Hiçlik

27 Mayıs 2021

 



Kaybolup giden bir hiçlik.
Çok manasız.
Sonbaharın girmesiyle tüm tatsız rüyalarımın ana teması.
Varlığını bir kez olsun hissetmediğim şeylerin kaybolması ruhumu ürpertiyor bu sabah.
Sıradan bir ev, sıradan bir oda.
Aynada gördüğüm içi boş her bir bakış yalvarıyor bana.
Mihrabıyım sanki onların.
Uzun süredir anlam yükleyemediği onca şeyin içinde boğulmuş vaziyetteler.
Anlıyorum onları da.
Karanlık uykularımın dahi bana eşlik etmediği her gecenin sabahında
kalbimin sana söylemek istedikleri oluk oluk zihnimde beliriveriyor. Birçok şeye anlam yükleyemiyor oluşumdan mıdır bilmem,
paragrafların ortalarından başlamak gibi bir huy edindim.
Binbir hileyle kurduğum cümlelerin hiçbirinin sonu yok mesela. Mevzubahis sen olunca bastıramıyorum damarlarımdan taşanları.
Kan revan içindeyim anlayacağın.
Zihnimin dehlizlerine kadar ulaşan kalemim bile feryat ediyor.
Ne söylenebilir her sokağı çıkmaz bir kabusun içindeyken.
Beni unutmaktan koruyun, diye epey söylendi kafamın içinde yaşayanlar.
Geçmiş ve gelecek arasında sıkışmışlardı.
Aldırış etmedim.
Kaydedememiştim ki zaten sen karşımdayken görüp hissettiğim her bir parıltıyı.
Keşke başarabilseydim.
Kendimle konuşurken anlatabilseydim bari seni.
Onca sözcük, onca tasvir ve onca emek boşunaymış.
Seni anlatabileceğim şeylerin olmayışı,
birkaç saniye sonrasında nefes alacağımı bilememeyi daha korkunç kılmıştı halbuki.
Başköşemin boş
ve senin rüyalarımın eşsiz misafiri olarak kalacağını
kabul ederek
yapayalnız bıraktım seni bu odada.


Sena Şahin