İstanbul Metrosu'ndan Bir Kare

26 Şubat 2021



Metrodayım kitabımı getirmedim olsun
Ne zamandır aklımda boş bir kitap yazmak sözcüksüz çizgisiz
Eğer şimdi ben kitap okusaydım şu soldaki kadın gibi
Şüphesiz göremeyecektim karşımdaki
                                          bacak bacak üstüne atan adamı
Başında kasketi bej rengi eski siyah kunduralı belki Mehmet ismi
Göremeyecektim Mehmet abiyi eğer kitap okusaydım
Bir ağaç bir insan dikkatli bakılırsa daha değerli tüm kitaplardan
Tren yavaşça kalkıyor istasyondan

Yeni Sahra
Herkeste bir kibarlık çiğnemiyor kimse birbirini
Çünkü herkese yer var
İniyor biri boşaldı iki kişilik yer
                             çünkü iki kişilik oturur erkekler

Herkes bir şeyler düşünüyor gibi saklıyor gibi
Şu soldaki adam
                      o değil
                               şu şu
                                       evet o

Karşısındaki kadına bakmamak için dakikalardır
                                               ayakkabımın tozunu alıyor
Toplu taşımalarda baktığımız yerler
                        daha çok bakmak istemediğimiz yerlerdir
                                     buna rağmen bakışlarımız sinsi bir şekilde
                                                  bakmak istediğimiz yerin etrafında dolanır
Kimimiz boyununu gerer sağa sola
                       görmek için görülmek için fark edilmek için
                                     kafasını kaşır kimimiz aynı sebeplerden dolayı

Tren Koz Yatağı’na yaklaşıyor saat gece yarısına
Biri esmer diğeri sarışın iki kadın iniyor
                            bir kadın daha bebek arabasıyla
                                          üç de erkek biniyor
Erkeklerin sayısı arttı
Burnunu sildi vagonun en güzeli insanlık hali

Vagonda YETİM GÜLERSE DÜNYA GÜLER diye bir bilboard
Soruyorum vagondakilere doğru mu
Bana boş gözlerle bakıyorlar
Yalnız annelere soruyorum anneler şefkatlidir
Biliyorum bunu bildiğinizi daha bir çok şeyleri ezberden
Doğru mu annecim eğer yetim gülerse dünya güler mi
Beni görmezlikten geliyorlar duymazlıktan
Bostancı’yı geçip Küçük Yalı’ya geldik
Yeni gelen bıyıklıya soruyorum
                Arkadaş gerçekten
                            onlar gülerse
                                       dünya güler mi

Bana meraklı gözlerle “No Turkish”
Çok şanslısın dedim İngilizce
"Allah Allah” diye sinirlendi Arapça

Maltepe’ye yaklaşıyoruz
Vaktiyle Maltepe sigarası vardı dayanamadı
Amerikan sigaralarına
Çünkü içerden ihanete uğradı
Bilboard’taki diğer soruyu soruyorum
                     Biz yeter miyiz dünyayı değiştirmeye
Müzik dinleyen kadının kulaklığını çıkarıp soruyorum
                                            Sahi biz yeter miyiz
“Defol şuradan pislik“ diye çıkıştı

İnen çok Maltepe’de binen yok
Bir sonraki durak Huzur Evi
Soruyorum istasyona belki merhamet gösterir
Yetim gülerse dünya güler mi
Biz yeter miyiz
Mavi ceketin içinde Huzur Evi esnerken “Ben bilmem” dedi

İyice sıkıldım
Kondüktöre Lütfen devam edelim dedim
Kafasını sallayarak “Emredersiniz”
Rica ederim ne emri dediysem de
“Emredersiniz” diyerek başını eğdi
Bazısına alışkanlıklardan kurtulmak gölgesinden kurtulmaktan zor
Birden Mehmet ayağa kalktı
“Bi dakka hemşerim burası benim durak”
Huzur Evi Mehmet ve ayakkabılarımın tozunu alan arkada kaldı

Gül Suyu
İki kişi indi kimseler binmedi
Gittikçe azalıyoruz
“Yetim gülerse dünya gülmez”
Kim söyledi bunu diye sordum
                                         cevap yok
Aynı tok sesli “Yetim güldüğü zaman dünya gülmez” dedi
Daha yakından geldi bu sefer ses


Esenkent istasyonuna girdik
Sordum Sen miydin o
Esenkent kibarca ama şaşkın “Pardon”
Kondüktöre baktım hemen kafasını salladı
“Emredersiniz”


Bu sefer bu bir emir değildi demedim
Yoksa artık emir vermekten mi hoşlanmaya mı başladım
Bu soruyu ve Esenkent’i geride bıraktık
Bir sonraki durak Hastane Adliye
Hastaneler hayatın sonu birçok ülkede
                                       adliyeler adaletin
Soruyorum istasyona Kim söyledi yetim gülerse dünya gülmez diye
Adliye masaya vurdu ben istemsizce ayağa kalktım
“Dünya yetim güldüğü zaman gülmez” dedi
“Dava kapanmıştır”

Ne mübaşir gördüm ne sanık ne davacı ne de katip
Yalnız adaletin yüzünü gördüm arkasında bir masanın
Büyük gözlükleri kirli beyaz gömleğiyle hastane çıktı karşıma
“Güler” diye fısıldadı
Emin olmak için yaklaşıp tekrar sordum
                              ama bu sefer hiçbir şey anlamadım
Sonunda boynundaki stetoskopu ödünç alıp tekrar dinliyorum
             “Yetim gülerse dünya güler”
                      “Yetim gülerse dünya güler”
                              “Yetim gülerse dünya güler”


Tam teşekkür edip stetoskopu geri verecekken
423 numaralı odadan acil beklendiği anonsu duyuldu
                       birdenbire gözden kayboldu bu gelişinden daha aniydi
Çünkü gelirken önce ayak sesleri sonra kokusu
                      sonra elindeki dosyası sonra kendisi gelmişti
Ama gidişinde hepsi birdenbire yok oldu
İnen birine soruyorum
Gülerse güler mi diye
                       cevap “Bana ne”

Yeni durak Soğanlık
Sonra Kartal ama ben göremeyeceğim
“Pardon” diye seslendi arkamdan biri
Hemen dönüp heyecanla soruyorum 
Güler mi
“Ne diyorsunuz be ben şunu unuttunuz diyecektim şunu”
Teşekkür ederim ama o stetoskop benim değil
                                        deyip iniyorum trenden

Yasin Ertas
Çizim: Fatma Erkuş