Yollar


Bugün attığım her yeni adımım için yarın üç adım geriye düşeceğimi sanırdım. Şimdi seninleyken bir olasılığı her gece önüme koyup yüreğimi kemiriyorum. Bu zamana kadar elimde tuttuğuma inandığım tüm dengeleri beni kuşattıkları için bırakıyorum, aldırma.

Ben attığım her adımda bir dağ tırmanıyormuşum gibi hissedip sana berrak denizlerde yüzdüğümü iddia edebilirim. Bir sona kendimi hazırlamaktan çok uzağım. Sol yanımın unutulmasını dilediğim her günümün cezasıdır bu diye çekiyorum kulaklarımı. Sırtıma sardığın şefkat gün gelecek cüssemle alay edip ezecek beni, biliyorum. Sana gelemediğimi söylediğim tüm yolların en ücra köşelerinde buluyorum kendimi tek başıma. Senden sonra her teşekkürüm yerini küfre bırakıp alt edecek beni diye kaldıramıyorum kafamı yerden. Bu devranı kendi çapımda döndürmeye inat ediyorum. Usulca gülüyorsun.

Bir tramvay hattı kalbimin sızısını saklıyor yol boyu, tüm durakları yutmaya yemin etmiş gibi kapatıyorum gözlerimi. Sen bana uyusam da geçmeyecek şeyleri öğretmişsin çoktan. Dağıtsın o zaman ellerin bu kâbusumu diye yakalıyorum yakanı.

Seninle sapabilme ihtimalimizin olduğu tüm çıkmaz sokakların adreslerini silmeye kalkıyorum haritalardan. Bu sevgiyi idam etmeye hazır cellatların baltalarını çalıyorum tek tek. “Kime elini atsan senin yağmurunda ıslanıyor,” diye her kapı eşiğinde ezberlettiğin ezberi bozuyorum anne. Sonunda üşüteceğim bir sağanağın tam ortasında duruyorum.

Bahar Bulut
2010 · KAFKAOKUR