Kırmızı Balon

26 Şubat 2021


“Her insan bir dünyadır.” - Herbert

Hepimizin ihtiyacı olan şey sevgi değil mi? Bu sevgi sadece insana olan sevgi olmayıp bize iyi gelen, iyi hissettiren ve yanında güvende hissettiğimiz bir varlığın sevgisi. Kırmızı Balon’un Pascal ile olan gerçek dostluğu gibi. O sevgiyi bulduğumuzda her zaman yanımızda isteriz. Bu sevgiyi görmemiş ve bulamayan insanlar ne yapar? Bu sorunun cevabını kendi içimizde cevaplayabiliriz.

Ufak bir spoiler uyarısıyla giriş yaparak imgeleme yapmanızı isteyeceğim. Balon görselini gözünüzün önüne getirin. Çoğumuzun aklına “özgürlük” geliyor. Sizce de özgürlüğü çağrıştırmıyor mu? Kırmızı Balon istemediği yerlere girmeyerek bir mesaj mı veriyordu? Belki de özgürlüğünün kısıtlandığını hissediyordu. Kırmızı Balon arkadaşlarını seçmekte ve kendini güvende hissedeceği ortamlarda bulunmak istiyordu. Yukarıda bahsettiğimiz sevgiyi onu bağlı olduğu yerden özgür bırakan Pascal’da gördü. İkisinin arkadaşlığını kıskanan ve onu yok etmeye çalışanları da gördü. Filmin ilerleyen dakikalarında Kırmızı Balon’un Pascal’ı yalnız bırakmadığını görüyoruz. Kırmızı Balon’un farklı bir varlık olması yaşadığımız sistemi sorgulattı. Sistemin içinde değilsen ve herkesten farklıysan seni aralarında istemezler. İnsanlar onu yakalamaya çalışsa da, elinde tutup kontrol etmeye çalışsa da, Kırmızı Balon gibi olanlar asla boyun eğmez. Çocukların, Kırmızı Balon tarafından kendilerinin önemsenmemesi ile doğan kıskançlıkla çocukların kötü yanlarının ortaya çıktığını görüyoruz. Belki de Kırmızı Balon onlardan zarar geleceğini biliyordu. Çünkü her zaman iyiliğe ve kötülüğe hizmet eden duygular vardır. Önemli olan hangi tarafta olduğunuz. İyi tarafta olmak insanı her zaman özgürlüğe kavuşturur.

Film bittikten sonra günümüzün arkadaş ilişkilerini sorguladım. Masumiyet duygusunun yavaş yavaş kaybolması… Teknolojinin getirdiği kolaylık ile herkese ulaşıyoruz. Hem de çok kolay ulaşıyoruz. Emek verilmeden kurulan ilişkilerin çoğu zayıf bir ilişkiye dönüşüyor. Gerçek dostluğun ne kadar sağlam olduğunu hepimiz biliriz, değil mi? Gerçek dostluk, en ufak bir şeyde yıkılmaz. Günümüzde böyle bir alt yapıya sahip olmayan ilişkiler toz gibi dağılır hale geldi. Aynı iskambilden evler gibi... Peki sevdiğimiz insanlar için ne yapıyoruz? Onların ihtiyacı olduğunda mı yanındayız yoksa kendi ihtiyacımız olduğunda mı? Eğer Kırmızı Balon günümüzde çekilmiş olsaydı bu kadar saf bir şekilde konunun işleneceğini düşünmüyorum. Düşünsenize, Pascal Instagram DM üzerinden mi balona ulaşacaktı? Yoksa telefondan görüntülü arayarak mı sevgisini gösterecekti. Biri onun canını yakmak istediğinde tweet atarak mı koruyacaktı. Günümüz ile 20.yy’da yaşanılan çoğu şeyin ne kadar değiştiğini bir kez daha fark ettim. Hepimizin hayatında birkaç tane Kırmızı Balon’u vardır. Belki de var sanıyoruz… Sahi, Kırmızı Balon’unuz var mı? Ya da hiç oldu mu?

Son olarak, Herbert’in “Her insan bir dünyadır.” sözüne değineceğim. Her insanın kişiliği, düşünceleri, duyguları ve hayata olan bakış açıları farklıdır. Günümüz yeni dünya düzeninde belirlenen tek tip insanlar ön plana çıkarılıyor. Otoriter dünyamızda, sistemle uyumlu olmayan ve baskılanan her insan, toplum ilişkileri ve üretkenliğinin kısırlaştırılmasına yol açar. Kendiniz olma cesaretini her zaman gösterin.

Ve sen sevgili okuyan; yaptığın her işi Pascal’ın Kırmızı Balon’u sevdiği gibi sevmen, kendini de Kırmızı Balon gibi özgür bırakman dileğiyle…

Selen Danacıoğlu