Siyah Bir Gölge Ağlıyor Kapıda

24 Şubat 2021

sonu kahvaltıya çıkan sevişmelerin
gün boyu süren sarılmaları boynumda
seninle doğuyor gece
ve seninle peydahlıyor gündüzü
saklıyorum sardıkça çoğalan bir kokuyu koynumda
ben,
sende ve tüm satrançlarda yeniliyorum

benden bir parça koparıp iliştir gövdene
benden bir şeyler çalıp sakla
önce benden sonra da bu tanrıların akıbetinden
koru rüyalarımı gecelerin sessizliğinden
tüm hesapları ödendi hayatımın
gel ve kaldır beni bu masadan

balkonda duran bir silüet, siyah bir gölge ağlıyor kapıda
mor bir havlu silmek için tüm izleri bastığı yerden
sol yana atılmış çapaların sol yanımıza lekelediği
sevilmeyen şaraplar dolduruyor bardaklara
kilitliyorum dudaklarımı saçılmış bir gerçeğe
seni kendimden çok
seni yol kenarındaki çiçekten
seni aynaları kıran yüzlerden
yazamadığım şiirlerden
seni senden sakınan
bir ruhu dizginliyorum
gel ve dindir bu telaşımı

sırtını dönüp uyuyana sarılan devler
arkamı döndüğümde boş kalan yatakta
soluyor çiçekler sırtımda
yatağın ortasında yatmak bir alışkanlık
olmadığımdan hiçbir yatağın ortasında
bilmediğimden iki kişilik uykuları
bilmediğimden ayıracağım yeri
bir gövdenin sıcaklığına
bilmediğimden
dahil olmayı bir oyuna

sen bu sokaktan geçince yıkılıyor evleri kalbimin
çöküyor tüm çatıları mutsuz çocukların üstüne
sen bu sokaktan geçince kırıyor dilim tabularını
kaybetmekten çok aramaktan yorgun bir bilmeceye
sen bu sokaktan geçince
bir cevap arıyor

bir gemi çiziliyor getirsin diye mutluluğu
bir deniz resmediyor ellerim sana
götürsün diye başladığım yerden uzağa
götürsün diye tüm gölgeleri
bıraksın diye sadece siyah olanını
sen bu evden gitsen de
ağlamasın diye hiç kapında
ve bu kapı her çaldığında
bilsin diye gelenin
ve bu evden hiç gitmeyecek olanın
sen olduğunu

Hazal Kebabci