Son Defa Doğru Kelimeyi Bulmak: John Berger

20 Haziran 2021

 




1926’da Londra’da doğan sanat eleştirmeni, ressam, senaryo ve belgesel yazarı gibi sıfatları taşıyan John Berger, aslında sanat yaşamına ressam olarak başlamıştır. 1940’lı yılların sonunda Londra’da çeşitli galerilerde sergiler açmıştır. 1948-55 yılları arasında “New Statesman”da sanat eleştirileri yazdı, sanatın birçok koluna sarılmışken edebiyat alanına da 1958’de yayımladığı “Zamanımızın Bir Ressamı” adlı romanıyla adım attı. Yine yazdığı bir roman olan ve Birinci Dünya Savaşı öncesi Avrupa'sında geçen 1972 tarihli “G.” romanı ile “Man Booker” ödülünü almıştır.






“Ben hiç üniversiteye gitmedim. Köylüler arasında olmak, özellikle yaşlı kadınlar ve adamlar arasında olmak, ilk kez üniversiteyle gitmek gibi bir şeydi benim için.” diyen sanatçı, kent yaşamını terk edip köye yerleşmesini ve yazarlığına olan etkisini böyle tanımlar. O yaşamın her türlüsünde yer alan insana, onların acılarına duyarlı bir yazardır. Yaşamı boyunca ortaya koyduğu yaratımlardan onun gerçekleşen kitlesel olaylara karşı hassas ve fikirlerini açıkça belirten, olanlara karşı fayda sağlamaya çalışan biri olduğunu anlarız.

Birçok şeyden veya kişiden beslenir. Öyle ki kaleme aldığı eserlerden biri olan “A’dan X’e”, Shakespeare'in bir sonesiyle açılır, ardından aralarında Can Yücel’in de bulunduğu birçok şairin dizesini barındırır. Onunla yapılan söyleşilerde “Eğer ilgilendiğim sanatçıları soruyorsanız, size Latife Tekin'in, Nâzım Hikmet'ten sonra en çok takip ettiğim yazar olduğunu belirtmek isterim.” der. Onun için Türk kültürünün içine işlemiş olan şairane yapı ve duygu geleneği, son derece önemli bir unsurdur. Hatta bedeni, Türk kültür geleneğinde, hem hazzın hem de acının buluştuğu bir yer olarak tanımlar.

Eserleri pek çok dile çevrildiği gibi Türkiye’de de canlı bir okur kitlesi ile devam ediyor. Bizde birçok eserinin yayımlandığı Metis Yayınları’nın kurucu ortağı Müge Gürsoy Sökmen söyleşisinde onu şöyle anlatır: “1997'de Metis’e geldiğinde, bizim o zaman bir köpeğimiz ve bir küçük çocuğumuz vardı. Kapıdan içeri girdiğinde tabii önce köpekle ahbaplığını yapıp güzelce onunla sohbetini bitirdikten sonra kızımla konuşur onunla sohbetini bitirir, sonra dil bilmeyen arkadaşlarımızın hepsi ile sohbet ederdi. Bir güzel sohbet ederler. Yani onlar İngilizce bilmez, o Türkçe bilmez uzun uzun sohbet ederler. Ondan sonra dönüp yüzümüze bakardı. Yani hepsinde ona dair çok derin anıları vardır. Latife Tekin ile olan hikâyesi vardır. Cevat Çapan’ın evinde olmuştu, çizerek anlaştılar. O bir şey çizdi, o bir şey çizdi, çeviri yetmeyecekti çünkü o konuşmaya. Birbirleri ile çizerek anlaştılar. Dünyayla ilişkisini sadece kuru anlamda zihinsel sözcüklerle kurmayan biriydi demeye çalışıyorum.”



“Görme Biçimleri”, “Ve Yüzlerimiz, Kalbim”, “O Ana Adanmış”, “Buluştuğumuz Yer Burası”, “Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı”, “Portreler”, “Manzaralar” ve “İstanbul’dan Gelen Telefon” gibi kitapların da yazarı olan John Berger, 2 Ocak 2017’de yaşamını yitirmiştir. Ölümünün ardından oğlu Yves, “Gözlerini son defa doğru kelimeyi bulmak istermiş gibi kapadı ve huzur içinde öldü.” demiştir.

Bahar Bulut