Knock Knock: Şairin Evi

24 Mayıs 2021

 



2019 yılında şair ve çizer İsmail Sertaç Yılmaz tarafından hayatımıza giren The Poet House bağımsız bir small press! Evde basılmış slow book’larla alıştığımız kitapların önüne geçerek sınırlı sayıda, koleksiyonluk işler çıkarıyor. Çeşitli yazar ve şairlerin kalemini görselleştiren sanatçı İsmail Sertaç’ın bastığı eserler hiçbir kitapçıda bulunmuyor, edinmek için The Poet House instagram hesabını veya thepoethouse.co web sitesini ziyaret edebilirsiniz. 

Knock Knock çağrısı ile evinize özgün işler getiren The Poet House, sınırlı sayıda bastığı slow book’ların yurt içine ve yurt dışına ulaştırmasıyla okurların ve sanatseverlerin gözünde çok özel bir köşeyi kaptı gibi duruyor!

Bir şair olarak The Poet House aracılığıyla başka yazarlara evinizi açma fikri nasıl ve neden ortaya çıktı?

Kendimden yola çıkarak buraya vardım, özgün ve özgür metinleri, yaratımları ortaya çıkarmak için. Böyle bir şeyi herhalde en iyi şair evinde yapabilirsiniz. Türkiye’deki yayımcılığı düşününce aslında cevabı bulmak zor değil. Belki de asıl demem gereken şudur, kimin yanında olmam gerektiğine karar verdim.

The Poet House’un felsefesini bizlerle paylaşır mısınız?

Bir şair evinde ne olmasını beklersiniz? Her şeyin özgürce konuşulmasını, ortaya çıkarılanların yaratıcı olmasını, özgün olmasını. Benim felsefem de iyi bir şairin evi nasıl olması gerekiyorsa ona dayanıyor. Özgür, yaratıcı, özgün ve tüm renklere kapısı açık.

Yazıları görselleştirmek üzerine bir tutkunuz var bunun yazılanı hangi yönlerden beslediğine inanıyorsunuz?

Okuduğum her şey bende görselleşir, durmaksızın gelir gözüme görseller. Herhangi bir edebi metni okurken gözümün önüne gelen görsellerle dalar giderim. Yazıyı besleyen bir deneyim mi bu bilmiyorum ama bunun benim okuma ve yazılanı yeniden yaratma alışkanlığım olduğu kesin. Ben okumayı da böyle öğrendim, resim vardı, resmin tepesinde de bir metin ama ben metni değil resmi sesli okurdum. Bana, Uyduruyorsun, derlerdi. Üç yaşındaydım, hayır, uydurmuyordum, yazıyı gerçekleştiriyordum. Şimdi de bunu yapıyorum.

Small Press sahibi olmak dışında aynı zamanda bir şair ve çizersiniz de, bu süreçte meslektaşlarınızla bir şair olarak değil de bir çizer ve small press sahibi olarak destek olmak sizi nasıl besliyor?


Müthiş hissettiriyor, bir başkasının yaratıcı dünyasına geçiş yapmak gibi büyüleyici bir şey yok. Onların henüz ortaya çıkmamış eserlerini okuyup o dünyaya geçerek çizimlerle katılmak harika bir duygu, metne eklenmek, akla eklenmek, ruha eklenmek, hepsi birbirine karışıyor. Ve sonunda eserleri ortaya çıkarmak, duyguların tamamlanışı, insanlarla buluşması, müthiş. Her anı. Zaten ben iş birliğine gittiğim şairlere ve yazarlara hep, Eve hoş geldin, diyorum, yani, Mi casa tu casa.Haydar Ergülen gibi çağımızın çok başarılı şairlerinin dilini görselliğinizle birleştirerek bize sunuyorsunuz. Süreci ve sürecin size kattıklarını bizimle paylaşabilir misiniz?

Şüphesiz resimlediğim her metin, her şiir, her şair besledi beni. Ortaya çıkardığım hiçbir eseri birbirinden ayıramam, her biri beni çok özel yerlere götürdü. Ve evet, dediğin gibi usta bir şairi resimlemenin de keyfi başkaydı, birincisi evin nereye gittiğine, benim nereye geldiğime dair güzel bir işaret oldu. Ben bu evi kurduğumda, biliyorsun slow book’ları evde basıyorum, sahip olduğum baskı makinesinden kimlerin çıkacağını hayal ediyordum. Haydar Ergülen de bu makineden çıkan parlak bir iş oldu. Bana kattığı tecrübe bir kenara, görmüş geçirmiş bir şairin kapımı çalması şunu dedirtti: Evin yolu güzel. Umarım evin yolunu hep güzel insanlar bulur.


Henüz ulaşamadığınız ama kalemini görselleştirmek istediğiniz şairler var mı? Veya şu an hayatta olmayan yazarlarımızdan kimlerin eserlerine dokunmak isterdiniz?

Olmaz mı? Şu an hayatta olmayan yazarlardan Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam eserini resimlemek isterdim. Bay C benim okur ve yazın hayatımın köşe kahramanlarından biridir. Şimdi otursam bir ay kafamı kaldırmadan adım adım çizerim. Hem de fena çizerim. Resimlemeyi istediğim diğer eser, küçük İskender’in ''bir ayrılığın anatomisi'' isimli şiiridir. küçük İskender’in rahatsızlığı benim The Poet House’u kurduğum döneme denk geldiği için bunu istemeye sıra gelmedi. Yoksa daha önce kendisine bu şiirin bendeki hatırasından bahsetmiştim. Çok sevinirdi sanıyorum. Ama onun el yazısından bastığım, ''otuzum’a" diye not düştüğü eski bir metnini bastım, belki resimleyip yeniden basarım. Kim bilir. Hayatta olanlardan bir isim düşünmedim. Hayatta olmayanlarla bağım daha yüksek.

Ürünleriniz kitapçılarda bulunamıyor, bunun yerine siz bireysel olarak eserleri ulaştırıyorsunuz, bu bağ okurla aranıza nasıl bir katman kazandırıyor, iki tarafa da katkıları nedir?

Evet, The Poet House’un bir diğer tavrı da kitapçılarda bulunmamak. Bunu bile isteye yapıyorum. Bir small press olarak yurt dışında olduğu gibi ben de okurun direkt bana gelmesini bekliyorum, arada başka hiç kimsenin olmamasına özen gösteriyorum. Eserleri doğrudan ben paketleyip ilgilisine postalıyorum, böylelikle onlarla fikir alışverişim oluyor, tanışıyorum, kimisiyle dost oluyorum, hatta kimisiyle kendi eseri için görüşmeye başlıyoruz. Güzel bir şey.

The Poet House çatısı altında online atölyeler düzenlediğinizi görüyoruz, içerikler hakkında bilgi verir misiniz?

Evet, iki atölyemiz var. Biri, Kara Şiir atölyesi, bu atölyede şiirin ve şairin felsefesini vermeye çalışıyorum. Katılanlarla şiir yazmanın ve şair olmanın ne olduğunu idrak etmeye, kalıpları kırmaya, yaratıcı dünyaya geçmeye çalışıyoruz. Diğer atölyemiz, Kara Kitap atölyesi, bu atölyeyi yazar ve sanatçı Vuslat Çamkerten ile beraber veriyoruz. Burada yaratıcı yazının inceliklerini ve kurmacanın öğelerini enine boyuna masaya yatırıyoruz. Atölyeye nitelikli bir okur olmak için katılanlar da oluyor, bir öykü, bir roman yaratmak isteyenler de geliyor. Klasik bir yazı atölyesinin ötesinde işin özüne, okurun ve yazarın dünyasına değinmeye çalışıyoruz. Benim fikrim şu, bir şeyin felsefesine vakıfsan onu üretebilirsin, onu var edebilirsin, onu gerçekleştirebilirsin. İki atölyede de önce bunun üzerine eğiliyoruz.

2019’dan beri hayatımızda olan bu özel small press, her sene kutlama amaçlı özel bir ürün çıkartıyor. İkinci yılınızı kutlamak için 25 şairi ironik bir çizgi diliyle hapisaneye koyduğunuz bir nesne ortaya çıkardınız. Sizin hapishanenizden çıkmayacak bu şairleri seçmenizdeki neden nedir?

Seçtiğim şairlerin hepsi benim şiir serüvenime katılmış şairler, her biri hayatıyla bana ilham olmuş, kendi yolumu çizmem için de bana cesaret vermiş şairler. Hepsini bir kodese tıktım çünkü şiirin ve şairin zaptedilmez olduğunu hatırlamamız gerekiyor.

Seneye The Poet House’un yeni yaşını kutlamak için sizi nasıl bir edisyon ürünle göreceğiz, biraz ipucu verebilir misiniz?

Henüz 3. yaş için bir planım yok, olsa hemen heyecanla her şeyini paylaşırım. Ancak şimdilik hiçbir planım olmasa da şunu diyebilirim, özellikle Türkiye’deki şiir ve şair dünyasına eleştiri getirmek için bir şeyler olur. Umarım o güne dek eve kapanma süreçleri biter ve 1. yaş partisinde yaptığımız gibi toplanıp birlikte eğleniriz.

Röportaj: Rana Mengü