İnsanlığın Duvarlarını Kardeşlik Zinciri İle Aşan Sanatçı: Saype

20 Mart 2021

Çok değil, henüz birkaç ay önce birçoğumuz Instagram hesaplarımızda İstanbul’un üç farklı noktasına yerleştirilmiş tokalaşan devasa gri elleri gördüğümüzde şaşkınlıkla karışık bir büyülenme yaşadık. Başlarda fotoşop mu değil mi, nereden nasıl çıktı, nasıl bu kadar büyük yapılabildi gibi çeşitli soruların zihnimize akın etmesine yol açan bu eser ile ilgili emin olduğumuz bir nokta vardı, o da tüm benliğimizle hissedebileceğimiz çok güçlü bir mesaja sahip olduğuydu. Türkiye toplumuyla tanışmasını Boğaziçi Üniversitesi, Beykoz ve Haliç'te yarattığı bu dev eller ile gerçekleştiren Saype, ya da gerçek adıyla Guillaume Legros, sanat dünyasına son dönemde damga vuran en genç ve parlak yeteneklerden. Beyond Walls (Duvarların Ötesi) isimli projesiyle yerkürenin çeşitli noktalarına barış ve sevgi mesajını taşıyan Saype, yarattığı bu çarpıcı sahneler ile bir nevi kardeşlik zinciri oluşturuyor. Kendi icadı doğa dostu - tebeşir ve kömürün mucizevi birleşiminden doğan - boyası ile özgün anıtsal freskler meydana getiren Saype için kutuplaşmakta olan dünyada böyle bir dayanışma sembolünün var edilmesi yalnızca şiirsel bir anlama değil, izleyiciler üzerinde sarsıcı bir tesire de sahip. Şu sıralarda 24 Mart tarihinde Institut Français’n düzenlediği “Masterclass” etkinlikleri kapsamında Türk street art sanatçısı Leo Lunatic ile beraber bilgi ve deneyimlerini aktarmaya hazırlayan Saype ile sanatına ve felsefesine dair kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli okumalar!

Şeyma Nazlı (ŞN): Çok da büyük olmayan bir ekiple oldukça yoğun bir tempoda çalışıyorsunuz. Üstelik bu çalışmaları dünyanın farklı düzen ve kültürlere sahip hemen her yerinde gerçekleştiriyorsunuz. Gittiğiniz her yerde aynı disiplinle aynı performansı sergilemekteki başarınızın sırrı nedir? Olası teknik zorlukları nasıl bertaraf ediyorsunuz?

Saype: İlk sırrın sadece deneyim olduğunu söyleyebilirim. Çok farklı geçmişlere, deneyimlere ve biraz da her şeyi yapabilen bir ekibe sahip olduğum için şanslıyım. Projeleri yönetmek artık eskisinden tamamen farklı. Gerçekleştirdiğim yaklaşık 50 proje olmalı, bu yüzden zamanla gelişiyoruz... İkinci sırrın ise tutku ve kararlılık olduğunu düşünüyorum.




ŞN: Eserlerinizle karşılaştığımda zihnimde oluşan ilk resim Michelangelo’nun Tanrının Eli tablosu olmuştu. Bir an sanki bu kült tablonun farklı felsefeye sahip modern bir yorumlaması ile karşılaştığım izlenimine kapılmıştım. Siz kendi eserlerinize baktığınızda kimlerin izlerini görüyorsunuz? Hem felsefi hem de sanatsal olarak ilhamınızı edindiğiniz isimler kimler?





Saype: Michelangelo’yu çok seviyorum ama ilham kaynağımın ondan gelmediği açık. Uzun bir süreç olduğunu söyleyebilirim. Sanatçının ilhamının etrafını saran her şeyden, deneyimlerinden, geçmişinden, onun karakterinden geldiğine inanıyorum. Benim açımdan, bu el projesinde ilk gözlemim, sanatın, insanların ve toplumun hizmetine sunulabileceğiydi. Ayrıca birçok düşünce akımına sanatçıların destek olduğuna inanıyorum. 2018 yılında bir ülkenin siyasi hayatında bile değişiklikler getiren bir proje yürüttüm. Bu projeden, birlikte yaşamanın, yardımsever olmanın ve karşılaştığımız çeşitli zorluklara ortak bir çözüm aramanın öneminden bahseden özünde hümanist bir proje yaratma fikri doğdu. İlham kaynaklarımda bana en çok etki eden Budist edebiyatı. Görsel sanatçılar pek değil gibime geliyor.

ŞN: Önceki röportajlarınızda gittiğiniz yerlere ahlaki bir mesaj vermek için gelmediğinizin, yalnızca inanç ve değerlerinizi paylaştığınızın altını sık sık çizdiniz. Bu duruşunuz halklar ve kültürler arasındaki ırk, dil, din gibi bazı engelleri aşmak için oldukça değerli. Bu noktada merak ettiğim şey ise sizin kişisel tecrübeleriniz. Örneğin İsviçreli beyaz bir erkek olarak son durağınız olan Benin’e barışı sembolize eden sanatınız ile geldiğinizde oradaki halk tarafından nasıl karşılandınız? Aşmakta güçlük çektiğiniz engeller oldu mu?

Saype: Dürüst olmak gerekirse bölünme fikrine karşıyım. Bu projede insanları bölen ve kilitleyen her şeyden kaçıyorum. Şimdiye kadar her zaman çok, çok iyi karşılandım. Hala bazı basmakalıp düşünceler var, örneğin çocukların sizden para ve hediye istemesi gibi klişeler var. Ancak bu proje, bu basmakalıp görüşleri ortadan kaldırmaya çalışmak için de var. Bu süreçlerin tamamlanması aynı zamanda çok uzun süreler de gerektiriyor.

ŞN: Siz Türkiye’de Boğaziçi’ne gelip barışı temsil eden eserinizi icra ettikten kısa bir süre sonra normalde huzurlu atmosferiyle bilinen üniversite tarihinin belki de en problemli günlerine tanıklık etti. Sizin ülkede sanatınızı sergilediğiniz ana noktalardan biri olarak Boğaziçi Üniversitesi’ni seçmenizin altında yatan sebepler nelerdi?

Saype: Bu yeri seçtim çünkü bence burası dünyaya açılmayı ve bir şekilde bilgi ve bilgeliği temsil ediyor.





ŞN: Sizi örnek alan, izinizden gitmek isteyen milyonlarca genç sanatçı ve sanatçı adayı var. Onlara iletmek istediğiniz mesaj nedir? Genç nesillere sanatınızı nasıl aktarmayı düşünüyorsunuz ve bu aktarım süreci için şimdiden oluşturduğunuz iletişim kanalları var mı?

Saype: Benim için ana mesaj, seçimlerimizdeki sorumluluk ve hayatımıza vermek istediğimiz anlam olacaktır. Başıma gelenler ve aldığım kararlar hakkında eleştirel bir zihne sahip olma fikrini seviyorum. Yaratmak istediğimiz dünya için birlikte çalışalım. Tabii ki atalarımızın yükünü taşıyoruz ama bununla istediğimizi yapmak bize kalmış.

İlk önceliğin aktarma esnasında ilham verici olmak olduğuna inanıyorum. Örnek olma görevi benim için çok önemli. Sonra da zamanımın çoğunu gençlerle tanışarak, sorularına cevap verdiğim konferanslar vererek ve benzer aktivitelerle meşgul olarak geçiriyorum.

ŞN: Son olarak, başarılarının katlanarak arttığını görmeye alıştığımız Saype’nin geleceğini merak ediyoruz. “Beyond Walls” projesinden sonra Saype’yi neler bekliyor? Hatta, biraz klişe olacak belki ama, Saype, bir sanatçı olarak, örneğin beş yıl sonra kendini nerede, ne yaparken görüyor?

Saype: Geçmişime baktığımda görüyorum ki 5 yıldan biraz daha kısa bir süre önce tanınmaya başladım...Önümüzdeki 5 yıl içinde neler olacağını nasıl tahmin edebilirim? (Geleceğim) yapacağım karşılaşmalar ve ilhamlarıma bağlı olacak. Şu an üzerinde çalıştığım iki proje serim daha var: İnsan Hikayesi ve Çöp. Bu da bana gelecek yıllarda keşfedilecek çok şey bırakıyor. Giderek daha fazla projemi finanse etmeme olanak tanıyan özel sanat baskıları sistemini geliştiriyorum. Sanat yaratabilmek için sanat satıyorum. Geri kalanını ise gelecek bize gösterecek…

Şeyma Nazlı Gürbüz