Odalık

15 Nisan 2021

Pek çok Oryantalist ressam kişisel fantezi dünyasını Doğu'nun gerçekliğiymiş gibi resimlerine yansıtmıştır. Bu aşamada kullandıkları ögelerden biri de hiç kuşkusuz kadın figürler olmuştur. Batılı ressamlar mahrem olanı ve bilinmeyeni, sözde Doğulu kadınları, kendi düş dünyalarında yarattıkları biçimde betimlerken, bu betimlerde Batılı heteroseksüel bir erkeğin egosu, hayalleri, fantezileri ve arzuları açıkça gözlenmektedir. Bu durum kendini tanımlamak için bir "öteki"ne ihtiyaç duyuşun sanat alanındaki en sağlam örneklerinden biridir.




 Eugene Delacroix, Kanepede Odalık

Oryantalist resim repertuvarı içinde dikkate değer bir bölümünü Batılılar için büyülü bir gizemi olan harem yaşantısı oluşturmaktadır. Oryantalist resmin alt başlıklarından olan Egzotik Oryantalizm örneklerini teşkil eden harem konulu resimlerde ele alınan kadın figürler, biçimsel kökenleri bakımından Batılı nü resim geleneğinde yer alan Venüs betimlemelerine dayanmaktadır. Doğulu bir dekora sahip iç veya dış mekânda, Doğu kostümleri ile resmedilen kadınlar aslında Erken Rönesans'tan beri Batı resminde sıkça işlenen Roma mitolojisindeki aşk ve güzellik tanrıçası Venüs'ün temsillerinden başka bir şey değildir. Odalık temalı resimlerde kadraja yerleştirilen birkaç Doğulu nesne olmasa bu betimlemeleri erotik uzanan Venüs betimlemelerinden ayırmak oldukça güçtür.

Giorgione'nin Uyuyan Venüs resmiyle başlayan hareket, tıpkı bu resimde olduğu gibi resim düzlemine paralel yerleştirilmiş bir döşek üzerinde uzanan nü figürlerin Titian, Velazquez, Rubens, Goya, Manet gibi başarılı ressamlarca tekrarlanmasıyla devam etmiştir. Bahsi geçen sanatçılar tarafından yerleşikleştirilmiş bu Venüs şablonu 19. yüzyıl itibariyle oryantalist resim geleneğine taşınmıştır. Batılı erkek özne için her daim gizemini koruyan harem kadınının görülemezliği ve ulaşılamaz oluşu onun bir fantezi nesnesine dönüşmesine olanak sağlamış ve Doğulu kadın figürlere uyarlanan kadim Venüs betimlemeleri "Odalık" temalı oryantalist resimleri meydana getirmiştir.


Giorgione, Uyuyan Venüs


Odalık temalı resimlerde cinsel obje konumuna indirgenen kadınlar, sınırsız şehvet sunarlar, sonsuz bir dişiliğe sahip ve hükmedilmeye hevesli görünürler. Doğu ile ilgili bu cinsel imgelem, Batı’nın sömürgeci çıkar ve arzularıyla bağlantılıdır. Bu betimlemelerde basit ve boyun eğer vaziyette yansıtılan kadın figürler aslında doğrudan İslam coğrafyasını da simgelemektedirler. Dolayısıyla bu temayı işleyen resimlerde, Doğu’yu hakimiyet altına alma ve yönetme arzusu açıkça gözlenebilmektedir.

Jean Dominique İngres'in uzanan Venüs geleneğini tekrar eden Büyük Odalık isimli eserinde resim düzlemine paralel yerleştirilmiş yatak üzerinde uzanan bir kadın figür görülmektedir. Vücudu arkadan betimlenmiş olmasına rağmen yüzü izleyiciye dönüktür. Vücut duruşu itibariyle Velazquez'in Aynadaki Venüs'ü ile arasındaki bağ açıkça ortadadır. Sağ elindeki tavus kuşu tüyünden mamul yelpaze, ayakucunda yer alan gümüş tepsi ve içindeki pipo ile buhurdanlık, yatak üzerinde görülen altın kemer, başında ve resmin genelinde görülen her türlü tekstil ürünü Doğuya ait ögeleri oluşturmaktadır.



Jean Auguste Dominique Ingres, Büyük Odalık


Yine İngres'in Köle ve Odalık isimli eserinde çıplaklığı açık seçik bir şekilde betimlenmiş olan kadın figür, biraz gerisinde bulunan müzik aleti çalan kadından, daha geride görülen siyahi erkek figürden ve üzerlerindeki giysilerden anlaşıldığı kadarıyla harem içinde resmedilmiştir. Resimde yer alan yelpaze, nargile, ibrik ve Türk halıları da mekânın harem olduğunu destekleyen diğer unsurlardır. Çıplak figürün beyaz tenli ve kızıl saçlı oluşu onun Batılı bir kadın olduğunu düşündürmektedir. Figürün duruşunda ise Giorgione'nin ve Tiziano'nun Venüs figürlerinin etkisi gözlenmektedir. Resmin gelenine bakıldığında Batılı erkek öznenin hayal dünyasında kurduğu erotik fanteziler, uzak ve gizemli olan Doğu üzerinden izleyiciye sunulmuştur.



Jean Auguste Dominique Ingres, Odalık ile Köle


Matisse çok sayıda Odalık konulu resimler üretmiş sanatçılardan biri olmuştur. Alışılmış Doğulu nesneleri resimlerinde sıklıkla kullanan Matisse, kendinden öncekilerden farklı olarak deforme ve stilize biçimler ile görsel algıyı zorlayan renk ilişkilerini kullanmıştır.

Resimlerinde İslam sanatının bezeme geleneğinden esinlenerek derinlik etkisini tekrar eden motif ve bezemelerle elde etmeye çalışmıştır. Figürlerin dış hatlarını kalın konturlerle çevreleyen Matisse figürün hacim etkisini yok ederek figürün mekân içinde erimesine, bezemeli yüzeyle kaynaşmasına sebep olarak resimdeki öncelikli konumunu ve baskın rolünü yitirmiştir.

Matisse'nin fovist denemeleri ile son kez gündeme getirirken aynı zamanda biçimsel bir ögeye dönüştürerek anlamsızlaştırdığı Odalık imgesi yani Oryantalistlerin resimlerinde Doğulu erkeklerin cinsel haz objeleri olarak yansıtılan, bir bakıma Batının emperyalist emellerine ahlaki gerekçe oluşturan egzotik ve güzel kadın betimlemeleri 20. yüzyılın erken tarihlerinden itibaren kaybolmaya başlamıştır.


Nagihan Yıldız


Kaynakça:

Gonca Güçsav, Odalık, Görünmeyeni Sergilemek, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2012
Edward Said, “Oryantalizm (Doğubilim) Sömürgeciliğin Keşif Kolu”, İrfan Yayıncılık, İstanbul, 1998.
Uludağ Üniversitesi, Sanat Tarihi (Lisans) Bölümü, Batı Sanatı Ders Notları