Şehrin Sokakları

8 Mart 2021

Şehrin ışıklarının denizi aydınlattığı bir rıhtımda; bir kadın lodosun yeni dindiği rıhtımda dalgaların çarpıp gürlediği ıslak taşlara oturmuş, kırmızı derin göğüs dekolteli elbisesi ıslanmış kalçasına yapışıp sarmalamıştı. Arada sırada yükselen kuvvetli dalgalar denize sarkıttığı ayaklarını ıslatıp uykulu gözlerini açık tutmasını sağlıyordu. Biraz uzağındaysa bu serin bahar havasında birazdan tanışacağı bu kadının omuzlarını örtebilecek bir ceketi olmayan bu adam şehri arkasına almış, gözlerini kapatmış ve seslerin içine karışmıştı. Gelen her bir ses onda farklı etkiler uyandırıyor, sadece içinde bulunduğu anı değil bir bilince eriştiği andan itibaren yaşadığı her anı hissediyordu. İlerideki suculardan gelen zil sesleri, çalışan işçilerin ter kokusunun ve bahar yağmuruyla ıslanan çim kokusunun karıştığı rüzgârla sallanan yaprakların çıkardığı seslerin her biri ona bir şeyler anımsatıyor, şehrin renkli, ahenkli sesleri zihninde kelimelere dönüşüp şiirler oluşturuyordu… Gözlerini kapamış İstanbul’u dinliyordu.

Onu dalıp gittiği düşüncelerden uyandıran biraz ötesindeki sarhoş kadının zar zor tuttuğu ağlama sesi oldu. Kafasını çevirdiğinde kırmızı, vücudunu sarıp sarmalamış elbisesiyle kendisininki kadar hüzünlü ama kendisininkinden çok daha güzel olan gözlere baktığında tüm kelimeler susmuştu zihninde. Doğup büyüdüğü bu şehrin ta kendisiydi. O; ara sokakları, caddeleriydi ama o an bildiği İstanbul’dan farklı bir şehir daha olabileceğini anladı. Biraz çekingen bir şekilde yanına yaklaştı kadının, ürkütmeyeceği bir mesafede usulca ıslak taşlara oturdu. Hafifçe yüksek bir sesle kendi yazdığı bir şiirden iki mısra süzüldü dudaklarından. Kadın gözleri ıslak ona bakıp narince gülümsedi, o da sadece susup onun gülümseyişini izledi. Aynı şehir farklı izler bırakmıştı kadında. Demin dinlediği şehrin farklı bir yansımasını onun yüzündeki çizgilerde görüyordu. Yeni kelimeler canlandı kafasında ama birbirini tamamlayamadan öylece gelip geçtiler aklından. Kadının gözlerindeki yaşlar yavaşça süzülüp dudaklarını ıslattı, kendi gözleri de ıslanırken güçlenen kalp atışlarını duyabiliyordu. Ay ışığını daha güçlü hissetmeye başladı içinde, kelimeleri seçmek iyice zorlaştı o an. Dikkati bir an için arkalarından geçen muhtemelen genç bir delikanlıyla gönül eğlendirme niyetindeki gülü kapmış olan yosmaya takıldı. Delikanlı kızın beline sarılıp boynunu öpmeye çalışınca kız onu kendinden itip bir güçlü kahkaha patlattı. Hareketlerindeki abartıdan rahatsızlık duyduğu için değil, eğlenmek istediği anlaşılıyordu çocukla. Bu sırada ağaçlardan havalanan kuş sürüsünün çıkardığı gürültüyle beraber başını tekrar çevirdiğinde denizden gelen sesle beraber yanındaki kadını göremediğinde kadının suya atladığını anladı. Kalbi o kadar hızlı attı ki bir an için nefesi kesildi. Aşağıya baktığında kadının çırpınmadığını gördü. Sarhoş olduğu için mi düştü yoksa kendisi mi atladı düşünmeye fırsat kalmadan kendi de suya atladı. Yavaşça batmakta olan kadını belinden yakalayıp su yüzeyine çıkardı ve kıyıya doğru yüzdü. Kadın çokça su yutmuştu bile, bilinci kapanmıştı. Arkalarından geçen kız ve delikanlı hemen o tarafa doğru gelmişti ve adamın da yardımıyla önce kadını yukarı çıkardı sonra kendini. Kadın çimlerin üzerine hareketsiz uzanmış, elbisesi omuzlarından düşmüştü. Adam göğsüne baskı yapmaya başladıktan kısa süre sonra kadının ciğerlerine dolan suyu atmasını başardı. Kadın öksürerek gözlerini açtığında içinde yaşadığı korku ve acı gözlerine yansımış ama kendini tekrar serbestçe çimlere bıraktığında bu duygular yerini bir boşluğa bırakmıştı.

Delikanlıyla genç kız yardım çağırmaya gitmişlerdi ve biraz sonra döneceklerdi. Ve adam kadını bir daha görmeyecekti. O an ise kadın öylece gökyüzüne bakıp nefesi yavaş yavaş normale dönerken adamın havası tamamen değişmiş ve kendini derin bir karamsarlığa esir bırakmıştı. Demin birbirini tamamlayamayan kelimeler yine kolayca birbirini buluyorlardı. Kadın tek kelime etmedi, adam da sadece sustu. Yardım için gelip kadını götürdüklerinde adam serin havada üşüse de ıslak kıyafetleriyle oturup ayı seyretti ve şehri dinlemeye devam etti. Demin hissettiklerini düşünüyor ve henüz anlayamadığı şeylerin zihnine yavaşça nüfuz ettiğini hissediyordu. Şehrinin sokaklarının ismi değişmişçesine yeni şeyler vardı içinde ve zamanla anladıkları yeni şiirler yazdıracaktı ona.


Orhan Kaynak