Elleriyle Yeşeren Bir Şair: Furûğ Ferruhzâd

21 Mayıs 2021

 



4 Ocak 1935 tarihinde Tahran’da dünyaya gelen Ferruhzâd, küçük yaşından itibaren ona dayatılan rollere, önüne dikilen duvarlara isyan eden; tuğlaların ardında mutlak güzel şeyler olduğunu hisseden ve yansıtan bir şairdir.

16 yaşına geldiğinde bildiği geleneklere göre gazeller yazmaya başladı, yine bu yaşında kuzeni Parviz Shapoor ile evlendi. Aslında bu iki ayrı olgu hayatını etkileyen iki unsur hâline gelmiştir. Çünkü bir yıl sonra oğlu Kamyar dünyaya gelmiş ancak evliliği çıkmazların merkezi hâline bürünmüştür ve İran kanunlarına göre boşanan kadına çocuğun velayeti verilmediğinden, sevgisinden ayrı düşürülmek, onun iç dünyasını onarılamayacak türden yıkmıştır. Ona hissettirilen suçluluk ve aşağılanma duygularına, kadının “konulan yeri”nden duyduğu rahatsızlığa karşı kelimeleriyle üstesinden gelmeye çabalar:

“seni istiyorum ve biliyorum
asla koynuma alamayacağım
sen o aydın ve pırıl pırıl gökyüzüsün
ben bu kafeste bir tutsağım”

Bu acı, teslim olunmuş bir acı değildir; aksine, karşı koymaya çalıştığı bir acıdır. 1955 yılında Füruğ Ferruhzad ilk koleksiyonu olan “Esîr”i yayımladı, yine bu yıl içinde depresyon teşhisiyle bir psikiyatri kliniğinde tedavi görmeye başlar. Temmuz 1956’da “Dîvâr” (Duvar) adlı yirmi beş kısa şarkı sözü içeren ikinci koleksiyonunu kocasına ithaf ederek yayımlamıştır. Üçüncü koleksiyonunu ise 1958 yılında “İsyan” başlığı altında yayımlar. Yaşadığı dönemin koşullarına bakıldığında, iç dünyasını merkeze alan bireysellikten her zaman daha fazlası yaşadığı ve okurlarıyla paylaştığı: Soluduğu toplumunda da ataerkil geleneğin hâkimiyeti altındadır, benliği ve kadın oluşu bir zorluk olarak karşısına çıkar. İstediğini yapmayı, özgür olmayı seçmek istemesi, ona dışlanmayı ve yalnızlığı tattırmıştır.

1959’da “Gülistan Film” adlı bir şirkette çalışmaya başlayan Füruğ, yaratıcılığını sinema alanına taşır ve ilk yönetmenlik denemesini “Bir Ateş” adlı kısa filmle gerçekleştirir. İtalya’da Belgesel Filmler Festivali’nde birinciliği elde eder bu filmle. Ardından 1962’de çektiği Kara Ev filmi, Almanya’da düzenlenen Ober Havzen Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alır.

1964 yılında Füruğ’un dördüncü şiir koleksiyonu da yayımlanır, “Tovallodi Digar (Another Birth)”, şairin yaklaşık altı yıl boyunca bestelediği otuz beş şiiri içermektedir. 1965 yılında ise beşinci koleksiyonu “Let Us Believe In The Beginning Of The Cold Season” adı altında ölümünden sonra yayınlandı.

“ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim biliyorum, biliyorum, biliyorum”



 Şairlik hayatında önce beslendiği, daha sonra kendisinin beslediği bir dengeyi kurmuştur. Öyle ki, Ferruhzâd’ın kendisi biçemindeki değişim hakkında şunları söylemektedir: “Esir’de sadece dış dünyayı yalın bir şekilde açıklıyordum. O zamanlar şiir, henüz ruhuma işlememişti. Aksine kendisiyle aynı evde yaşadığımız bir eş, bir arkadaş gibiydik. Sonra şiir bende kök saldı. Böylece benim için şiirin konusu da değişmiş oldu. Artık şiiri sadece kendi duygularımı açıklamak için bir araç olarak görmüyordum. Aksine şiirin kökü bende sağlamlaştıkça, parçalara ayrıldım ve yepyeni dünyalar keşfettim.” O hem çevresinde olup bitene hem de olanların kendisinde ne hissettirdiğine duyarlı bir şairdir:

“ve bak nasıl
şiirlerimin beşiğine
sen doğuyorsun, güneş doğuyor”


Bahar Bulut  



Kaynakça
16.05.2021, https://www.forughfarrokhzad.org
İşimtekin, Soner. (2017). “Karanlığa ve Geceye Takıntılı Bir Şair: Furûğ Ferruhzâd”, İ. Ü. Şarkiyat Mecmuası, S: 31, ss. 25-58.