Aksi

10 Mart 2021


Bazı şeylerin içinde sevgi olmasa da olur canım, bu onları yaşanmamış saymaz ki, bazen bu dünyada nasıl böyle sağlam kaldığına şaşıyorum doğrusu. Sonuçta yıllar geçiyor, kim diğerinden ne aldıysa o. Yaptığın tüm inceliklere artık insanlar bıkkınlık gözüyle bakıyor. Aynı sofrada yemek yemeye oturduğumuz insanlar bile kendilerine dayanamayan insanlar, biliyorsun sen de. Rahatça yerleştirebilirsin ellerini masaya, dizlerinin üstünde kalmasın hemen gidecekmişsin gibi diyorsun lafın arasında, tüm herkesi kesip atıyorsun orada.

“Kimsenin içtenliğine inanmıyorum artık, korkusuzca her şeyi soruyorlar, deşiyorlar sanki içimi!” Onca kalabalığın içinde yine kendini ayırıyor, bizi bırakmıyordun yanında. Senden haddinden fazlaca beslenerek yaşadım ben bu zamana kadar, şimdi bu söylediklerine inanarak bırakırsam seni hâlim nasıl olur bilmiyorum. Bilinmezlikten korkar, başımı geriye çevirerek yaşarım ben. Bazen kötü zamanlarımız, sürekli kavga ettiğimiz günler de oluyor elbet ama durmaya ihtiyacımız olduğunu anladığımızda da bunun için izin veriyoruz birbirimize demişsin benden önce. Şu aldırmaz görünen bedenler arasında geçmişi eşeleyerek yaşamamam gerektiğini sen öğretememişsen daha bana, başka da kimse öğretemez, değil mi? Bakma her cümlemin sonunda senden onay istiyormuşum gibi bitirmeme, insan seninle konuşunca onaylanmak, anlaşılmak istiyor. Kalkmaya hazırlanma hemen, biraz daha oturalım burada. Sen konuşma ama ben yine anlatayım, artık daha çok anlatıyorum. Bu sefer söz, lafı sana getirmeyeceğim.

Sabahları erken kalkıyorum, kimse için kendimi mutsuzluğa itmiyorum, hâlâ heyecanlanabildiğimi görünce neşeleniyorum diyorsun, sevindim. Bak herkes kendi yoluna gitti, diye avuttum ben de kendimi, avutmaz olur muyum? “Senin gibi kalamadım ben ama. Şu yaşına gelmiş, hâlâ ayıp saydığı bir kelimeyi söylerken sesini kısanlardansın sen, ben artık bağırabiliyorum.” Ne yapalım yani, ben de artık kalabalık hiçbir sokakta yürüyemez oldum. Boş sokaklar da kalmadı artık, her yer öylesine başkalarının anılarıyla dolu ki, dayanamaz oldum. Bunda da haklıymışsın, birini yüklenmek daha ağırmış kendini yüklenmekten.

Sen izin verdiğin için oluyor bunlar aslında ya da vermediğinden, bilemiyorum şimdi, diye iki yakamdan yakalıyorsun sanki beni. Öyle ki sende bir şey var; o kadar benimsemişsin ki bunu, hayatının merkezine koymuşsun. İyi gelmediğinin, yanlış olduğunun farkında olmadığın gibi, aksine, gördüğünü diğerlerini nasıl göremez, diye hem şaşırıyor hem de alay ediyorsun. Senin sözlerini herkes onaylıyor, aylar geçti ben hâlâ yerimde sayıyorum, seni almış karşıma konuşuyorum.

Aynı masayı çevrelememize üzülmüyorum aslında, biraz daha yanımda kalacağını bilsem böyle olmazdı. Ne yapayım kalbim kırıldı diyemiyorum şimdi, her şey bir pamuk ipliğine bağlıydı zaten. Biz gülecektik, yanıldık.


Bahar Bulut