Şu Tabela

6 Nisan 2021



70’ler… Saat dokuz gibi, tam da güneş batmak üzereyken, tabelanın altında sevgililer öpüştüler. Tabela tertemiz, üstündeki yazılar aşikâr. Adam yağız, arzulu ve endişeli, kadın tıknaz, gönülsüz ve heyecanlı. Aşağıdaki müzikholden bir şarkı tınıyor “il rentrait chez lui, là-haut vers le brouillard, elle descendait dans le midi, le midi” dinliyorlar.

80’ler… Kirli tüylü köpek kovaladı çocuğu. Çocuk kaçarken gök deliniyordu bir yandan. Yağmur oluğuna ayağı girdi, düştü. Tabelaya tutundu, elini köpeğe savurdu. Eli görünce sustu o da hemen, çok üstelemedi. Turuncu, eski bir Anadol geçti yanlarından, çamur sıçrattı. Köpek de çocuk da aynı oldular. Tabeladan damlalar süzülüyor. Bakışıyorlar birbirlerine öylece.

90’lar… Kadın karnındaki bebeğin tekmesiyle irkildi. Kıkırdayarak havucu yanındaki ufaklığa uzattı. Kız havucu kardan cücesinin yüzüne bastırdı. Cüce, tabela direğine yaslıydı. O şöyle bir gerileyip eserine bakarken, kadın fotoğraf makinesini buldu çantadan. Birlikte yaptıkları kardan cücenin fotoğrafını çekti. Tabela silik ve buzlu, biraz paslanmış. Anne kızının saçını okşuyor, fotoğrafın ne zaman çıkacağını konuşuyorlar.

2000’ler… Bayramlık mendiller düştü yeni yeşillenmiş otların üstüne. Yaşlı adam aldı, eliyle düzeltti, cebine koydu. Simitçi geçiyordu yanından. Ona seslenmeye yeltendi. Birden sendeledi, tabelaya başını çarptı, yüzüstü düştü. Simitçi koştu. Cep telefonuna sarıldı panikle. Tabela ne tabelası belli olmuyor. İnsanlar merakla yardıma geliyor.

Tabelaya bakıyorum. Karşısında dikilirken “Kendi kendime gülümsediğimin farkına varınca insanların beni deli zannedeceğini düşünüp gülümsüyorum” Tam da güneş batmak üzere. Önümden mahallenin kirli tüylü köpeği geçiyor. Hamile bir kadın ürküyor ondan. Yanından seğirttiği, başında boş tepsisini gururla gezdiren simitçi, cep telefonuyla konuşuyor. Tabela yeni boyanmış. Boş verip yürüyorum.

Pınar Barış Şahin