La Vıe Ve Guernıca

6 Nisan 2021


Picasso, 25 Ekim 1881 yılında İspanya'nın Malaga şehrinde dünyaya gelmiştir. Kendisi üzerinde büyük bir sanatsal etki yaratan babası ressam Jose Ruiz, Malaga şehir müzesinin müdürüdür. Sonraki zaman zarfında buradaki işini kaybetmesi üzerine La Coruna'daki San Telmo Güzel Sanatlar Okulu'na resim öğretmeni olarak tayin edilmiştir. Picasso ise La Guarda Enstitüsü'ne kayıt olmuştur. Aynı yıl içerisinde enstitüdeki derslerin yanı sıra San Telmo Güzel Sanatlar Okulu'nda resim dersleri almaya başlamıştır. Okul dışındaki resim çalışmalarında babasının klasik İspanyol geleneğini sürdüren tavrı, sanatçının bu dönem resimlerinde özellikle çiçek desenleri, hayvan figürleri, manzara resimleri tercih etmesinden anlaşılmaktadır. Aile daha sonra Barselona'ya taşınmış, Picasso ise ekim 1900'de 19 yaşındayken Paris'e gitmiştir.1 1900- 1904 arasındaki, Barselona ve Paris arasında geçirdiği, yoksul kesimleri yansıtan, son derece hüzünlü, karamsar, mavi, siyah, koyu yeşil ve soluk renkleri daha baskın kullandığı, düş kırıklığını yansıtan bu dönem 'Mavi Dönem' olarak adlandırılmıştır.2 Difteri salgınında kız kardeşi Conchita'yı kaybetmesi, maddi sıkıntılar, La Coruna'daki yaşama, iklime alışamayan aile üyelerinin melankolik ruh hallerini gözlemlemesi ve yakın arkadaşı Carlos Casagemas'ın intiharının Mavi Dönem'in altyapısını oluşturduğu düşünülmektedir.3 Bunların ışığında 'Mavi Dönem' resimlerinden biri olan La Vie'yi irdelemek gerekir. 1903 tarihli yağlı boya eser bugün The Cleveland Museum of Art'ta yer alır. Eser, 'çaresizliği, yaşam döngüsünün kesilmesinden kaynaklanan umutsuzluğu, yaratıcılığın sekteye uğramasını' ele almaktadır.4 Yüzlerde görülen donuk ifade, ürpertici ton, resme bakan kişiyi bir nevi yalnızlık hissine sevk eder. Bu sahnenin sanatçının atölyesinde geçtiği bilinir. Sol kısımda ayakta duran iki figürün sevgili oldukları duruşlarından anlaşılırken yüzlerindeki ifadenin karamsar oluşu da dikkat çekicidir. Kucağında bebeği ile ayaktaki anne figürüne doğru bakmaktadırlar.

Bir başka perspektiften bakarsak; karamsar bakan yüzler ile henüz yeni doğmuş olan bebeğin, etrafındaki melankolik havaya kayıtsız duruşunu görmek mümkündür. Belki de yaşanılan bu atmosferin koyuluğu ve figürlerden sadece gözleri kapalı olanın bebeğin olması bir tür bilinçsizlik hâlinin ne kadar geride kaldığını da vurgular. Figürlerin arkasında ise tamamlanmamış, oldukça melankolik pozisyonlarda duran çizimler, resimdeki hüznü neredeyse art arda pekiştirir. Bu sürecin ardından 'Pembe Dönem' gelir. Picasso'nun 1904-1906 arasında yaptığı resimlerin sayısı bir hayli fazladır. 'Mavi Dönem' renklerinden sıyrılmış duygusal, sıcak ve canlı renkler tercih etmiştir. Sirklerin, cambazların, palyaçoların, at terbiyecilerinin renkliliği ve sıcaklığı sanatçının resimlerine yansımıştır. Bu dönemi 1908 yılında Georges Braque birlikte öncülük ettikleri sanat akımı 'Kübizm' izlemiştir. Bu akımın temellerinin 1907 yılında Picasso'nun 'Avignonlu Kadınlar' resmiyle atıldığı kabul edilir. 1920'lerde ise Neo-Klasik bir üslup benimsemiş peşinden gerçeküstücü ve dışavurumcu yaklaşıma yönelmiştir.5 Daha sonraki yıllarda sanatçıda yine kübist etkilerin arttığı gözlemlenir. 1937 tarihli 'Guernica' bu etkinin çarpıcı bir şekilde gözlemlendiği eseridir. Goya'nın 3 Mayıs'ı ve Delacroix'nın Sakız Adası Katliamı'ndan Uccello'nu San Romano Savaşı gibi resimlerden bu yana Guernica savaşın ve acının resmi imgelerinden kaçan son halkasıdır. Eser aslında büyük bir parçalanmışlığın anıtıdır.6 Picasso, İspanya İç Savaşı sırasında Guernica kentinin Franco'nun talebiyle Nazi Hava Kuvvetleri tarafından bombalanması üzerine sipariş almıştır.7 Oldukça büyük boyutlara sahip, tuval üzerine yağlı boya eserde, sanatçının siyah, gri ve beyaz olmak üzere 3 rengi tercih etmesi savaşın ağır boyutunu, yaşanan kasveti gözler önüne serer. Tam olarak iç mekânda mı dış mekânda mı olduğu seçilemeyen eserde sembolik öğeler yer alır ki bunlardan biri de aydınlatma aracıdır. Aydınlatma işlevinin yanı sıra olanlara bakmamızı sağlayan bir göz vazifesi de görür. Mızrak saplanmış ve kan içinde kalmış at, İspanya Cumhuriyeti'ni, yakınını kaybeden ve acı çığlıklar atan kadına kaşlarını çatarak bakan, somurtmuş bir boğa Franco'yu simgeler.




Tüm ilhamını da savaştan alan bir eser değildir aynı zamanda. Gözyaşı döken kadın, at, boğa gibi motifler Picasso'nun Guernica'dan önceki yıllarda yaptığı çalışmalarının bir araya getirilmesinin de ürünüdür. John Berger'e göre bu motifler ekstrem bir duyarlılığın yuvası haline gelmiştir Guernica'da.8 Eserde Dora Maar'ın katkıları ve eserin ortaya çıkış sürecini fotoğraflarla tarihsel bir belgeye dönüştürmesi diğer önemli detaylardan biridir. 9 Modern sanatın şiddete karşı verdiği en güçlü cevaptır. Guernica ve birçok ülkeyi dolaşmıştır. Francisco Franco, eserin ülkesine verilmesi için uzun yıllar mücadele etmiş fakat Picasso yaşadığı müddetçe buna karşı çıkmıştır.10 Bugün ise Madrid'deki Museo Reina Sofia'da yer alır.11 20. yüzyılda birçok esere imza atan ve şaşırtıcı bir sanatçı olarak nitelendirilen Picasso, her ne kadar başlangıçta klasik bir eğitim çizgisinde ilerlemiş olsa da kendisini bugün tanımlayan çizgi modernizmdir. Klasik İspanyol resmiyle başlayan yolun, Geoerges Braque ile birlikte temelini oluşturdukları kübizmde, soyut çalışmalarında ve kolajlarında değişim çizgisini görmek ise hayli şaşırtıcıdır. Picasso'nun sanatındaki bu devingenlik ve köklü değişim hâli, kanımca bugün çağdaş sanat müzelerinde, galerilerde sıklıkla karşımıza çıkan çağdaş sanat eserlerinin yapıtaşıdır. Son olarak sanatçının 1923'te Marius de Zayas'a verdiği demeçteki “Oysa bana göre resimde geçmiş ya da gelecek yoktur. Eğer bir sanat yapıtı her an şimdide değilse, söz konusu edilmeye değmez. Yunanlıların, Mısırlıların ve başka zamanlarda yaşayan büyük ressamların sanatı geçmişin sanatı değildir; hatta bugün her zamankinden daha canlıdır.” sözleri kendisinin sanata bakışını, sanatsal çalışmalarını daha iyi tanımlayan cümleler olacaktır.


Filiz Aksu
YalnızDergi Picasso sayısında yayınlanmıştır.