Hagıa Art: Bursa Ulu Cami

2 Nisan 2021



Ünlü şair ve yazar olan Ahmet Haşim, 1923 yılında, Yeni Mecmua Gazetesinin Özel Bursa sayısında yayınlanan "Gurebahane-i Laklakan" adlı makalesinde, Bursa’da yer alan bir leylek hastanesinden bahsetmektedir.

Çok ilginçtir ki, o zamanlarda dünyanın hemen hemen hiçbir yerinde doğa koruması ya da hayvan hakları ile ilgili yardım kuruluşu kurulmamasına rağmen, Bursa’da kendisini leyleklere ve hayvanların sağlığı için adamış bir hayat ve kuruluş vardır.

Tekrardan Ahmet Haşim’in Bursa ziyaretine dönersek, bu inanılmaz kuruluşun yaratıcısının Greguvar Bay olduğunu görürüz. Bu nedenle Greguvar Bay bizim için bir ilham noktası olmuştur.

Kısaca Greguvar Bay hakkında bilgi vermek gerekirse,

Greguvar Bay, varlıklı bir Ermeni ailenin çocuğu olarak 1851’de Bursa’da doğdu. Babasının ipek fabrikası vardı ve ipek ticareti yapıyordu. Babası onu 1866’da şirketi temsil etmesi için Fransa’ya gönderdi. Orada bir süre gazetecilik yaptı. 1873’de Anadolu’ya dönüp ticarete atıldı ancak ilgi duymadığı için bir süre sonra bıraktı. 1878’de Bursa’daki Fransız konsolosluğunda işe girdi. 1885’de Fransız uyruğuna geçip İstanbul’daki konsoloslukta çalışmaya başladı.1911’de başkonsolos olarak emekli oldu ve 1914’te Bursa’da öldü.

Türk-kari sanat meraklısı, edebiyat düşkünü bir Fransız konsolosudur. Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli yerlerine yaptığı gezilerde aldıklarıyla evini süslemiş ve bahçesini özel bitkilerle donatmıştır.

Greguvar Bay, Bursa Haffaflar Çarşısındaki sakat leyleklerin bakımını üstlenmeye başlamıştır ve ilk olarak Gurebahane-i Laklakan’ı kurmuştur. İlk başta leyleklerin bakımı ile başlayan bu serüven daha sonra bir sürü kuş türü için hem bakım hem de hastane görevini üstlenmiştir.

Özellikle kanadı veya bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar, kör ve sağır baykuşlar burada halkın sadakası ile yaşamını sürdürmekte ve tedavileri yapılmaktaymış.Greguvar Bay bu hayvanlar ile kendisini çok özdeşleştirmiş hatta “Ben de artık bir ihtiyar sakat leylekten başka neyim?” demiştir. Dünyanın ilk hayvan hastanesi olduğu söylenen bu yerin Tahtakale’de 1950’li yıllara kadar varlığını sürdürdüğü sözlü kaynaklarca bilinmektedir.

Bu hikayemizi dijital ortama aktarırken, ekibimize hissettirdiği ortak his “paylaşmanın gücü” olmuştur. Hikayemizi dijitalleştirip, müzikleştirirken aradığımız en temel nokta bu olmuştur. Bursa’da yaptığımız bu araştırmalar ve gezilerimizin sonunda kendimizi Bursa Ulu Cami’de bulduk. Bursa Ulu Cami’nin motiflerinden çok etkilendik ancak bizi en çok etkileyen caminin hemen girişinde bulunan çeşmenin üzerindeki motif oldu.

Türk kültüründe çeşmeler, “ferahlık”, "temizlik" ve "paylaşım" olarak tanımlanabilir çünkü her mahallenin içinde bir çeşmesi vardır. Bu nedenle biz de insanların çeşme kültürü hakkındaki düşüncelerini araştırmaya başladık. Ve bizi en etkileyen yorumlardan biri şöyledir; 

“Zannımca mahalle çeşmeleri bana hep ferahlık, temizlik ve paylaşmak gibi duyguları hissettirirdi. On yıl içinde, ilk önce mahalle çeşmeleri, sonra da hissettirdikleri yok oldu. Yazık.”



 Çok uzun zaman önce değil yakın geçmişimizde olan çeşme kültürünün bizden çok uzaklaştığını, paylaşmanın gücünün, ferahlık, temizlik ve unutulmuş o samimi değerlerin somut bulmuş halinin çeşmeler, kişiselleştirilmiş halinin ise Greguvar Bay olduğunu fark ettik. Bununla birlikte etrafımızdaki hayvanlara olan o samimi yaklaşımımızın da günümüzde yavaş yavaş kaybolmasına dikkat çekmek istedik ve Greguvar Bay’ı ve Bursa Ulu Cami çeşmesini dijital dünyaya aktararak ölümsüzleştirmeye çalıştık. Ayrıca, müzikleştirme aşamasında özel leylek seslerini ve rahatlatıcı su seslerini de bir arada kullanmaya çalıştık. Bunun sonucunda GREGUVAR BAY ve BURSA ULU CAMİ ÇEŞMESİ arasında kocaman bir bağ olduğunu ortaya çıkardık.

Greguvar Bay’ı hiç unutmamak ve çeşmelerin hepimize paylaşmanın gücünü tekrar hatırlatması dileğiyle…

Oluşturulan eseri stickerın üzerinde yer alan QR kodunu okutarak ya da instagram sayfasındaki reels kısmından izleyebilirsiniz!


Hagia Team