Zincir

22 Şubat 2021



Yağmuru, güneşi bilenlere bırak
Yanmayı, sönmeyi bilenlere
Sen ki daha doğmadın
Rengini dağıtmak ne
Haddini aşmış bir sürgüne

Bodrumlar akşamca karanlık
Sevdanın kanadı
Çocuğun güzelini yazdığımız evlerde
Büyür ya dizeler insanların dilinde, büyüdük
Yasakların elinden tuta tuta
Günleri çala çala şiire
Bilmeden midemizin altında büyüyen sancıyı
Unuturduk bazen çocukluğu
Erken de sayılır zannımca, büyüdük
Babadan kalma kitapları gezdire gezdire
-Boynumuz omzumuza denk-
Hüsranların yalnızlaştırılmış sahnesinde

Ömür bak işte bu gördüğün
Gölge uzadıkça sancısı uzuyor, yakışmıyor
Uçurtmanın ipinde bulutlara yolladığımız
Haylaz mektubun düşlerine

Büyüttüğümüz Anadolu
Benzemiyor büyüdüğümüz Anadolu’ya
Bahçesinde yetişen kırmızı, bu yeşil
Kanadığımız çeşme bu değil

Madem desek şimdi
Madem ömür dediğin yakışmıyor
Düş denen şu naneye
Naneleri ektiğimiz toprağı alıp
Sevdiğimizi göğsümüze doldura doldura
Gitsek öylece
Gitsek yüzünü bilmediğimiz yolların
Mevsimlerimizi yüzüstü bırakmayacağı memleketlere
Balkonlarında yağ tenekeleri, cümbüş sardunyalar
Sokaklarında gri değil,
Oynanan oyunların kahkahaları olsa
Gökyüzünde turnalar uçsa
Gitsek öylece

Nafile

-Hani o ev, hani çocukluğumuz falan-
Bizi bize bağlayan paslı zincir
Yazılı durur düne astığımız dizelerde
İrademiz kayalarla hemhal
Samyeli altında kavrulur
Şiirin kollarımızı bıraktığı hecede
Bekleme, başka memleket hayal
Bulamayız başka memleket nerede
Pusulamızı kaybettik düşe kalka büyüdüğümüz
Kenarı dantelli mahallede

Danteller biraz anne işi
Anneleri karıştırmayalım kederimize

Tekin Tekik
Çizim: Fatma Erkuş