İmgelerin İhaneti

31 Mart 2021


 ''Görünen her şey, görünen bir başka şeyi gizler. Her zaman gördüklerimizin gizlediğini görmek isteriz.''
-Magritte


Pipo olmadığı iddia edilen pipo, havada uçuşan melon şapkalı adamlar, akşamları dahi parlak ve açık mavi bir gökyüzü, maske takan elmalar, camların kırılmasıyla eş zamanlı olarak paramparça olan manzaralar… Pek yakından tanıdığımız; boyutları, mekanları ve anlamları bizim için kendimizi bildik bileli belli ve sınırlı olan objelerle kelimelerin alışılmış kalıplarının ve bizim onlara yüklediğimiz anlamlarının dışında, bizden bağımsız olarak var olmaları: Gerçeküstücülüğün en önemli ressamlarından, ancak kendisini ressamdan çok bir düşünür olarak tanımlayan René Magritte’in deyişiyle, imgelerin bizlere olan sonsuz ihaneti.

''Düşünceleri resmetmiyorum. Resimsel imgeler aracılığıyla, nesneleri ve nesnelerin bir araya gelişini, bize ait herhangi bir düşünce ya da duygudan bağımsız olarak tarif etmeye çalışıyorum.''

Magritte’in resimlerinde objeler, gerçekliği bozarak bir ilişkisizlik ve kopukluk biçiminde temsil edilmektedir. Kimi zaman Magritte resimlerinde, biçimsiz ve düz renkli tabelaların üzerine birbirleriyle ve bulundukları mekanla alakasız kelimeler yerleştirir; kimi zamansa bir şapka resminin altına ''kar'', boş bir bardak çiziminin altına ''şimşek'', topuklu ayakkabı resminin altına ise ''ay'' yazar. Magritte, bu örneklerde olduğu gibi resimsel ve dilbilimsel bulmacalarıyla gerçekler ve imgelerin doğasına dair sorgulayıcı ve rahatsız edici sorular sorar. Fransız filozof Foucault, ressamın tablolarını değerlendirdiği ve sözcük-nesne kopukluğu üzerine çözümlemeler yaptığı Bu Bir Pipo Değildir adlı kitabında, düşüncelerinden ilham aldığı Magritte’in şu sözlerini, fazlasıyla etkilenerek ve haklı bularak aktarmaktadır:

“Sözcükler ile nesneler arasında yeni bağıntılar yaratılabilir ve dilde ve nesnelerde bulunan ama günlük yaşamda bilinmeyen bazı temel özellikler belirtilebilir. Kimi zaman, bir nesnenin adı bir imgenin yerine geçer. Bir sözcük, gerçekte, bir nesnenin yerini alabilir. Bir imge, bir önermedeki sözcüğün yerini de alabilir.’’

Magritte gibi Foucault da dil ve resmin birbirine indirgenemez oluşu görüşünü paylaşmaktadır çünkü sözcük her daim gerçekteki nesneden kopuk kalacaktır; Magritte’in resimlerindeki figürlerin biçimlerinin, durdukları yerlerin, isimlerinin de onların gerçekteki hallerini temsil etmekten çok uzak olduğu gibi kullandığımız dil ve içinde bulunduğumuz fiziksel gerçeklik arasında bir eşitlik kurmak aslında mümkün değildir.

'' …Gördüğümüz şeyleri istediğimiz kadar anlatalım, görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz ve söylenmekte olan şey imgeler, eğretilemeler, kıyaslamalar aracılığıyla istendiği kadar gösterilmeye çalışılsın, bunların ışıklarını saçtıkları yer gözlerin gördüğü değil de sentaksın ardışıklığının tanımlandığı yerdir.''

Fakat Magritte’in dil ve gerçeklik arasındaki ilişkiyi sorgulayan yapıtları, ressamın bir anlam ya da tutarlı bir ilişki arayışı içinde olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Aksine, Magritte bir fikri öne çıkarmaktan daha çok bakan kişiye göstergelerin gelişigüzel doğasını hissettirmek arzusundadır. Bu sebeptendir ki yapıtlarına verdiği isimler çoğu zaman yapıtın içeriğinden alakasız, genellikle çeşitli şiirlerin başlıklarından alıntıdır.

''…Sanatımın şiiri çağrıştıran bir hissiyat barındırdığını düşünüyorum. Tabloların isimleri de resim gibi bakan kişiyi şaşırtmalı; resmin içeriğiyle rasyonel, mantıksal bir bağ ile değil, şiirsel bir bağ ile ilintili olarak.''

Peki gerçekten de ihanet eden taraf, imgeler midir? Yoksa etrafındaki dünyayı yalnızca kendi bildiklerinin, değer yargılarının, kalıplaşmış ve sıradanlığa mahkûm edilmiş sözcüklerin, hissetmek değil sadece anlamak üzerine kurulu bitmez tükenmez bir ''anlam ve mantık'' arayışının bulanık penceresi ardından izlemeyi seçen insan mı bizzat kendi elleriyle ihanet edilen taraf olmayı seçmiştir?

“Bir gün gelecek ve o zaman, bir dizi boyunca sonsuz olarak iletilen andırışla, görüntünün kendisi, taşıdığı adla birlikte, kimliğini kaybedecektir.”

-Michel Foucault (Bu Bir Pipo Değildir)



Aysu Altaş

Kaynakça:
Foucault, Michel (2001). Bu Bir Pipo Değildir, Çev.: Selahattin Hilav, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları
https://www.youtube.com/watch?v=NNa058RzRY0 (Magritte ile röportaj)
Röportajdan alınan kesitlerin çevirisi: Aysu Altaş
Görsel: 
René Magritte, La Clairvoyance,1936.
La Trahison des images (İmgelerin İhaneti) (1928)