Seçilmiş Bir Sanat Eseri: Marcel Duchamp Fionel’i

12 Nisan 2021


Batının süregelen sanat anlayışına baş kaldırmış, devrim niteliğinde etkiler uyandırmış, kavramsal sanata öncü olmuş, “sanat nedir?” sorusunu yeniden gündeme getirmiş bir eser Fountain. Çağdaş sanata bakarken uğramadan geçilmeyecek bu eser ready-made (hazır yapım) anlayışıyla ortaya koyulmuştur. En başa dönecek olursak Birinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkileri tüm dünyayı sarsmışken hakim olan umutsuzluk havasının etkisiyle bir grup sanatçı toplanıp Dadaizm akımını başlatırlar. Var olan sanat anlayışının katılığına ve estetiğe bütünüyle karşı çıkmışlardır. Bir etki uyandırmak, dönemlerinde sarsıntı yaratmak isteyen Dada sanatçıları isimlerini bile bir sözlükten rastgele seçmişlerdir. Ele aldığımız bu eser Dadaizm’in ve 20. yüzyılın en etkili eseri kabul edilmektedir.


1914 yılında Marcel Duchamp ve bir grup sanatçı Bağımsız Sanatçılar Topluluğunu (Society of Independent Artist) kurarlar. Sanatta hakim olan baskıcı havadan, kuralcılıktan, kalıplardan sıkılmışlardır. Yıllık sergiler düzenlemeyi hedeflerler. Bu sergiler herkese açık olacak, herhangi bir jüri barındırmayacak ve sergilenmek istenen, ücreti ödenen her eser kabul edilecektir. Bu anlayışla düzenleyecekleri ilk sergi için yayınladıkları bildiride jüri yok, ödül yok sloganıyla yollanan bütün eserlerin alfabetik sırayla sergileneceği duyurusunu yaparlar. Marcel Duchamp sergiye bir asır sonrasının en önemli eseri sayılacak Fountain’i (Çeşme) getirir. Çeşme ters çevrilmiş R. Mutt 1917 imzalı porselen bir pisuvardır. Bağımsız Sanatçılar Topluluğu, Çeşme’yi sanat eseri olarak görmeyip sergiye gönderilen binlerce eser arasına koymamışlardır. Marcel Duchamp The Artnewspaper’da Belçikalı yönetmen Jean Antoin’e verdiği röportajında şöyle anlatır:

“Biraz aykırıydı. İlk kez New York’ta Bağımsızlar sergisine gönderildi. Bütün bağımsızlar sergisi için bir konuydu. Seçici kurul yoktu. Bağımsızlar sergisinin bütün meselesi sanatçının komitenin onayı olmadan sergileme olanağı sağlamasıydı. Bu yüzden etki altında bu parçayı gönderdim. Kabul etmeleri bir problem olmayacaktı. Sonrasında toplum nasıl bir tepki gösterecekti? Ama organizatörler ve düzenleyici komite onun sergilenmesine karşı karar aldılar. Bu benim için şok ediciydi. O ne müstehcen ne pornografik ne de erotikti. Organizatörler neden kabul etmediklerine dair bir neden bulamadılar. Onlar yapıtı arka tarafa taşıdılar. Bütün sergi boyunca yapıta olan bakışımızı kaybettik. Nerede olduğunu bilmiyorduk. Her şey söküldüğünde yapıtın nereye saklandığını ve ne olduğunu anladık.”

Bu olay üzerine Marcel Duchamp, Bağımsız Sanatçılar Topluluğu’ndaki yönetim kurulu görevinden istifa eder. Dadaistler arasında büyük bir kargaşaya neden olur bu. Akıllarda büyük bir soru uyandırmıştır “Sanat nedir?”. Duchamp’in Fionel’ini diğer pisuvarlardan ayıran hiçbir fark yoktur. Üretim aşamasına katkı sağlamamış, herhangi bir dokunuşta bulunmamıştır. Geleneksel sanattan bütünüyle uzaklaşmış, estetik haz vadetmeyen, ilgi çekici yanı bulunmayan bir nesneyi alıp sanat eseri olarak sunmuştur Duchamp. 20. Yüzyıl sanatının zanaatla özdeşleşen yapısını bozmuştur böylece. Çeşme, sanatsal beceri ve zanaat olmaktan çok uzak kalmıştır. Zihinlerde yatan sanat algısını, aslında sıradanlığını sıradan oluşuyla bozan bir pisuvarla yıkmıştır.

Duchamp, sanatı yalnızca göze hitap etmekten çok uzak görüyordu. Fikre odaklanmıştı ve bu eserini tam da bu bakış açısıyla ortaya koymuştu. Pop art ve kavramsal sanatın temeline hizmet edecekti yaptığı. Sanatta ham madde önemsizleşmişti, neyle, nasıl yaptığın değil neden yaptığın önemliydi onun için. Eserin ardında yatanlara odaklanmıştı. Tablolar ve heykellerle sınırlandırılmaktan çıkılmıştı. Sıradan nesneler de sanatın konusuydu artık. Fountain’i ve ortaya koyduğu diğer hazır yapım (readymade) eserleriyle aslında sanatı tanımlayanın sanatçı olduğunu tuval, fırça, fırça darbeleri gibi yapıtı meydana getiren unsurların önemsiz olduğunu söyler bizlere.

Filozof Noël Carroll, bu eserden keyif almanın aslında esere bakmadan mümkün olduğunu, oysa tablolar ve heykeller için bunun mümkün olmayacağını dile getirmiştir. Estetikten düşünceye bir kaçıştır bu. Arthur Danto’ya göre ise pisuvar, “bir şey hakkında olma halini” almıştır. Artık önceliği kullanışlı bir nesne olmak değildir. Önceliği anlamlı bir nesne olmaktır.


1917 yılında Dadaistler tarafından yayınlanan The Blind Man adlı dergide çıkan anonim bir yazıda Fountain’in neden sanat olduğu açıklanır.

“1. Bazıları bunun ahlaksız, kaba olduğunu iddia etti

2. Diğerleri, intihaldi, düz bir sıhhi tesisat parçasıydı.

Şimdi Mr. Mutt’ın Çeşme’si ahlaksız değil, absürt, bir küvetin ahlaka aykırı olmasından daha fazlası değil. Onu bir demirbaş tesisatçısının vitrininde her gün görebilirsin.

Ne olursa olsun Mr. Mutt çeşmesini kendi elleri ile yaptı ya da bir önemi yok O SEÇTİ. Sıradan bir yaşam nesnesini aldı, onu yeni başlık ve bakış açısı altında, faydalı önemi yok olacak şekilde yerleştirdi- o nesne için yeni bir düşünce yarattı”

2004 yılında Duchamp’in hayatını kaybedişinin üzerinden otuz altı yıl geçmişken sanatın idealleriyle bir nevi dalga geçen Fionel, beş yüz tarihçi ve sanatçı tarafından 20. yüzyılın en etkili eseri seçilmiştir. Bu esere baktığımızda sorguladığımız şey aslında sanatın kendisidir. Sıradan bir nesne, kullanıldığı halinden çok farklı bir bakış açısıyla sunulmuştur. Kafaları karıştırmış, bir asrın tartışma konusu olmuştur. O dönem için avangart sanatçılarca bile benimsenememiş bu eser, günlük hayatın en içinden sanat dünyasının temelini sarsmakla kalmamış, sanat tarihine yeni bir soluk getirmiştir.

Zeynep Hopa