Buldum Renklerimi

26 Mart 2021










Hangi sırrın peşine düştün de bir sabah ansızın öteye savruldun? Öyle gece sessizliğinde, insanların derin uykusunda değil de güneş herkesin tenini kavururken, çocuklar oradan oraya koşarken, tek fısıltının tüm kentin kulaklarında yankılandığı saatlerde. Ansızın değildi belki de. Bir konserde mi haykırmayı seçerdi insan, yoksa tenha bir sokak arasında mı diye düşününce… Kalabalığın arasından kimseye dokunmayan sözcükler gibi, göz göze gelememekten bıkmış sevdalılar gibi, belki de hiç dönmeyecekmiş gibi gittin.

Sallanan köprülerden, taşlı yollardan, karanlık ruhlardan geçtin. Ben soluk harflerden, devrik cümlelerden, anlamın kıyısından geçmeyen yazılar yazdım. Sen çerçevede sonsuza dek mıhlanmış bir fotoğraf arzusu duyarken, fotoğraflarda sana ait ne varsa tek damla yaş akıtmadan kestim. Dile getirmediği sözler usulca zehirlermiş insanı, ben her yerde adını andım. Duygularını yitirdiğin çorak yerde, ben sevgimle çiçeklerden koca bir bahçe yarattım.

Hatırlamaya çok ihtiyaç duydum. O dönemler sustum. Güneşli bir Nisan gününe tutulacağımdan habersiz, biraz da umutsuzdum. Sonra bir ses duydum. Başladım ruhumu zehirleyen her duyguyu anlatmaya. Tüm seslere küsmüştüm oysa. Kendimi dinledim, sonra biraz da Thomas Azier. Söyleyecekleri varmış meğer. Kırgındım, dinledim. İsyanın ortasındaydım, dinledim. Her tınıda farklı cümleleri kulağıma fısıldayan şarkının aslında hiç değişmediğini o Nisan günü fark ettim. Fotoğrafların sahibi oldum. Sokakların, anlamsız yazıların baş kahramanı oldum. Sonra bütüne baktım. Yeni bir ben olmuştum.

Kayıplara el uzattım ve her birinden bir benlik yarattım. Üzerime kapatılan kapılara veda bile etmeden eşiklerden uzaklaştım. Şarkılar yazdım kendime bakarak. Kendi sesim ve müzik dışındaki farklı seslerle tanıştım. Sınırlarım vardı, kaldırdım. Aşamadığım duvarların her birinden kendim atladım. Hayata geç kalan bir çocuk vardı derinlerde. Sevgimle büyüttüm onu, büyüdüm. Aşkın şarkısını ararken, aşkın şarkının ta kendisi olduğunu fark ettim. Birinin zaferi iki kişiyi bitirmeye yetebilirdi tabii ama bir bitişten yeni bir başlangıç yaratmayı öğrenmiştim ben. Kaybettiğim rengimi özlemeyi, karanlığımı dağıtacak çocuğu aramayı bıraktım. Zaten tek renge bulanmak istemem artık. Derinlerimde sevgiyle büyüyen o çocuk, her gün en güzel renkleri diziyor önüme. Bir gün beyaz olurum, bir gün mavi ama hiç karanlık olmam, artık karanlıkta kalmam.

Sidal Yurt