Bataklıktan Çıkan Temiz Bir Ruh: Lotus

19 Ocak 2021




Lotus kirli ve çamurlu suların dibinde yetişir. O kadar güçlüdür ki, suyun tüm kirine rağmen köklerinin dibe doğru uzayıp gitmesine izin verir, nihayetinde de kendini suyun yüzeyine kadar ulaştırır. Yaprakları bir anda kuvvetlenmeye, güçlenmeye başlar. En beklemediğiniz anda çiçek açar. Tüm bu savaşının ardından tertemiz olması herkesi şaşkınlık içerisinde bırakır, kirli sulardaki saflık olarak bilinir. Manevi aydınlığa ulaşmanın, ruhsal uyanışın, arınmanın, reenkarnasyon ve ölümün sembolüdür. Bu yüzden Budist felsefesinde, insanların öldükten sonra yeniden doğuşlarının lotus çiçeğinin üzerinde olacağına dair bir inanç vardır.

Yunan mitolojisinde bir efsane lotusun hikâyesini şöyle anlatır; güzel bir tanrıça ormanda kaybolur ve bir bataklıkta boğulur. Bu bataklık, kaderleri başarısızlık ve umutsuzluk olanlar için tanrılar tarafından yaratılmıştır. Genç ve güzel tanrıça, düştüğü bu bataklıkla yıllar boyu savaşır ve sonunda umudun ve inancın zaferini sembolize eden bir lotus çiçeğine dönüşür. Sanki dipteki çamurla hiç mücadele etmemiş gibi tüm kirlerinden arınarak dünyaya gelmiştir. Çiçek açtığı zaman çamurdan dışarı doğru yükselir. Gece olduğunda çiçeğin yaprakları kapanır ve suyun altına geri çekilir. Suya dalmak için kapanır, günün doğuşuyla beraber, yapraklarında hiç kir olmadan kirli su tabanının yüzeyine çıkar. Ne su damlaları taşır yapraklarında ne de kir. Size nereden geldiğini, nasıl bir savaşın galibi olduğunu göstermez baktığınızda. Her şey diptedir, orada yaşanmış ve orada bitmiştir. Yüzeyde tüm sakinliği, temizliği ve galibiyetinin görkemiyle öylece durur lotus. Bataklıkla savaşmış, umudu sayesinde kazanmıştır. Kutsal doğumun, en güçlü temsilcisi hâline gelir.

İnsan da böyledir, yalnız tutunmaya inancı olduğunda bir lotus gibi güçlenir, hiçbir şey meydan okuyamaz kırgınlığına. Hepimizin göğsünde açmayı bekleyen, savaşmaya hazır bir lotus vardır. Öyledir ya, umut kirli sulara, zayıf köklerine rağmen savaşmaktan vazgeçmeyen bir lotus gibi, en ummadığı yerden yeşerir insanın. Ancak kaderinden sıyrılıp büyümeyi tercih ettiğini, kendi döngüsünü kırıp gün yüzüne çıktığını fark ettiğinde baş başa kalır benliğiyle. Gerçek ancak o zaman kanıtlayabilir kendini. Galibiyetlerinin verdiği güçle mağlubiyetlerine olan öfkesini sıyırır kendinden. Suyun altı yaşanıp bitmiş bir öğüt, üstü yeni bir başlangıçtır lotus için; dipteki her şeyi kabullenir, dünyaya gelişi bir savaş niteliği taşısa da yer vermez öfkeye içinde. Gücünün ve güzelliğinin bir hikâyesi olur, bir değeri olur o gün geldiğinde. İnsan da böyledir, suyun üstünde olmayı, dipteki mücadelesine, umuda borçludur. İnandığında her şeyi dönüştürüp büyütür, tüm saflığıyla bir lotus gibi açar yüzeyde. İnsan inandığında, tüm bataklıklara galip gelebilir.

Hazal Kebabci

KAFKAOKUR Yaz:Umut Sayısı.  Çizim: Bengisu Koyukan