Hüzün

25 Şubat 2021

Kapana kıstırılan duyguların esiri olmadığı zamanlarda henüz. Yalnız ve bitkin düşmüş atışında kalbin. Esiri olmadığımız gökyüzünün gazabından sığınacağız yeryüzüne bir hilal vakti, avuçlarımızda papatyaların kanı akacak, hüzün denilen şey o hırçın atıyla koşturacak üzerimize doğru bir elçi edasıyla. Saklanamayacak bazılarımız. Yitirilecek. Her yeni gün kızgın bir geyik gibi sekecek yeryüzüne, koşturacak nereye olduğunu bilmeden. Yanacak papatya tarlaları dolaşacak kanları, üzerlerine doğrultulan silahların kabzasına. Ve ey sen! Yüce dağ düşsün gölgen üzerimize ay çıkmadan ininden. Korkma, topal zaman kalkamayacak yerinden. Bak doğruldu bulutların askerleri, düşüyorlar üzerimize kör kurşunlar gibi. Bak, ortasındayız geri dönemeyeceğimiz bir yolun, tam ortasındayız. Kapandı yeryüzünün kapıları. Evler, caddeler, arabalar ve tanığı olan hayatlarımızın her şeyi, gömülüyor bir bir bu kapana. Esirgeme bizden yüceliğini ey dağ! Doğrul yeniden yerinden, topla üzerinden düşen çocuklarını bir bir, eğit bir mızrak gibi cesaretli ve dik. Ama bırakma bizi bir başımıza sahte ışıkların mahkum ettiği bu yerde yeniden. Soluyor yavaş yavaş nehirler ve göller. Gitgide taşkınlaşıyor her bir damlaları kaçıp gitmek için himayesine okyanusların. Şelaleler yemin ediyor bak ey dağ! Duy ve dinle. Ve sen dönüp bakmayacaksan, gözyaşlarının gözleri kör ettiği bir gecenin sabahına doğru, çekil ötelere, cennetin kapıları aralansın bırakıp gideceğin yerden. Geçit açarken koca bir umutla sözcüklere her bir dil, pişman olacak korkacak öfkesinden bu dev harf topluluğunun. Kapatacak açtığı her geçidi ama yetişemeyecekler hepsine birden, topal zaman yürümeye çalışırken yemin etmiş gibi gökyüzüne. Yapraklarını kurban eden her bir ağaç, doğruluyor yerinden Dağa haykırmak için çığlık çığlığa.

Hüzün kapıda. Zaman topal. Gökyüzü çağırıyor herkes ve her şeyi tüm öfkesiyle, usanmadan. Çaresizlik bağırırken kulaklarına yeryüzünde toplanmış olan herkesin, yerimden doğrulamıyorum. Gölgem yetişse ayın karanlığından yeryüzünün ihtişamına. Kanından doğacak yeniden papatya tarlaları. Ama yapamıyorum. İzliyorum, çaresiz. Yücelik, boynumda takılı kalan bir ip gibi sıkıyor her bir zerremi. Hüzün geldi… Ve gökyüzü alıp götürürken karanlığına yeryüzünün en muhteşem eserlerini… İzliyorum, çaresiz. Hüzün geldi… Ve bu sefer geri dönmeyecek.

Onur Ekin
KAFKAOKUR, Mart 2019.
Çizim: Eren Caner Polat