Ayrı Birliktelik

21 Nisan 2021

 



Boş odaların gürültülü duvarları gibiydik.
İçimizde fırtınalar kopuyordu.
Cümleler haykırıyordu fısıltıyla, söylenmek için;
Lakin biz yalnızca sükût ediyorduk.
Bakmıyorduk bile birbirimize, karşılıklı oturduğumuz halde.

Aramızdaki bu soğukluk bizi dondurduğunda fark ettik.
Anlamıştık ki, bizi geri döndürecek hiçbir cümle mevcut değildi artık.
Bizi ısıtacak bir bağ yoktu aramızda.
Hiçbir bakışın, hiçbir şeyi düzeltemeyeceğini biliyorduk.
Sorunlarımızı el ele iken halledemeyeceğimizin farkındaydık.

Aynı sokakta yan yana, ıssız kalabalığın arasından sıyrılarak; adım atarken bile biz, aramızdaki o koskoca yabancılık hissini göz ardı ediyorduk.
Virgülsüz sıralanışlar gibi karışık, noktasız cümleler kadar da yarımdık.
Fakat biliyorduk.
Sadece zor geliyordu itiraf etmek, kabullenmek.
Kendilerini bu kadar iyi tanıyan biz, birbirimize yabancılaştığımız gerçeğini sindiremiyorduk.
Ait olmayışlığın hissi bastırıyordu bizi.
Yanlış yerde, yanlış zamanda olmuşluğun hissi.
‘Biz’ olamayışlığın tuhaf birlikteliği yıkıp geçiyordu ikimizi de.
Farkındaydık.
Sadece zor geliyordu söylemek.

Bugün burada farklı yönlere gidecektik.
Ama biliyorduk.
Tekrar,
Bu koca şehirde;
Karşılaşacaktık.
Farklı ortamlarda, farklı insanlarla; farklı iki kişi olarak karşılaşacaktık.

Göz bebeklerimiz öylece bir anda çarpıştığında bizim, içimizde inkâr edilemez bir burukluk olacaktı.
Koşup sarılmak isteyecektik belki, ama yapmayacaktık.
Konuşmak isteyecektik muhakkak, ama yapamayacaktık.
Bir sancı hissiyle birbirimizin yanından geçip öylece gidecektik; iki yabancıymışçasına.


Fakat biliyorduk.
Tam da birbirimizin yanından geçtiğimiz o anda, kalplerimiz aynı anda çarpacaktı.

‘Ayrılık’ vuku bulmuş olsa da, değişmeyecek şeyler vardı.
Unutulmayacak duygular vardı.
Orada,
Kalacaktı.
Hatırlatacaktı.
Yalnızca biz bilecektik.

Gün bittiğinde, yastığa koyarken başımızı; kimse bilmezken biz, birbirimizi düşünüyor olacaktık.
Aynı gökyüzünün altında, aynı şehrin sokaklarında; o karanlığı kimse bilmiyorken, biz biliyor olacaktık.
Yalnızca tekrar aynı şeyleri yaşamak için yeteri kadar cüretkâr olamayacaktık.
Tutuklu kaldığımız tutkulu şarkılarımızı paylaşmayacaktık kimselerle.
Unutmayacaktık.
Bizimki böyle bir vedaydı.
Yıllar geçecekti.
Yeni hayatlarımız olacaktı.
Ama biz, severek ayrılan biz; sessizce içimizin bir köşesinde gizlice yas tutacaktık.
Aynı cümlelerin altını çizecektik, birbirimize ithâfen.
Akıllarımıza süzülecektik bazen.
Lakin biz vazgeçişlerin hüznünü ve acısını aşmıştık.
İsimlerimizle nitelendirdiğimiz yara izleri olarak kalacaktık sadece birbirimize.
Kimse bilmeyecekti.
Acıtacaktı.
Sessizce acıtacaktı.
Usulca yoklayacaktı.

 
Ve,
Fark etmeden belirecekti yüzümüzde,
Ufak ve masum;
Bir tebessüm.


Şulenur Kahveci