Elveda

9 Mart 2021

Ne çok şiirler, şarkılar, öyküler yazılmış ayrılıkların ardından. Bu bir ayrılık hikâyesi değil...

Sevmenin bin bir türlüsü var ama bu türlüsünü görmemişsinizdir. Gövdemin ve ruhumun tam ortasına oturtup onu, zarar görmesin diye en korunaklı yerimde sevdim. Başa alıp alıp dinlenen şarkı, fırından yeni çıkmış ekmek kokusu, yeni doğmuş bir bebeğin annesiyle ilk teması gibi bir sevgi, anlatabiliyor muyum? Her şeyiyle görüp tüm hatlarıyla sevmek, sürtünerek değil okşayarak yontmak birini. İlmek ilmek örülmüş anılarda zamanı durdurup içinden geçmek, birlikte yeniden doğmak bizimkisi. Bütün sayfalarını, kelimelerini, hecelerini içime işlediğim, defalarca okuyacağım bir kitap bu. Susuz bıraktığım dudaklarımla, her sayfasını ayrı ayrı öptüğüm. Tüm afetlerde en kuytularıma gömdüğüm. Benim tek kutsal kitabım, ulu ağacım, deli pınarım, kalbim, aklım... Öyleyse en sevdiğim kelime sana gelsin; elveda.

Gökyüzümden yıldızlarım dökülüyor şimdi, hepsini topluyorum. Yetişemediklerim içinse birer dilek tutuyorum, merak etme.

Belki başka bir gün, başka bir yerde...

Belki de kalbimi çok uzak bir yere bırakıp kaçmalıyım. Çünkü birlikte yaşayamıyoruz artık. O özlüyor ben ölüyorum, o duruyor ben özlüyorum. Anlamakta zorlandığım bir duyguydu eskiden, şimdi etim budum özlemden oluşuyor. Nereye gitsem, ne yesem, ne içsem bitmiyor.

Hayat devam ediyor, biliyorum. Her şeye herkes gibi alışıyorum. Fakat özlemi de ezen bir korku türüyor içimde; anıları, yüzünü, kokusunu unutmaktan korkuyorum. İnsan bu, zamana yenik düşüyor. Dirensem de unutacağım, bunu da biliyorum. Unutmak istemiyorum, ama çok yorgunum.

Ben de ondan öğrendiğim son şeyi yapıyorum; kaçıyorum.

Merve Özdolap
KAFKAOKUR Dergisi, Kasım-Aralık 2016.