Kaçan Uçurtmalara İnat

21 Mart 2021


Çocukken baktığın dünyayı hatırla
Ve kazı hafızana milim milimRenklerin coşkusunu,
Hayallerinin en büyük halini,
Öfkelerinin uçuculuğunu
Ve oyunlarının hayati önemini hatırla.
Bak, ne de hızlı büyüdük değil mi?
Ne de hızlı terk ettik, dünyayı kurtarma fikrini?
Bir oyuncak çaydanlık yeterken içimizi sıcacık tutmaya,
şimdi en ihtişamlı sofralar doyumsuzluğumuzu bastırmaya yetmez oldu.
Elimizden kaçırdığımız uçurtmalar,
Sonradan fark ettiğimiz, adı üstünde uçan balonlar
Gökyüzünde bir sonsuzluğun içinde şimdi.
Bilmiyorum biz mi seçtik büyümeyi ama,
yetişkinlik;
her hevese
her öfkeye,
her acıya ve her coşkuya
alışma hali belki de.


Kimse kırmamışken kalbini en sakladığın yerlerinden,
henüz kimse aldatmamışken seni,
kimse ölmemiş,
ve daha hiç karşılaşmamışken koyu grilerle,
renkli çiçekli elbiseleriyle gülümseyen o çocuğu özlüyorum şimdi.
Hatırlamaya çalışıyorum.
Düşüp yükselen para birimlerden
ve ertesi gün hangi bankadan
hangi sebeple aranacağını düşünmeden;
Küçük Prensin gülünü koyundan koruduğu
Çünkü bunun hayattaki en büyük mesele olduğu günlere dönebilmeyi diliyorum.

Sanırım zamana direniyorum,
büyüdüğümüzü sanarken yolda küçülttüğümüz yerlerimize
ve en kötüsü de,
vazgeçtiğimiz
alıştığımız
artık büyük hayatlarımızda önemini yitirmiş küçük detaylara tutunmayı deniyorum.
Ama yine de
batan güneşlerde,
biten günlerde ve yıkılıp toza dumana karışan kırıklıkların altındaki enkazlarda,
biri hala yaşıyor biliyorum.
Ve ona bakmaya çalışıyorum, gökyüzünde süzülen uçurtmayı izler gibi.
Bu yüzden,
hayallerime bir çocuk gibi inatla tutunacağıma,
gözyaşlarımı bir saat sonra ne için ağladığımı unutacak kadar çabuk kurutacağıma,
öfkemi kimseler için kapkara tutmadan,
sevgimi hiçbir önyargının kurbanı etmeden akıtarak;
Eski günlerdeki gibi renkli,
coşkulu,
mutlu ve umutlu yaşamaya dair
içimde bir yerlerde hala ayakta duran çocuğa söz veriyorum.


Ezgi Naz Aksu