Yepyeni Bir Sergi Tarzı: Apartman. 52

16 Nisan 2021



26 Nisan - 14 Mayıs arasında bizleri bekleyen yeni nesil bir sergi Apartman. 52 !

Sanatın ulaşılabilirliğini arttıran bu alan sayesinde günümüz popüler kültür sanatçıları harici alternatif bakış açıları sunan sanatçı; sanatla sanatseverleri buluşturan bambaşka bir kapı aralanıyor. Tarihi dokusu sayesinde sergiyle bütünleşen Apartman.52, özgür sanatın ulaşılabilir olmasını hedefliyor. İstanbul’un her daim bağlamıyla uygun mekana sahip yapılarını izleyene sunarak alışılmış fil dişi kulesi mekanlarımızdan kopartılıp hepimizin hasret kaldığı gerçekliğe sürükleniyoruz. Bu sefer bina bazlı değil algımız üzerine yapılacak olan bir kentsel dönüşüm söz konusu. 'İyileştirme' eylemini motto edinen ekip; ruhumuzda kayda değer bir yere sahip olacağa benziyor.

Sergi küratörlerinden Lara Lakay ile konuştuk.

Rana Mengü: Apartman sizin de dediğiniz gibi ayırmak, parçalamak hislere bölmek demekken serginin ana amaçlarından birinin birleştirmek olduğunu vurguluyorsunuz. izleyende bırakmak istediğiniz his bu isimle nasıl buluşuyor?

Lara Lakay: Aslında memleket kurgusuna uygun, yazarken bazen güldüğüm de bir diyalektik var hikayede. Tezatlar, uçlar, karşıtlıklar, çarpışık, kargacık burgacık denklemler içerisinde yaşıyoruz burada ve bu bizim normalimiz. Bunun içerisinde karşı tarafa vermek istediğimiz his ve belki ortak sorumluluk, bu tezat düzen içerisinde nasıl ''daha iyi karşılaşmalar'' yaratılabileceği ve buna dair harekete geçmek. Daha basitçe şöyle diyeyim; bir düzen seni parçalara ayırırken, nasıl bir arada kalırsın, güçlerini birleştirirsin, belki de direnirsin?

RM: Sosyal medyada seni sürekli üretirken görüyor ve takip ediyoruz fakat bu sefer üretenleri bir araya getiren ve bu şekilde bizlere bambaşka bir dünya sunan taraftasın. İkili yürüttüğünüz küratörlükte seni ve partnerini farklı disiplinlerdeki bu sanatçılarda ortak olarak yakalayan neydi?

LL: Benim üretim pratiğim her daim toplamak, bir araya getirmek, deşmek ve kurgulamak üzerine olduğu için yabancı bir toprakta hissetmiyorum kendimi. En büyük şansım da Tuba’nın bana el uzatması ve bu sergiyi beraber yapmaya atılmak oldu. Ortak derdimizi sana en basitçe şöyle açıklayayım; senede 20-30 tane yapılan, sürekli aynı tipleri gördüğün, bir odanın içerisinde havadan, sudan ve paradan bahsettiğin yeni nesil sergi modeline bir rest çekmek o ayrıksı kahramanları ve detayları bir araya getirmek oldu.


 
RM: Eskinin üstüne basmak yerine tüm zamanları bir araya getiren bir şehir sergisinden söz ediyorsunuz peki ama nasıl?

LL: Zaman ateşkesi gibi bir şey düşün. Neo-spiritüel şimdicilik değil, fütürist bir geçmişi gömcülük ya da yarın her şey mübahcılık da değil. Tüm zamanları ayıramayan bir şey şehir, hele ki İstanbul. 20. YY’ın başında yapılmış bir bina bizimki, insanların evi olmuş, işçilerin lojmanı olmuş, sanatçı atölyeleri olmuş; yarın da tut ki bir kültür merkezi olsun. Galeriler beyaz duvarlar içinde ölüyor, biz yaşamın olduğu bir yere taşınmak istedik bu sergiyle.

Röportaj: Rana Mengü