Sebzeli Börek Ve Hatıra Günceleri

19 Mayıs 2021

 






Dalından az önce kopardığı sebzeleri kucağına doldurdu. Patlıcan, domates, biber. Biberlerden birinin ucunu dişledi. Çıtır çıtır. Güneş yeni doğuyor. Taptaze. Güneş bilir mi kaç yaşında? Bir nefes çekiyor içine. Ne kokuyor, ya ne kokacak, dünya. Bugün ne çok işi olduğu aklına geliyor bir anda. Vücudu büsbütün seğiriyor. Sebzelerine sarılıp tüm ağırlığını toprağa veriyor. Toprak kendini ayaklarının altına sermiş. Bugün sebzeli börek yapacak yirmi yıl sonra ilk defa.

Alışkanlık işte, hemen işe koyuluyor. Kahvaltı yapmadan önce dünden kalan işlerini halleder hep. Çok erken saatte canı çekmez bir şey. Çay da midesini bulandırır ama bugün bir çay içilir. Şu havanın güzelliğine. Baksana şu havanın. Çay koyup bahçeden topladıklarını hazırlıyor tabağa, peynir, zeytin, ekmek. Zeytinlerin üstüne yağ gezdirip kekik serpiyor. Peynirden yiyeceğinden fazlasını çıkarıyor. En son ne zaman tek başına kahvaltı yapmıştı?

Kahvaltıdan sonra hamur açmaya koyuluyor. Omuzları kütürdüyor hamuru ezerken. Kaç kişi gelir ki bugün? En az elli atmış kişi. Yoğurdukça yoğuruyor hamuru. Hamur büyüdükçe büyüyor. Hamur bir orduyu doyurur. Patlıcanları soyup tuzlu suya atıyor. Acısını alsın. Beni de yatırsalar şöyle tuzlu suya. Domatesleri rendelemeye koyuluyor. Aklı kim bilir nereye gidiyor, domates rendelediği binlerce günden bir tanesi işte. Gittiği yerden gelene kadar parmağını kapıyor rende. Domates giriyor derinin altına. Ayy ne fena yandı. Parmağını musluğun altında akıtıp sarıyor. Zonk zonk atıyor açılan yerde nabzı. Ölümlüyüz valla. Kimse çivi çakmıyor. İçi ferahlıyor.

Yeni evliyken yapmıştı bu börekten. Annem daha güzel yapar tabii ama ben de fena yapmamışım yani. Kocası çatalının ucuyla didiklediği böreğin içine tiksintiyle bakmıştı. Bu kadar tantanayı bunun için mi yaptın? Beğenmedin mi, patlıcanlı. Kocası iyice asmıştı yüzünü daha fazlası mümkünmüş gibi. Kıyma falan koysaydın. Bilemedim, seversin sandım. Bir daha görmeyeyim bu evde böyle uydurma şeyler. Bunun için bir de fırın yaktın. Bir parça deneseydin. Adamın gözlerinden ateş çıkıyor sonra. Şuna bak, domatesten vıcık vıcık olmuş. Ağzı fırın oluyor adamın. İçinden çıkanlar dokunduğu yeri. Bir daha görmeyeceğim.

Biberleri kesiyor ince ince. Patlıcanların suyunu süzüp öbür sebzelerle bir tencereye. Kaşığı çeviremeyince büyük tencereye alıyor ne varsa. Bu tencerede helvasını kavurduklarına dua gönderiyor. Ruhlarına değsin. Tencerenin ağzını kapatıp pişmeye bırakıyor. Kapı çalıyor. Açar açmaz içeri doluşuyor birkaç kişi. Koşa koşa gelmişler belli. İçeri buyur ediyor. Girenler daha oturdukları yer ısınmadan dedikoduya veriyorlar kendilerini.

Kadın akrabalarında, gittiği yerde yiyor arada bir bu börekten ama annesinin yaptığı gibi değil hiçbiri. Kendi bahçenden koparacaksın, kendi mutfağında kokuta kokuta yapacaksın. Elinin tadı geçecek. En azından ben öyle isterdim. Annemin elinin tadına en yakın benim elimin tadı olmaz mıydı?

Kadın gelenlerle çok az oturup mutfağa geçiyor. Oklavasını unlayıp açmaya başlıyor hamurunu. Dalga dalga genişliyor hamur. Gelenler, gelenlere kapı açıyor. Koltuklarda büyükler yer kavgası yapıyor. Gençler yerlerde, arka odalarda oturuyor. Ev genişliyor kapıdan girenleri yuttukça. Ev şişiyor. Sabah ne güzeldi tek öyle. Tek ne güzel her şey. Ne zaman ki birileri giriyor işin içine. Her şey şişiyor. İçim şişti.

Kocası kahvaltı yapıp çıktıktan sonra bir gün koştura koştura yapmaya kalkmıştı börekten. Elektrik kesilmiş, börek fırında kalmıştı. Kocası öğlen yemeği için eve gelmeden ağzı yana yana yarı çiğ yarı pişmiş yemişti böreği, gerisini de çöpe atmıştı. Adam fırının sıcağını, mutfağın kokusunu almıştı. Gerisini aklından kışkışlayıp börekten önce ağzının tadını bozmuyor.

Mutfağa girip çıkan. Yardım etmek isteyen. Öbürlerinden kaçan. Mutfak masasına kuruluyor. Birer birer. Biri girince öbürü çıkıyor. Kendi derdini anlatan. Sen de dulsun artık diyen. Kadınlık zor da dulluk başka diyen. Şimdi dul halinle diyene ne varmış halimde, diyor. Gitsin diye gözünün içine. Konuşan yerinden kalkıyor. Mutfağa girecek olana, kadına göstermeden çık çık yapıyor.

Tepsiyi yağlıyor. Yaprakları seriyor. Soğumuş sebzeli içten yerleştiriyor güzelce. İçeriden hocanın sesi geliyor. Tülbent isteyenler mutfağın kapısında. Alıver yatak odasından. Kendi akrabalarından biri giriyor mutfağa. Gel otur sen ne böreği bu şimdi Allah aşkına. Milletin ağzına laf mı? Kocaman ela gözlerini açıyor kadın. Börek yiyeceğim çünkü canım çekti. Var mı itirazın? Yok.

Böreği fırına veriyor. Bitene kadar içeridekilere görünüyor. Biz hep buradayız. Omzuna pat pat. Neye ihtiyacın varsa. Söyleyenin gözleri yaşlı. Hiç çekinme gel. Sıkılırsın evde, basar tek başına. Çok bilmiş göz açıp kapama, dudak büzmeler eşliğinde mutfağa geliyor. Böreğe bakıyor fırının camından. Üstü nar gibi kızarmış. İçi de yumuşacıktır. Açıyor kapağını fırının. Tepsiyi ıslak bir bezin üstüne koyuyor. Birbirine karışmış sebzelerin kokusunu içine çekiyor. Görümcesi giriyor kapıdan. Mutfakta kaldın. Cenaze evi bu. Gelirken getirirler. Laf ederler. Böreğin soğumasını bekliyorum. Eline bıçağı alıp soğumuş böreğin tam ortasından kocaman bir parça kesiyor kendine. Tabağa koyuyor. Çatal bıçak almıyor. Ağzını dolduracak bir lokma ısırıyor börekten. Domatesle ıslanmış sebzeler kayıp düşüyor tabağa. Kıymalı yapsaydın. Abim hiç sevmezdi patlıcanı. Biliyorum, diyor kadın. Sevmezdi. Ruhuna değsin.


Ayşe Parlak Akyüz