Toplumdaki Bir Diğer Gerçek: Fakir Baykurt

26 Mayıs 2021

 



Asıl adı Tahir olan Fakir Baykurt 1929’da, Burdur’da dünyaya gelmiştir. Köy yaşantısı ve getirilerinden dolayı ırgatlık; çobanlık, suculuk, köy kâtipliği yaparak günlerini geçirmiş, eğitim hayatını da yine köyünde tamamlamıştır.

Ortaöğrenimine Gönen Köy Enstitüsü'nde devam etti. Köy enstitüsü yıllarında şiire olan ilgisi arttı ve 1947 yılında “Köy Enstitüleri” ve “Kaynak” dergilerinde şiirleri yayımlandı. Bu yıllarda şiirlerinde, daha sonrasında tüm yazılarında Fakir Baykurt adını kullandı. 1953 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü’ne girdi ve Edebiyat Bölümü’nü bitirdi ve Türkçe öğretmenliği yapmaya başladı. Yine bu yıllarda yazmayı hiç bırakmayarak ilk kitabını tamamladı.

İlk kitabı, 11 öyküden oluşan “Çilli” adlı eseri olmuştur, “Kavacık Öyküleri” dediği bu hikâyelerde köy yaşamını anlattı. İlk romanı, Yılanların Öcü’nde 1959 var-yok mücadelesini ele aldı. Bu romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü almıştır aynı zamanda.

“Efendilik Savaşı” adlı kitabı, köydeki yaşayışı ve olayları anlatan hikâyelerden oluşur, “Irazcanın Dirliği” romanı, Yılanların Öcü romanının devamı niteliğindedir. “Onuncu Köy” adlı romanda enstitü mezunu bir öğretmenin köylüyü bilinçlendirme çabası yer alır,“Karın Ağrısı” adlı hikâye kitabında köye dair gözlemlerini yansıtmıştır. “Cüce” adlı hikâye kitabında da yine köy yaşamından ve insanından bahseder ve bu üç eser, daha sonra Remzi Kitabevi tarafından “Çilli-Karın Ağrısı-Cüce” adıyla 1971’de tek kitap olarak yayımlanmıştır.

Aynı zamanda “Tırpan”, TRT Roman Ödülü'nü almıştır. Eserde yaşlı bir ağa ile evlenmek istemeyen bir genç kızın, kaderine karşı gelerek ve direnerek var olma savaşını anlatır. Yine kaleme aldığı 21 hikâyenin olduğu “Can Parası” adlı eseriyle Sait Faik Hikâye Armağanı’nı almıştır.




Fakir Baykurt, 1950’li yıllarda edebiyat dünyasına girmiştir. Bu yıllarda Türk romanında köye yönelme, edebî bir arayıştan daha farklı bir çizgide ilerler: sanatın görevi toplum sorunlarına eğilmek, insanları uyandırmak ve bilinçlendirmek olmalıdır. Bu yüzden Fakir Baykurt, ele aldığı konuyu, işlediği sorunları gerçekçi bir bakış açısıyla yansıtmaya özen göstermiştir. Hikâyelerinde köy gerçeklerini, köyün değişik kesimlerinden portrelerini, köydeki insanların acılarını, dertlerini, sorunlarını işlemiştir.

"Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona: Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur."

Yazdıkları sadece dergilere veya gazetelere değil; sinemaya da aktarılmıştır. Öyle ki Yılanların Öcü eseri, 1961’de Metin Erksan, 1985’te Şerif Gören tarafından filme çekilmiştir.

Yusuf Nadi Roman Ödülü’ne Karşıt Bir Bakış: Aylak Adam

Aynı yıllarda bu roman ödülüne Yusuf Atılgan da “Aylak Adam” eseriyle katılır ancak ikinci olur. En yakın arkadaşı İhsan Bayram’ın anlatımına göre, “Çok güveniyordum Aylak Adam romanına. O yüzden bu kadar ısrar ettim, hatta bir söylentiye göre, sonradan ben Yusuf Ağabey’den duymuştum, kuruldakiler romanı okuyor ve çok beğeniyorlar. Halide Edip’e söylüyorlar: ‘Halide Hanım, bir dosya daha geldi’ diye. Halide Edip de ‘Ben okudum, başka dosya okuyamam, birinci benim için Fakir’dir’ diyor.” anlatır.

Bahar Bulut

Kaynakça

Baykurt, Fakir. (2020), Yılanların Öcü, Literatür Yayınları, İstanbul
Şahin, Murat. (2017), Tedirgin Bir Yazar Yusuf Atılgan, Destek Yayınları, İstanbul.
22.05.2021, http://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/baykurt-fakir