Kurgu Ve Felsefe İç İçe: Paulo Coelho

3 Aralık 2020

 


Evrensel olarak çekici ve tüm dünyada okunabilir eserler veren, popüler Brezilya edebiyatının tartışılmaz kralı Paulo Coelho. Şimdiye kadar yazılmış en çok satan romanlardan biri olan Simyacı’nın arkasındaki adam birçokları için ruhani bir guru olabilir ancak geçmişinde uyuşturucu ve partiler vardı.

1947 yılında Brezilya’da doğdu. Babası mühendis, annesi ev hanımıydı. İlköğrenimine San Ignacio’da başlayan yazar, ilk edebi ödülünü okulundaki bir şiir yarışmasında aldı. İkinci ödülünü ise ablasının kendi ödevi olarak teslim ettiği denemesinden aldı.

Ergenliğinde hep yazar olmak istedi. Annesine bunu söyledikten sonra şu cevabı aldı: “Canım, baban bir mühendis. Dünyayı çok net bir şekilde gören mantıklı bir adam. Yazar olmanın ne demek olduğunu gerçekten biliyor musun?”

Bu, günün birinde yazar olma yolculuğunda kararlılığına sebep olacak bir cümleydi.

Doğumundan on yedi yıl sonra, anti-sosyal eğilimlerinden endişe duyan ebeveynleri tarafından akıl hastanesine gönderildi. Taburcu edilmeden önce üç kez kaçtı, 1967’de taburcu edildi.

Taburcu edilmesinin ardından Coelho’nun hayatına dair karasızlıkları, yön bulma arayışları başladı. Yazarlığa başlamadan önce ülkesinde tanınan bir şarkı sözü yazarı olan Paulo Coelho, yirmili yaşlarını Raul Seixas için şarkılar yazarak geçirdi, satanist bir gurunun vaazını dinledi, uyuşturucu tüketti ve o zamanlar Brezilya'nın genellikle “yıkıcı” olarak algıladığı bir hayat yaşadı. Yıkıcı faaliyetleri nedeniyle hükümet tarafından esir alındı ve cinsel organlarına elektrik şoku verilerek işkence edildi.

Coelho yakalandıktan sonra yaşam tarzına ani bir değişiklik getirdi, dünyayı dolaştı. Avukat olarak işe girdi ve kilisede bir kadınla evlendi. 1975 ile 1982 arasında rutin karşılaşmalar, düzenli yemekler ve sabit maaş çekleriyle dolu bir yaşam sürüyordu. Ancak kısa sürede bu hayat ona sıradan gelmeye başladı ve eşini terk etti. Ardından şu anki eşi Christina Oiticica ile dünyayı dolaşmaya başladı.

1987’de Coelho, Portekizce O Diário de Um Mago (Bir Büyücünün Günlüğü) başlıklı The Pilgrimage'ı yazdı. Kitap Coelho'nun hayatı ve Santiago de Compostela güzergâhındaki yolculuğu hakkındaydı. Yolculuğunda ateizmi, budizmi ve bir dizi başka inancı deneyen Coelho, en sonunda katolikliğe döndü. Hac, oldukça iyi karşılandı ancak sadece bir yıl sonra yazdığı diğer kitabı Simyacı birkaç yüz nüsha basıldıktan sonra durduruldu.

“Bestseller” Yazar

Simyacı’nın 65 milyon kopyası dünya çapında satıldı. 53 ayrı dile çevirilerek Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi. Coelho, yaklaşık 60 dile çevrilmiş 150 milyondan fazla kitap sattı. Üstelik Simyacı, dünyanın en çok alıntı yapılan kitabı da olabilir.

Bırakın hayallerimizin peşinden gitmeyi, hayal kurmayı bile unuttuğumuz dünyada Simyacı, ruhumuza bir rehber gibi dokunuyor. Aslında hikâye basit: Endülüslü bir çoban çocuk, peygamberlik rüyasını takip ediyor ve Mısır'da bir hazine bulmak için bir yolculuğa çıkıyor. “Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen hazinesi vardır.” diyor kitapta. Altını çizebileceğimiz cümlelere baktığımızda kitabın nasihatname özelliği taşıdığını kolayca söyleyebiliyoruz. Ayrıca kitabın Mevlana’nın hikâyesinden yola çıktığı da söyleniyor. Almanya, Fransa gibi ülkelerde en çok satanlar listelerinde yıllarını geçiren Simyacı, şimdiye kadar Portekizce yayınlanan en çok satan kitap ve hâlâ listelerdeki yerini koruyor.

Coelho'nun diğer kitapları da geri kalmıyor. Yazarın akıl hastanesindeki kendi deneyimlerinden esinlenerek yazdığı Veronika Ölmek İstiyor (1998), 1980’lerdeki hac ziyaretini yansıtan romanı Zahir (2005) de listelerde üst sıralara yerleşti ve çok satarlara girdi.

Coelho'nun kitapları, kişisel dramayı evrensel sorularla iç içe geçiriyor. Hikâyeler içeriğiyle anlaşılır bir şekilde ilgi çekici olsa da çekiciliğinin büyük kısmı hikâyelerin ardındaki felsefi kalitede yatıyor. Nietzsche ve Sartre ile benzerlik taşıyan yazar, öykülere kendi felsefesini giydiriyor, akılda kalıcı karakterler ve durumlar yaratıyor. Örneğin Simyacı’nın Santiago’su, kitabın adıyla anılmanın yanı sıra akılda kalan, edebi açıdan güçlü kurulmuş bir karakter olarak biliniyor. Yazarın düşünceleri yaratılış, benlik, düşler, aşk, yaşamın amacı etrafında dönüyor ve tüm bunları felsefi bir bakış açısıyla ele alıyor. Coelho'nun okuyucuları onu genellikle ruhani guru olarak kabul ediyor.

“Her şey bana yanlış bir karar vereceğimi söylüyor, ama hata yapmak hayatın bir parçası,” diyen Coelho için kitaplar yeterli değil. Yazarın röportaj, tanıtım videoları ve felsefi monologları kapsayan bir Youtube kanalı da var. Videolardan birinin başında “Hayatın anlamı hakkında konuşalım,” diyor. Kitaplarında da okuduğumuz, gördüğümüz anlam arayışını, felsefi konuşmalarını bu platformda da okuyucularıyla bir araya getiriyor.

Twitter Kralı

Coelho’nun Twitter hesabı, kitapları, fikirleri ve video kanalı kadar aktif ve kapsayıcı. Hayranlarının resimlerini retweetliyor, okurlarının onun kitaplarından seçtiği (hatta bazen ona atfedilmiş ama ona ait olmayan) ilham verici alıntıları yazıyor, çektiği fotoğrafları paylaşıyor. Yaklaşık 15 milyon takipçisi var ve The Guardian ile 2013 yılında yaptığı röportajda “Twitter'ın bir sanat olduğunu düşünüyorum,” diyor.

İşte popüler tweetlerinden bazıları:

“Kendiniz olduğunuz için asla özür dilemeyin.”

“Bir hatayı tekrar ettiğimizde, o artık bir hata değil bir karardır.”

“Hayatı anlıyorsanız, bir gerçeklik kontrolüne ihtiyacınız var.”

Ayrıca yazarın yıllarca biriken tweetlerinden oluşan The Magical Moment adında bir TweetBook’u da var. Joong Hwan Hwang tarafından çizilen kitap, 2013 yılında ilk olarak Kore'de yayınlanıyor.

Kitaplarından çok kazanan Coelho, ülkesinde Paulo Coelho Enstitüsü'nü kurdu. Bu kurum, Brezilya'daki yaşlılar ve yoksul çocuklara yardım ediyor.

2005 itibari ile İsviçre’nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu’nu düzenleyen Schwab Vakfı’nın yönetim kurulunda olan Paulo Coelho, UNESCO'nun Kültürlerarası Diyaloglar Programı'nda danışmanlık yapıyor. Halen Brezilya'nın ikinci büyük kenti Rio de Janeiro'da yaşıyor.

Yazan: Hazal Kebabci
Çizim: Fatma Erkuş