Leonard Weisgard : Zengin Bir Görsel Kültür

3 Mayıs 2021

Bir kitapta bulunan görseller, bazen hikayeyi anlatan kelimelerden çok daha fazlasını ifade eder. Görsel algının en yüksek dönemini yaşayan çocuklar, renk ve şekillerle yansıtılmış resimler sayesinde kitapta bulunan hikayeyi daha iyi algılar duruma gelir ve hayal gücünü ciddi oranda güçlendirir. Bu yüzden resimli kitaplar, çocuklar için olmazsa olmazdır.

Görsel kültürün belirli boyutunu temsil eden bir anlatım biçimi olan illüstrasyon, uzun yıllardır çocuk kitaplarının vazgeçilmezi haline gelmiştir.

Bu illüstrasyonlar evrensel değerler taşıyarak ortak bir dil oluşturur. Bu dili çocuklara en güzel biçimde Leonard Weisgard aktarabilmiştir.

Leonard Joseph Weisgard 1916 yılında New Haven, Connecticut'ta doğdu lakin çocukluğunun büyük bir kısmını İngiltere'de geçirdi. Çocuk kitaplarına olan ilgisi henüz sekiz yaşındayken ailesiyle beraber ABD'ye geri döndükten sonra başladı. New York’ta okuduğu devlet okullarının ona sunduğu kitaplardan memnun değildi. Kitaplardaki illüstrasyonları fazlasıyla monoton buluyor; dünyanın bu kadar kasvetli ve sadece tek bir renkle sınırlı olamayacağını düşünüyordu.


Pratt Enstitüsü’nde sanat eğitimi almaya başladığı yıllarda Rönesans sanatı, ilkel mağara resimleri, avangard Fransız kitapları ve illüstratörlerinden etkilendi. Sanat hayatına heyecan verici fikirler katarak tekdüzelikten kurtarmaya yönelik çalışmalara yöneldi. Kariyerine Good Housekeeping, The New Yorker ve Harper's Bazaar gibi dergiler için illüstrasyonlar yaparak başladı.

1938 yılında ilk kitabı olan Suki: The Siamese Pussy yayınlandı. Weisgard burada hem hikayeden hem de kitabın içindeki eşsiz illüstrasyonlardan sorumluydu.

Orta yüzyıl modernizminin temiz çizgileri ve renklerinin yanı sıra hem Amerika hem de Danimarka’nın halk sanatından ciddi ölçüde esinlendi. Her daim ilham alacağı bir şeyler buldu. Kitaplarında guaj boya, poster boyası, mum boya, tebeşir, dekupaj, şablonlama ve kalem, mürekkep gibi çok çeşitli renkler ve ortamlar kullandı. Ünlü illüstratör eserlerinde yalnızca boya ve kalemin çok ötesine geçti.

Weisgard, o dönemde çocuk kitapları üzerine ciddi başarılara imza atmış ve sayısız eser vermiş olan Margaret Wise Brown ile beraber çalışmaya başladı. Birbirinden büyüleyici illüstrasyonlarını Brown’ın çocuk kitapları için çiziyordu. 1948 yılında Brown’ın kaleme aldığı ; bir adanın içinde piknik yapan bir yavru kedinin, dünyanın sadece küçük bir parçası olmasına rağmen gezegendeki yaşamın inanılmaz derecede önemli bir parçası olduğunu anlatan The Little Island kitabı, içerisindeki başarılı illüstrasyonları sayesinde Weisgard’a Caldecott Madalyası kazandırdı. O dönemde Caldecott Madalyası, sanatçının kitap illüstrasyonu için ulaşabileceği en büyük onurdu. Weisgard bu mühim madalyayı kabul ettikten sonra, bir sanatçının burnunu gerçekliğe sürtmesi ve bir çocuğun dürüstlüğü ile hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Weisgard, kendi eserlerinin yanı sıra, Cinderella'nın yeniden anlatılması, Beatrix Potter'ın Peter Rabbit'in gözden geçirilmiş bir versiyonu, Hans Christian Anderson'ın Masalları ve Mark Twain'in Huckleberry Finn'in resimli bir versiyonu da dahil olmak üzere diğer yazarların sayısız kitabını resmetti.

“155 yıl önceydi, 4 Mayıs 1865'te Alice tavşan deliğinden aşağı yuvarlandı. O zamandan beri, Alice ve vatandaşları sayısız kez yeniden tasarlandı ve hemen hemen her türün yaratıcı çalışmalarına ilham verdi.” İfadelerinde bulundu ünlü sanatçı. Ardından Alice in Wonderland öyküsü için birbirinden eşsiz onlarca illüstrasyon ortaya çıkardı. O canlı ve dokulu çizimler, sanatçının en çok ses getiren eserlerinden oldu.

Ünlü illüstratör, 1951’de Phyllis Monnot ile evlendi ve 1969'da kendisi ve üç çocuğuyla birlikte Danimarka'ya taşındı. 14 Ocak 2000'de Danimarka'da yaşamını yitirdi.