Salıncak İzleri

12 Nisan 2021


sıcak şaraplar kokan kıpkırmızı bir geceden dökülüp geleceğim sana
yağmurları kestaneden,
inci bir kolye takacağım boynuma
soluğunda saklanan nesnelerin salıncağından,
bir guguk kuşu çıkacak kalbimden
sana doğru solukları antikacı dükkanı atan
kırılmış plaklar, saman kağıt mektuplar, iğnesi kırık bir gramofon
zincirlerinde parmak izleri
parmak izlerinde aşk gizlenecek
öyle derinde saklanacak ki aşk
yani gözlerimizden yumaklar dolusu kurdeleler fışkırır gibi
cümleler sağacaklar kirpiklerimizden

neresiydi o günleri boyadığımız fal rengi şehir
düş antolojimde bir çivi eksik adını hatırlamazsam
hatırlamak için bitmemiş hikayeler yazalım nostaljisi paslı
aşk da bitmemiş bir hikaye değil midir zaten
sustalı bir cümle oturtalım son satırına
ikimizin tarihini de kessin o derin sessizlik
çünkü; hüznün henüz genç yaşındayız, iyileşiriz
bir çekiliş gibi çekerler hayattan yara izlerimizi
akdeniz benim iklimimdir; bodur çam ağaçları çekerim ben hep

veya gel vazgeçirelim insanlığı aşkla oyalanmak telaşından
yüzyıllardır dağılmadı mı içimizin hoşnut mahzeni
kalplerimizi ömür boyu sessize alalım gel,
isminde bir kent ormanı gördüm de geldim ben o geceden
yeşile yüzünün rengini fısıldıyordular,
her yerde ölü ağaçların ruhları geziniyor
ölü sevgilerin ruhlarını topluyorlar her yerden
ben dünyada yenilmiş tüm çocukların mezar taşıyım
şehrin yakasına gümüş bir broş gibi takılmışım,
bayraklar serilmiş tabutunun üzerinde
hadi gel onların mezarlarına da bir avuç toprak atalım

salıncaktan bir peygamber indi az önce
cep telefonunun rehberinde hep gözyaşları var….


Berkay Ökten