Fazla Şiirden Ölen Şair: Edip Cansever

16 Nisan 2021

8 Ağustos 1928’de İstanbul’da dünyaya geldi Edip Cansever. İstanbul Erkek Lisesinden mezun oldu. Henüz eğitim hayatını tamamlamadan babasının Kapalıçarşı’daki dükkanında çalışmaya başladı. O dükkanın üst katında başladı yazmaya. Lakin sanatsever kişiliği çok daha eskiye dayanıyordu. Henüz ortaokul yıllarında Fatih’teki Millet Kütüphanesi’nde eski sanat dergilerini okuyup notlar alarak başlayan şiir yazma isteği, İstanbul Er­kek Lisesi’nde okuduğu yıllarda artarak devam etti.

Dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olan şair, on üç yaşındayken annesinin bir süreliğine şehir dışına çıkmasıyla ona büyük bir özlem duyup özlemini dile getiren bir şiir yazıyor. Duygularını kelimelere döküşü esasen on üçünde başlıyor. Bu olayı ablası Edibe Aykaç anlatıyor:

“…Unutamadığım bir anısı vardır. Edip ilkokul beşte veya orta birdeydi. Annem Bursa’ya gitmişti. Annemi çok özlemiş, onun için bir şiir yazmış, bana okudu. Bir çocuk dergisine yollamış, orada çıktı. Biz çok sevindik, hopladık, zıpladık filan. Ah kardeşim şair olmuş diye ben ona sarılmıştım. Yıllar sonra gerçekten değerli bir şair olunca, zaman zaman boynuma atardı elini, sen bana böyle söylemiştin abla diye.”

Erken yaşta aile dostları vesilesiyle tanıştığı Mefharet Hanım ile hayatını birleştiriyor şair. Onun deyişiyle, bir sardunya büyütüyor onları. İki çocukları oluyor.

“rengini dünyaya ilk defa sunan
adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
sevgilim
bana “sen bir şairsin” dediği zaman
yalnız sana yazıyorum bu şiiri
istersen bir şiir gibi okuma
çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
soğuklar başlayınca havalanıp
millerce yol kat ettikten sonra
güneyi tadan bir kuşun sevinciyle
ve yazmış olacağım bir de
her dönemde her çağda
sevdanın kendine özgü diliyle”

Yazmaya devam eder usta şair. Yaşamındaki her bir ayrıntıyı soyut biçime ustalıkla çevirerek oluşturur eserlerini. Yazdığı şiirler ilk olarak İstanbul dergisinde yayımlanır. TRT’ye verdiği bir röportajda, “Benim için en ciddi yayımlama tarihi, İstanbul dergisidir.” der. Ardından Salah Birsel ve Alp Kuran ile birlikte genç yazarlarla tanışmasına olanak sağlayan Nokta Dergisini çıkarır. Bu sırada ilk kitabını çıkar. Şiir anlayışı, yavaş yavaş şekillenir.

1957 yılında oldukça ünlü “Yerçekimli Karanfil” adlı kitabını yayımlar. Tamamen kendine özgü ve alışılmamış çağrışımların bulunduğu kitap, ona Yeditepe Şiir Armağanı’nı kazandırmıştır. Röportajında bununla ilgili, “Bence şiirimin, sanatımın başlangıcı Yeditepe ile olmuştur.” der.

“Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde
Oysaki seninle güzel olmak var
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor
 
Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.
 
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk
Birleşiyoruz sessizce.”

Cansever, Yerçekimli Karanfil’den sonra eserlerini felsefik olarak ele alıp toplumsal konulara yönelir. Verdiği röportajda, şiirlerinde kullandığı temalar için, “Şiirde gözlemin çok büyük rolü var. Deniz, tarih, Anadolu'nun birtakım görülecek yerleri, şaşırtıcı birtakım güzellikler, beni doğa, tarih ve insan ilişkilerine götürdü.” demiştir.

Usta şair, okuyucunun hayal dünyasında farklı çağrışımlar meydana getiren, türetilmiş suni kelimeler ve alışılmamış tamlamalar barındıran İkinci Yeni şiir hareketine oldukça başarılı şiirler kazandırmıştır. Kendi şiir anlayışını, “Benim genel olarak inancım; şiirde mit ve giz yaratmaya ve olağanüstülüğe dayanır.” şeklinde açıklamıştır.

1981 yılında Varlık Dergisi’ne verdiği bir röportajda, “İnsan yalnızdır, yalnızlığını başkalarıyla gideren tek yaratıktır. Kapanık bir yaşamım yok. Her zaman kalabalıkların içindeyim. Ne var ki gene de çoğu kez yalnızım. Belki bireyliğimin bilincine vardığım için. Belki de genelgeçer duyarlıktan sıkıldım. Kendimi açıklayarak yaşamaktan bıkmış da olabilirim. Ama sorun bu kadar özel değil. Kendimi toplumdan istesem de soyutlayamam. Toplumla, toplumsal olaylarla kopmaz bağlarım var…” ifadelerini kullanır.

İkinci Yeni hareketinde beraber eserler verdiği dostu, kıymetli şair Cemal Süreya, Cansever için yazmıştır bu dizeleri:

“Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer
Her şeyin fazlası zararlıdır ya
Fazla şiirden öldü Edip Cansever”

Toplam on yedi şiir kitabı bulunur usta şairin. Duyguları aktarış biçimiyle hatırlarız onu. Yalnızlığın binbir türlü halini önümüze serer. Kendisine özgü şiir evreninde defalarca dokundu kalbimize. 1986’da İstanbul’da vefat etti. Vefatından sonra tüm şiirleri ve hakkında yazılanlar “Gül Dönüyor Avucumda” isimli kitabında bir araya getirildi.

Belki de Cansever’in dediği gibi, kimsenin öldüğü yok. Yaşadığı da. Herkes biraz var o kadar.

Sena Şahin