Varta: Ağır Tonlar No.1

8 Nisan 2021

perde açılıyor.
alkış sesleri inletiyor her bir yanı,
balkondan uzanıyor kafalar.
beyaz bir ışık resmediyor sahneyi.
solda tek başına sevgi,
sağda grup acı
ve
ortada grup öfke.
diniyor gürültü,
hevesli ellerin çıkardığı sesler
yavaş yavaş meraklı gözlere bırakıyor hevesini.
karanlıktan bir adam yaklaşıyor,
elinde tüylü kalemiyle.
sert, kaya gibi adımlar
ve panterin derisinden gözleriyle.
işaretiyle başlatıyor komutunu,
sevginin sesi parıldıyor binada.
Adem uzanırken ağaçta,
kıpkırmızı elmalarını fırlatıyor insancıklara.
bir kelebek konuyor kalemin üzerine,
spotlar pembeliği vuruyor.
sarı yapraklar eşliğinde güller düşüyor
koltuklarında oturan seyircilerin üzerine.
eller birbirine kavuşuyor,
ten kızarıyor, vücut ısınıyor.
ardından
hızlı bir kalem hareketiyle
susuyor sevgi, grup acı giriyor devreye.
spot kırmızı rengini yansıtıyor,
kelebek yere düşüyor
ve
bembeyaz bir scottish fold kedisi
eziyor kelebenin kanatlarını.
çığlık çığlıya yaygara koparıyor kedi,
insancıkların gözlerinde yaşarmalar
yüreklerinde kırılmalar başlıyor.
sarhoş haliyle Tolstoy geçip gidiyor sahneden,
yarım bir selam eşliğinde.
bulutlar beliriyor gökyüzünde,
ufak ufak atıştırmaya başlıyor yağmur.
binanın duvarlarında çatırdamalar oluşuyor
ama aldırış etmiyor kimse.
ve
naif bir kalem hareketiyle
orta grup ekleniyor dizelere.
iki hissin hazzı bir başka geliyor tene.
spotlar bordo ışığı yansıtıyor sahneye,
usul usul gelen
Cabanel'in paletinden çıkmış gözleriyle
üstü başı çamurlu bir aslan.
bulutlar kararıyor iyice,
yağmur sağnak sağnak geliyor üzerlerine
korkak insancıkların.
binanın çatlakları daha da belirginleşiyor,
daha da artıyor çıkardığı gürültü.
ve duruyor kalem,
kesiliyor hislerin sesleri.
ışıklar sönüyor, bina sakinleşiyor.
ardından spotun kahverengisi eşliğinde
orta grup, tek başına giriyor devreye
kalemin takip edilemez hareketleriyle.
çığlık atıyor,
kaçışıyor insancıklar.
aslan kediyi yemeye başlıyor,
binanın dört bir yanı yıkılıyor,
balkondakiler ortaya düşüveriyor.
Adem gökyüzüne çekiliyor iple,
ipin ucunda da eski melek.
ağzından damlayan kanla
kükrerken delirircesine aslan
yavaş yavaş yere uzanıyor.
sol ve sağ grup yok olup gidiyor;
tozun, dumanın, küllerin içinde.
binadan arda kalan ne tek bir tuğla kalıyor
ne de heyelanın altında ezilmemiş bir beden.
geriye bir grup öfke bir de adam kalıyor,
hiç susmayacakmış gibi görünen
tizlerin uçurumunda duran
seslerin içinde.

Metehan Öztürk