Makas Eller: Tim Burton


Makas Eller çekileli beri, dile kolay, tam otuz sene geçti. O tarihten bu yana, gerek filmle ilgili, gerekse de Tim Burton ve Johnny Depp uyumu ile ilgili sayısız yazı yazıldı, söyleşi yapıldı ve –zamanla– efsaneler yaratıldı.

Modern bir Frankenstein hikâyesine sahip olan film, bu unutulmaz öyküden yer yer hüzünlü, yer yer de komik olması sebebiyle ayrılıyor. Burton, kamerasını muzip ögelere sıkça alan açan bir biçimde kullanmaya gayret ediyor.

Film, bir mucidin kendi yarattığı bir makine insanı tamamlayamadan ölmesini ve o mekanik insanın makaslı elleriyle kalakalmasını odağına alıyor. Ne kadar süredir öyle olduğu bilinmez, mucidin evinde bir başına kalan makaslı el (Edward), ev ev gezip Avon marka kişisel bakım ürünleri satan bir kadın tarafından bulunuyor. Akabinde onun aracılığıyla, kasabaya getirilen Edward ilgi odağı oluyor. Kasabanın kadınları tarafından ilgiyle takip edilen, benimsenen Edward, makas elleriyle bahçedeki ağaçları biçerek –işlevli– bir makine olduğunu da gösterip, insanların sempatisini kazanıyor. Bu yeteneğini ileriye götürüp, köpekleri ve insanları da –biçmeye– tıraş etmeye başlayan Edward, âdeta kasabanın sevgilisi oluyor fakat o gönlünü, onu alıp "insanlığa kavuşturan" kadının, üniversiteye giden kızına kaptırıyor. Kızın, belalı ve zengin bir sevgilisi var fakat Edward, bunu umursamıyor. Daha çok Yeşilçam melodramlarında görünür bir aşkla, pasif fakat arzulu bir şekilde aşkını içinde yaşıyor. Açılamıyor bile…

Bir yandan da popülaritesi artan Edward'a, insanları ve doğayı "tıraş etme" yeteneğini paraya dönüştürmesi salık veriliyor: Merhaba modern dünya! Edward için değişen bir şey yok aslında. Onun keyfi yerinde… Bu teklife de ifadesiz bir tavırla, insanların yönlendirmesiyle kapılıp gidiyor ve oyunu onların kurallarına göre oynuyor. Bir dükkân bulunuyor, bankaya kredi için başvuru yapılıyor vs. Herkes biliyor ki, Edward'ın bu yeteneği, bir artı-değer ürettiği ölçüde değer kazanacak. "Sevabına kullanılan bu yetenek" hak ettiği ilgiyi ancak o zaman görecek. Fakat insanların/insanlığın bu çabası, Edward'ın aşkının baskın çıkmasıyla sekteye uğruyor. Edward, tutkuyla sevdiği kıza olan aşkından dolayı başını belaya sokuyor ve bir türlü kurtulamıyor. Yanlışlıkla da olsa, sevdiği kızın –eski– sevgilisini öldürüyor ve yine mucidin evine kapanmak zorunda kalıyor. Sonsuza dek!

Filmin üzerine pek çok şey söylenebilir. Başta da değinildiği gibi ortaklıkları kristalleşen yönetmen ve oyuncunun ilk çalışmalarının Makas Eller olması, bu çalışmanın sinema tarihine adını altın harflerle yazdırması ve sonraki yıllarda ortaya çıkan üretimin ilk işaretlerini taşıması açısından filmin önemi aşikâr. Edward'ın film çekildikten hemen sonra, bir popüler ikona dönüşmesi, oyuncaklarının üretilmesi, posterlerinin yapılması, Johnny Depp'i uluslararası bir şöhrete kavuşturması, Tim Burton'ı fantastik sinemanın en gözde yönetmeni yapması filmin başarısının en nesnel göstergeleridir.

Fakat bizce filmin bu denli sevilmesinin ve çekiminden çeyrek asırdan daha uzun bir süre geçmesine rağmen, hâlâ üzerine yazı yazdırabiliyor olmasının temel sebebi, insan ruhunun derinliklerine ulaşabilmesidir. Bu hususta bahsedilen Edward'ın duyumsadığı tutkulu aşk ya da ona karşı ev sahibesinin hissettiği koşulsuz sevgi değil elbette. Makas Eller, insanın sosyal ve kültürel yanına dair de güçlü teşhislerde bulunabilen, bireyin ikircikli ve riyakâr yanına vurgu yapan sert bir film. Eser, her ne kadar komediye yakın durup, melodramla harmanlansa da katı bir sosyal gerçekçi eleştiriyi de bağrında taşıyor.

Filmin içinde kapitalizme dair eleştirel bakış açısını sıklıkla görmek mümkün. Bilindiği gibi Edward, makas ellerini tamamen keyfine göre kullanıyor. Canı isterse gidip ağaçları biçiyor, köpeklerin tüylerini düzenleyip, onlara bir stil kazandırıyor ve kadınların saçını kesiyor. O kadar keyfi bir his ki bu, onun bunu yaparken ne denli özgür olduğunu görmemek imkânsız gibi. Fakat onu evine alan Avoncu kadının kocası (Bill), bir uyarıda bulunmadan edemiyor. Bill, bu işten neden para almadığını soruyor akşam yemeğinde. Karısı atılıyor ve bu işin karşılığında Edward'ın kurabiye aldığını söylüyor. Bill ısrar ediyor, "İhtiyaçlarını kurabiye ile alamazsın," diyor. Akabinde ekliyor: "Kurabiyeyle araba alamazsın." Şüphesiz burada tartışılan yapısal bir ekonomik sistem aslında. Edward'ın ekonomik ilişkisi, daha çok ilkel komünal toplumların takas alışverişini andırıyor. Bill ise modern kapitalizmin bir temsili gibi daha çok. Para varsa yaşam var, para yoksa yaşam yok.

Kapitalist ekonomiye dair –ilkini de destekleyen– ikinci tartışma ise Edward'ın bir ilgi odağı olarak televizyona çıkarılması… Basın, her "farklı" kişi gibi Edward'ı da piyasaya sunmak istiyor. Edward, özel bir insan olduğu (çünkü elleri makastan) ve yetenekli (insan, köpek, ağaç berberi) olduğu için basın tarafından sömürülmeye çok müsait. Sanki hayvanat bahçesinde bir şov canlısıymış gibi programa çıkarılıyor ve ona çeşitli sorular soruluyor. Onun insani yönüne dair pek çok soru soruluyor fakat içlerinden en can alıcısı ise şu oluyor: "İşleriniz çok ilginç, sıra dışı ve benzersiz. Kendi güzellik salonunuzu açmayı düşünüyor musunuz?" Günümüz insanı, bu sorunun şu anlama geldiğini rahat bir şekilde anlıyor: Madem böyle bir yeteneğiniz var, bu size para kazandırabilir. Aptal mısınız ki, bunu bedavaya yapıyorsunuz? Bu soru, bir yönüyle acınası bir iradenin dışavurumu, bir yanıyla da nesnel dünyanın bir gerçekliği… Edward ise bu soruyu cevapsız bırakıyor.

Edward, sonraki günlerde bir dükkân açmaya çalışıyor. Şüphesiz bu noktada belirleyici olan çevre baskısı… Âdeta bir zorunlulukmuş gibi, Edward bankaya bile başvuruda bulunuyor. Fakat sistemde bir kaydı olmadığı, kimliksiz bir canlı olduğu için, kredi alamıyor. Yani sistem tarafından kale alınmak için, bir kişi olmak şart. Edward, o ifadesiz suratıyla bunun için üzülmüyor bile. Akabinde de birtakım sıra dışı olaylar gelişiyor ve Edward'ın başı beladan kurtulmuyor.

Makas Eller'in en dişe dokunur yanı, güçlü ve etkileyici bir film olmasının altında yatan sebep, modern dünyanın bir eleştirisini yapması… Avon temsilcisi kadının, satış yapmak için çaldığı kapıların birer birer suratına kapanması ve bir süre sonra toplum tarafından ötekileştirilmesi ve aynı kadının kendi gibi toplum tarafından dışlanan bir başkasıyla ortak hareket etmesi ve üstelik bu kişinin de onu yadırgamaması, bir dayanışma duygusu uyandırıyor insanda. "Eksik" ve "yarım" olanların bir ortaklığı gizli bu dostlukta. Bunun dışında, Edward'ın, yeteneğini kullanarak "girişimci" olmaya itilmesiyle modern bireyin para kazanma hırsı gözler önüne seriliyor. Ek olarak, bu para kazanma, elindeki yeteneği paraya dönüştürme anlayışı da, kapitalist sistemin bir tezahürü olarak temsil ediliyor. Sen, bu toplumda yaşayan bir insan olarak, nefes aldığın süre boyunca artı-değer üretmek zorundasın! Farklılığını bunun için kullan! Edward'a söylenen de bu.

Makas Eller'i, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen, gündemde tutan düşünce ise, Edward'ın "köşeyi dönecek" bir potansiyele sahipken, bunları elinin tersiyle itip aşkının peşinden gitmesi. İnsan, özellikle de modern insan, her ne kadar kirli ekonomik ilişkilerin içinde olsa da, sıcak ve samimi yanına –hâlâ– bağlı. Bu hissin, gelecekte daha da baskın olması ümidiyle!

Soner Sert

KAFKAOKUR Dergisi, Mart 2020  Çizim: Gizem Gündüz 
2010 · KAFKAOKUR