Malt

17 Şubat 2021

Malt kokusuyla yoğrulmuş teninin kokusu burnumdan göğsüme doğru sızıyor ve güneş ciğerlerimden vücuduma doğuyordu o sabah. Ciğerlerinden ciğerlerime ışıyan paylaşılmış güneş ışınlarıydı nefeslerimiz. Mutluluğa dokunabilmiş tek varlıktı saçlarım; dünyada bir ilk! Kollarından koltuğa akarken bıraksam dans edeceklerdi tel tel, salonun ortasında. Gözlerimi çekmek istemedim üstünden, sanki silinip gidecektin tek göz kırpışımla. Ellerim sımsıkı tutup avuçlarını, anlatmak istiyordu yanımda olmanın anlamını. Öyle güzeldin ki, yapamadım. Bu kadar güzel şeyler hep ürkütücü olmuştu benim için; kaybedişe hazır değildim.

Okunmak için aylardır başucunda bekleyen kitabı eline aldığındaki koku gibi, zihninin en kuytusuna sakladığın ve onun ağzından çıkan bir saniyelik bir nota gibi, gözbebeklerinden dudağına doğru süzülen bir damla gibi beklenen bir histi bu; içeriden dışarı doğru yavaşça sıcaklığını veren, kimsenin göremediği ama tüm hücrelerinde hissettiğin. Nafile bir çaba, nafile bir duyguydu dalga dalga gelip dayanan şakaklarıma. Büyük bir tehdit! Ama ne bileyim, belki bu sefer görünür ruhum dedim. Kırılmaz sanılan beton bir plaka değilim, paramparçayım hatta ayaklarının altında.

Gülümseyişime bakma. Bir dokunuşun kocaman bir hikâye anlattığı yorgun bir ten, kulaklarını dört açmış dinliyor ritmimi şimdi. Ne değişir bilmiyorum ama dinliyor beni. Belki diğerleri gibi o da bir masalda kurdun karnına girip yok olmayı bekliyor, gerçek olmayan bir “yok olma”yı. Biraz gizlenip dinlendikten sonra kurtarılacağını biliyor; sıcak, bıkkın ama tek parça. Korunaklı, güzel geçici bir yuva vadediyorum belki ona da. Ve masalın sonunda yine ölüyorum.

Ama küllerim olmasa da yeniden doğarım ben, yeniden. Yine öyle öperse ve tutarsa ellerimden, yanında dimdik dururum. Kırılmam, bükülmem. Belki birkaç nota olurum, ellerinden dökülen. Yalnızca onda kaybolurum. Belki de korkup yalnızca bir şarkıya sokulup uyurum.

Merve Özdolap
KAFKAOKUR Dergisi, Haziran 2018.
Çizim: Rabia Gençer