Sakrament

19 Nisan 2021

elmayı yiyen ademdi
tohumu atılmıştı günah zerrelerinin
bizler şefkatle topluyorduk, memnunduk
elimize tutuşturulan kaderleri bilmezdik
ondandı bunca kırığa boyun eğişimiz
kanayan yerlerimizden doğuşumuz yeniden ve yeniden
izi kalan cellatların nasırlı ellerini öpüşlerimiz
yere çakılıyken sevişmelerimiz gökyüzüyle
ilk güne bakıp bakıp son güne kanışımız
ödünç duygular edinişimiz her bedenden
susuşlar sığdırmamız kalabalıklara
deniz kenarlarında dalga seslerine hasret kalışımız
baktığımız yakamozlarda güneşi arayışımız
uyanıkken görülen rüyaları anlatışımız hevesle
ondandı buncalığımız sığamıyorduk dünyalarımıza
başkalarınınkine taşıyorduk yetinmeden, parça parça
oysa ben seni andıkça dünyalar benim olurdu, sığdırırdım
özlemler gölgem olurdu gündüzlerimde, günaydınlaşırdık
iyi geceler dilerdim aynalara
seni andıkça zamana çentikler atardım
yanlışlar götürmezdi doğruları
özlerdim,
anne kucaklarını ve cam kenarı koltuklarını
mavi başları özlerdim,
çekirdek çitlemelerini, özürleri ve afları
seni andıkça büyürüm ben
saçlarımdan ormanlar taşar
aman tutun, taşmasın
seferberdir bize aşıklar
tüm kainat bizden yansır
senden, benden, mecnundan
seni andıkça kırlangıçlar solurum,
boğazıma oturur, kalkmaz
pamukları okşarım seni andıkça,
batar, bırakmaz
renklerle oynarım,
maviyle kırmızı mora çalar
seni andıkça, üşürüm
yaz dönümlerine sığınır ellerim
içim ısınır
yedi kıtanın yedi güneşi sana armağandır
seni andıkça kaçar çocukluğum
sevgiye kaçar çocukluğum
aman tutun kaçmasın

Fotoğraf & Şiir: Zeynep Hopa