Şeytanın Oğlu: Niccolò Paganini

27 Mayıs 2021

 


Müzik tarihinde özellikle keman tekniğine yaptığı katkılarıyla Paganini öncesi ve Paganini sonrası söylemini getirmiş, devrinde yaptığı besteler, kemana olan hakimiyeti ve teknikleriyle kendini dinleyen herkesi ağzı açık bırakmış tarihe adını yazdıran dahi bir keman virtüözüdür Niccolo Paganini. Öyle ki çalışını duyanlar onu şeytana ruhunu satmakla itham etmiş, bu ithamlar ölünce kilise tarafından kutsal topraklara gömülmesinin reddedilmesine kadar varmıştır. Niccolo Paganini günümüzde hala dünyanın en iyi kemancıları arasında yerini korumaktadır. Staccato ve Pizzicato tekniklerine kazandırdığı boyut, virtüözlüğün değerini ortaya koyması onu zirveye taşımıştır.


27 Ekim 1782 yılında Cenova’da dünyaya gelen Paganini, Antonio ve Teresa Paganini’nin üçüncü çocuğudur. Altı çocuğu olan Antonio geçimini ticaretle sağlamaktaydı. Fakat tüccarlıkta çok başarılı olamayan baba Paganini, mandolin çalarak ek gelir elde etmeye çalışmaktaydı. Paganini babası sayesinde müzikle erken yaşlarda tanıştı. Beş yaşında mandolin, yedi yaşında keman çalmaya başladı. Beethoven ve Mozart gibi Paganinini’nin de babası oğlunun müziğiyle yakından ilgilenmiştir. Baskı derecesine varan zorlamalarla Paganini’ye henüz küçük yaşlarından itibaren kemanı öğrenmesi konusunda ısrar etmiş, kendi çalışırken oğlunun da keman çalmasını istemiştir. Çalışını beğenmediğinde açlıkla tehdit ettiği dahi olmuştur.

On bir yaşında ilk konserini veren müzisyen, dönemin ünlü kemancıları Giovanni Servetto ve Giacomo Costa’dan dersler almıştır. 1795 yılında Alessandro Rolla’dan ders almak üzere Parma’ya gitmiştir. Birkaç aylık dersin ardından Rolla onu kendi hocası olan Ferdinando Paer’e, Paer ise yine kendi hocası olan Casparo Ghiretti’ye yönlendirmiştir. 1805 yılında Napoleon’un kız kardeşi Elisa Bonapart’ın yönetiminde saraya çağrılmış ve saray orkestrasında yerini almıştır. Kemanın yanında gitarı da ustalıkla icra etmiştir dahi maestro.

Kumara son derece düşkün olan Paganini, kazancının çoğunu kumar masalarında yitirmiştir. Bazı konserlerinden elde ettiği tüm gelirleri kumara harcadığı bilinmektedir. Kumara ve kadınlara olan düşkünlüğü onda kötü bir şöhret oluşturmuştur. Henüz 18 yaşında Lucca Cumhuriyeti Orkestrası’ndaki ilk kemancı olan Niccolo’nun Avrupa’ya düzenlediği turnelerle ünü tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Herkes tekniğine, hayran olmuş onu devrin en büyük kemancısı olarak görmüşlerdirı. Verdiği bir konser sırasında tellerinden biri kopunca üç telle çalmaya devam eden ve orada bulunan herkesi ağzı açık bırakan Paganini’nin tek telle bir konçerto icra edebildiği söylenmektedir. Kemana yaptığı katkıların yanı sıra virtüözlüğün önemini de göstermiştir.



Paganini pek çok kronik hastalıkla mücadele etmiştir. 1822 yılında konulan sıfliz teşhisi nedeniyle kullandığı ilaçlar yan etkiler doğurmuş, 1834 yılında tüberküloz tedavisi görmüştür. Bu durum müzik hayatını fazlasıyla etkilemiş, konserlerini ertelemesine sebep olmuştur. 1840 yılında sağlığının düzelmesi için gittiği Marsilya’da kötüleşince Nice’ye gelen Paganini 27 Mayıs 1840 yılında hayata gözlerini yummuş, son yıllarında sesini dahi kaybeden müzisyen servetinin çoğunu Antonia Bianchi’nin dünyaya getirdiği oğlu Achille’ye bırakmıştır. Şeytana ruhunu sattığı söylentileri ve ölmeden bir hafta önce erken olduğunu düşündüğü için günah çıkarmayı reddetmesi kilisenin onu kutsal topraklara gömmeyi reddetmesine sebep olmuştur.

Paganini’nin farklı eklem yapısı ve orantısız vücudu o dönem onu muayene eden doktorların iskelet sistemi hakkındaki bulguları da ele alındığında “Marfan Sendromu” olduğu düşünülmektedir. Elinin uzunluğu, hareketlerindeki çeviklik onu kemanda ileri seviyelere taşımış kendisi için bu hastalığı avantaj haline getirmiştir. 3.5 oktava kadar çalabilen Paganini bu hastalığıyla büyük başarılar yakalamıştır.

Marfan Sendromu’nun getirisiyle Paganini’nin çalışı dönem insanlarını fazlasıyla şaşırtmış “bir insan böyle çalamaz, o ruhunu şeytana satmış, şeytanın oğlu” söylentileri hızla yayılmıştır. Metresini öldürdüğü ve hapse girdiği de söylentiler arasında yer almakla birlikte asılsızdır.

Paganini’nin hayat hikayesini anlatan “The Devil’s Violinist” adlı bir film bulunmaktadır. Dahi müzisyeni ünlü keman virtüözü David Garett’in canlandırması, Paganini tasvirlerinde karşımıza çıkan pek yakışıklı bir adam olmadığı yönündeki söylemlere pek uymamaktadır. Film biyografik özellikler barındırsa da gerçeklikten uzak unsurları da olduğu göz önüne alınarak izlenmelidir.


Zeynep Hopa