Kabuk

18 Nisan 2021


Seninle harladığım bu ateşin közleri kaldı içimde ama bilirsin benim topraklarımı küller de besler. Yine de senin tatlı suyunu diliyor kendi hükümlerinden kurtulmuş birkaç yeni tomurcuk ama onlara da öğretiyorum, benim için ayrılığın insanın içini dökmekten vazgeçmesi demek olduğunu. Herkesin sığdırıldığı bir kalbin kiracısı ve tüm küskünlüklere hâlâ zaafı olan ellerin yabancısı olarak büyütüyorum güneşe karşı her birini.

Sana doğru filizlenen ağacın köklerine asılıyorum şimdi. Sarmaşıklarını zehirliyorum, dallarını kıran rüzgârın yönünü ben değiştiriyorum çünkü sana gelemeyen her adımım için, seni her yere yazan parmak uçlarımın cezalandırıldığına inanıyor kalbim. Yapılan her çarpışmada açık artırmaya çıkarılıyor umudum, bu yüzden yenilgiye bırakılan hislerimi bilinmez köşelere saklıyorum.

Zihnimdeki evham şeytanlarının zincirlerini koparıp atmayı öğreniyorum, bana çelme takamasınlar; zarar gelmesin diye diktiğim duvarlara kentsel dönüşüm kararları çıkarttırdım, kendimle konuştuklarım yankılanmasın artık. Bazen vazgeçilenlerle yaşanıyormuş, sevgiler hariç, diye avutuyor annem hemen. Sende kalan hevesler ve düşük yapmış hayaller arşivlenmeyi kabulleniyorlar hâlbuki, bana uzatılan yara bandını tuz belliyor yaralarım böylece.

Bak, attığımız çift zarlara rağmen mağlubiyete bırakılmış sevgim bu bahsi kaybetti. Bir zamanlar kurduğum bu dengedeki cambazın ayaklarını ben kırıyorum şimdi, bir başkası ipi kesmeden önce bahanesi olsun diye. Bunu anlayabilir misin?

Kalan hislerin iadelerini yapmak için tüm yolların geriye dönüş tabelalarını iliştirdim zihnime. Olur da ansızın gelmek istersen, ben artık tüm adresleri biliyorum.


Bahar Bulut