ESTETİK ALGISI VE FERNANDO BOTERO

12 Mart 2021

 


Size göre güzel olan nedir? Güzel bulduğunuz her şey yalnızca size göre mi güzeldir? Bir şeyin güzelliğinin belirleyicisi toplum ve dikte ettikleri olabilir mi?

Güzellik kavramı ve algısı elbette ki günümüze varana kadar çeşitli değişikliklere uğramıştır. Toplumun bu konudaki baskısı, bizi tek tip olmaya ittiğinden dolayı yadsınamazdır. İnsanların, özellikle kadınların üzerinde baskılanan bu durum bizleri fiziksel biçimde düşünmeye ve yorumlamaya iter.

Rönesans döneminden günümüze kadar kadınları çeşitli formlara sokarak tekdüzeleştirmeye çalışan söz konusu zihniyet günümüzde yavaş yavaş yadırganmaya başlanmış; bir bedeni toplumsal değerler ve popüler kültüre sığdırmanın doğruluğu bazı kişilerce sorgulanmıştır.

21. yüzyılın en çok ses getiren sanatçılarından Fernando Botero, günümüzün estetik ve güzellik anlayışına ters ve uzak çalışmalarıyla, sanat dünyasına yeni bir ses getirmiştir. Kolombiyalı ekspresyonist sanatçı Botero, şişman insan ve hayvan figürleriyle tamamen kendi tarzını oluşturmuştur. Bu tarz, ‘’Boterismo’’ olarak karşımıza çıkar. Estetik algımızı sorguladığımız ve tamamıyla alışılagelmişin dışında oluşturulan eserlerde sempatik ve şişman insanlarla beraber canlı renklerin hakimiyetini görürüz.

Botero, ‘’Şişman güzeldir çünkü şişman insanlar diğer insanların yüzünde hemen bir gülümseme yaratma kabiliyetine sahiptirler ve sempatiktirler. Bu yüzden eserlerimde şişman figürleri kullanıyorum.’’ Diyerek resimlerinin mantığını sade bir biçimde açıklamıştır.

Botero’nun, özgün üslubuyla oluşturduğu tombul aile portrelerinin yanı sıra, çeşitli konulara da farkındalık kazandırmak amacıyla çalıştığını söylemek mümkün. Örneğin Pablo Escobar’ın Ölümü adlı çalışması, kendi ülkesinde yaşanan toplumsal olaylara farkındalığını ve belki de tepkisini bize kanıtlıyor.

Aynı zamanda Latin Amerika’da yaşayan insanlar ve onların kültürleri, Kolombiya iç savaşı, boğa güreşleri, sirkler ve eserlerinde gördüğümüz daha birçok konu, Botero’nun içine doğduğu kültürün izlerini bize yansıtıyor. Sanatçının, ‘’Resmimde, çok gençken yurdumda tanıdığım bir dünya ile karşılaşır insanlar…’’ sözleri bu durumu doğrular nitelikte.

‘’Boğa güreşini çizmeye cesaret ettim çünkü bu konuyu çok iyi biliyordum. Bir konuyla benliğiniz arasında güçlü bir ilişki yoksa, o konuyu çizemezsiniz…’’

Botero, eserlerinde abartının var olduğunu dile getirerek, söz konusu abartının insanları neşelendirdiğinin vurgusunu yapıyor. Abartılı şişman insan ve hayvan figürleri, çarpıcı renkler ve popüler olana uzak bir estetik anlayışı sanatçının eserlerinde bütünlüğü oluşturuyor.

Sanatçı, güzellik algılarımıza yeni boyutlar katan bu üslubunu, diğer meşhur eserlere de uyarlamış. Örneğin Leonardo da Vinci’nin Rönesans sırasında oluşturduğu ünlü eseri olan Mona Lisa’yı bu tarzda hiç görmüş müydünüz?

Botero’yu diğerlerinden keskin biçimde ayıran bu özgün tarz, günümüzün güzellik algılarını yıkıyor ve şişman olanın da sanat niceliği olarak kullanılabileceğini bize aşılıyor. 21. Yüzyılın en özgün sanatçılarından kabul edilen Botero ve eserleri, fark yaratabilmeyi başarmış; gerçek sanatın, sanatçıdaki dayanılmaz dürtüyle ortaya çıktığını bize gösterir durumda.


Sena Şahin