine sahip Duchamp, akışkan bir tavırla alter egosu için yarattığı karakterini kendi sınırlarının elverişine bağlı olarak kadınlık üzerine kurgulamış olduğu görülür.




Marcel Duchamp, Rrose Selavy, 1920© Man Ray Trust/ADAGP, Paris and DACS, London 2015.

Geleneksel sanatın buyurduğu her zamankinden daha yoğun olan retinal algıyı var olan sanat tarihi argümanları içerisinde önce sarsıp ardından bu katmanın üzerine zihinsel kurguya dayalı hareketliliği ekleyen Duchamp’ın sahip olduğu bedene < sanat tarihi yazımına > alternatif benlik yaratarak fiziki bir temsil alanı açan çoğulcu kurgusu, toplumun beklentiyi karşılayan fiziki görünüşlerine meydan okuma gibidir. Günümüz düşüncelerinden kuir yaklaşım (queer) Rrose Sélavy için yerinde bir hatırlama olabilir. Kuir düşüncenin alanı aslen toplumdaki gelenek ve beklentilerin oluşturduğu normları da kapsayarak amorflaştırır.
1887 doğumlu Duchamp 1920 yılında ortaya çıkan alternatif benliğiyle, toplum biçimlerinin doğurduğu sabit cinsiyet kalıplarını ve sabit cinsiyet kalıplarının doğurduğu toplum biçimlerini cesurca akışa iterek toplumsal heykele dönüştürür. Toplumsal heykel olarak adlandırdığım Rrose Sélavy’nin de adını gördüğümüz sanat işleri üzerinden bir okuma geliştirerek Sélavy’nin ortaya çıkışına dair kişisel bir izlence oluşturulabilir. Öncesinde, Sélavy henüz ortaya çıkmadan önce Duchamp’ın duyarlılık göstererek yaratma güdüsünü beslediği sanat işleri hakkında birkaç şey söyleceğim.




Marcel Duchamp, Feminism, 1908.

Duchamp’ın erken dönemlerinde yaptığı illüstrasyon niteliğindeki çizimlerinde hiciv dergilerinde de yayınlanması bakımından örtülü anlamlar görülür. 1908’de yayımlanmış “Feminizm”, cinsiyeti belirsiz siyahlara bürünmüş insan imgesiyle ele alınarak kadınlık donanımları üzerinden isimleştirilmiştir. Cinsiyet kalıplarının dışındaki figürün yer aldığı çizim, onu izleyen gözlerin oluşturduğu yargıda kuruludur. Sanat tarihi yazımı içerisinde Erenus şöyle aktarır: “Dışarı çıkmak üzere olan kadının koyu renk kostümü tüm vücudunu örter ve gizemli yüzü dışında tüm bedenini gizler. Başındaki kürk şapkanın üzerinde yer alan iki tüy, anten izlenimi yaratarak, kadına bir tür böcek görünümü verir. Bu haliyle kadın insandan çok, cansız bir varlığa benzer ve nesneleşmiş özne düşüncesini akla getirir. Buna rağmen, arka planda kadınsılığın basmakalıp bir donanımı olarak, makyaj malzemeleri ve vajinal duşu görürüz. Hijyenik bir malzeme olan vajinal duş burada, kadının biyolojik ve toplumsal zorunluluk gereği temizlenmesine işaret eder.” Bir tür cinsiyetsiz yaratık olarak karşımıza çıkan figür Duchamp’ın düşüncelerini anlamak konusunda cinsiyetsiz bakışı tanımlayan kadınlık nesnelerini açık etmesi bakımından önemlidir. Rrose Sélavy’nin yazının giriş kısmındaki portresinde görülen kürk yaka detayını hatırlamak burada bir hayvana ait olması bakımından avlanma ritüelini akla getirir. Feminizm’de kadın imgesinin topluma rahatsızlık veren haşere olarak resme işlendiğini varsaydığımızda, avlanma ritüeli bahsi resim ile eşleşerek 12 yıl sonra kadına toplumdaki bakış hakkında fikir verebilir. Ezilmek üzere bir gazeteyle üzerine vurulmak yerine av nesnesine dönüşen kadınlık, bir tür aynılığın istikrarı çerçevesinde, her zaman eril kurgu tarafından ulaşılmak istenen söz, ses ve eylem ile dönüştürülme gayretiyle görülür. Duş başlığının temizlik, arınma fonksiyonlarını genişleterek su ile temas aracılığıyla rahatlama hali düşünüldüğünde, vücutta üretilen sıvının dışarıya salınımı ihtiyacıyla paraleldir. Erkek biyolojisinin kamusal alanlardaki ergonomisi için tasarlanan pisuvar, Duchamp’ın gündelik hayatı galeri mekanına taşıyarak bağlamından kopardığı nesneler aracığılıyla kamusal bir cezalandırma, zora sokulma halini gerçekleştirir. Gündelik hayattaki fiziksel ihtiyaçların belirlediği bilinen alışkanlıkların resti, bilinen adıyla “Çeşme”nin galeri mekanında herkese açık bir beyan ile duruşuyla gerçekleşir. Erkek bedeni ergonomisi düşünülerek tasarlanan pisuvar, bulunması beklenen yerde olmayarak o an toplum içerisindeki bir eşitliğin de temsilcisi haline dönüşür. Toplumun belirli bir kısmının kullanması bakımından pisuvar hem ayrıcalıklı hem de azınlıktır. Rrose Sélavy’nin erkek bedeninde kadın olarak Duchamp tarafından var edilişi tam bu noktada eşitliğe dair okunan meydanın bir parçası olarak toplumsal heykel niteliğindedir.

Marcel Duchamp, Çeşme, 1917.

1917 tarihli hazır yapım (ready-made) “Çeşme” hakikat itibariyle; pisuvar, toplumsal heykel fikrini önceleyen diğer birçok şeyde olduğu gibi kırılma noktalarından biri olarak görülebilir. Bir diğer fikir Mona Lisa’ya olan 1919 tarihli eklektik tavırdır.




Marcel Duchamp, L.H.O.O.Q., 1919

1920’de Rrose Sélavy’e ilk kez rastlamadan hemen önce görülen L.H.O.O.Q isimli iş, Dada’nın pek sevdiği ses çıkarma, fonetik arama, tekrar oyunlarıyla ilintilidir. Fransızca “Elle a chaud au cul” cümlesinin okunuşuna referans veren L.H.O.O.Q harfleri aslen bir sözlü tacizi barındırır. Duchamp, bu tacizi, Mona Lisa’nın sanat tarihinde bilinen bir kadın oluşu yönüyle yüzüne kurşun kalem ile normlar tarafından erkeklik ile bağdaştırılan sakal ve bıyık detayları ekleyerek pekiştirir.

Mona Lisa’nın erkeklik algısıyla ele alınma biçimi bir bakıma uğrayacağı tacizi ortadan kaldırarak eşit düzende sağlanması gereken güvenli alanı ona tahsis etmiştir. Duchamp, bir noktada güvenli alanın yaratıcısı olarak cinsiyet geçişlerinin mekanı olan kendi bedenine yönelme fikrini burada öncelemiş sayılabilir.



Marcel Duchamp, Neden Hapşırmıyorsun Rose Sélavy?, 1921.

1921 yılına gelindiğinde Duchamp, alter egosuna seslenerek neden hapşırmadığını sorar. Sorunun cevabı, kuş kafesine doldurulan büyük ölçüde sıkıştırılan mermer parçaları, termometre ve mürekkep balığında saklıdır. “Neden hapşırmıyorsun Rose Sélavy?” dinamiklerinde mermerlerin nabzını ölçen termometre görülür. Ortamın soğuk imajıyla çizilen bir yanı kalabalık tavır aynı zamanda sadelik örtülü gibidir. Örtülü ve ölçülebilir olmanın etki alanı istençdışılığın mekanı kafes ile sınırlıdır. Duchamp’ın anlatım dili, termometreyi saf dışı ve etkisiz kılarak, kadınlığın da ölçülebilir olmaktan dışarıya çıkarılmasını düşündürtür. Rrose Sélavy bu yanıyla bir başkaldırıdır. Mürekkep balığının görüş yetisi sağ, sol, arka ve önünü kapsayarak 360 derecelik bir bakışı; etraftaki ihtimallerin tümünü sunar. Aynadaki yansıma burayla ilintili olarak yeni bir bakışı ekleyerek “Why not sneeze Rose Sélavy?” yazısının okunmasına imkan tanır. Refleks olarak gelişen hapşırma, birden ve ansızındır. Neden hapşırmıyorsun? sorusunun cevabı için bilinç ve irade cevabın dışında kalır. Kalabalık bir ortamdayken hapşırma sesinizi kısmak için çoğunlukla kendinizi baskılama ihtiyacı hissedebilirsiniz. Hapşırık, gürültülüdür. Suzi Asa’ya göre gürültü aslında değişimi getirmek için oluşmuş bir durumun (örneğin protestoların) içindeki değişen potansiyelin kendisidir.

Duchamp’ın alter egosu Rrose Sélavy de kalabalık için bastırılan her şeyin ihtiyacını değişme potansiyelleri üzerinden cevaplar. Üretimin içeriği bakımından varoluşuyla eşzamanlıdır. Bastırılan düşünce, istek ve toplum normlarına karşı ortaya çıkması yönüyle tüm sanatsal donanımın içerisinde bedensel temsil alanıyla görülen Rrose Sélavy aktarımın, akışın ve beklentilerin mekanı olarak benim için toplumsal heykel mahiyeti taşır, hep aynı zamanda hiç görünürdür.

Berk Kır