Doğal Olarak


Uzun bir aradan sonra bugün, Üsküdar'ın ufacık bir alanını kaplayan, çocukluğumda salıncaklarında hunharca sallandığım Doğancılar Parkı'na uğradım. Ağaçları, öbek öbek güvercinleri, türlü zekâ oyunları peşindeki kargaları seyrederken aklıma Nietzsche'nin doğa hakkında söyledikleri geldi. Ona göre, doğanın ortasındayken rahat hissetmemizin sebebi, bizim hakkımızda bir fikrinin olmaması.

Bir süre gözlerimi kapayıp doğanın bedenime nüfuz etmesine izin verdim. Hissettiğim şeyi sadece sevgiyle açıklayabiliyorum. (Daha bilimsel başka açıklamaları varsa bile duygularımı göz ardı edecek değilim.) Bir süre sonra, Nietzsche'nin sözü farklı bir boyut kazandı, doğal olarak.

Doğa yalnızca aldırmaz değildir. Aynı zamanda bir aynadır. Bize bizi olduğumuz gibi, çarpıtmadan, yargılamadan geri yansıtır. Sadece onun bir parçası olduğumuz için değil, onda en saf hâlimizi bulabildiğimiz için de huzurlu hissederiz. Bu yüzden insan doğada kendini sevmeyi öğrenebilir.

Parktan çıkıp büyük, yekpare, köşeli şehir katmanının içine daldım yeniden. Doğa gibi kucaklamıyor, boğuyor, eziyor, tehdit ediyordu. Şehrin kaskatı kabuğu, mesela bir orman gibi geçirgen değildi. Bakışlar sivri köşelere çarpıyor, engellere takılıyordu. Sular uzun uzun borulardan akıyor, rüzgâr yalnızca ileri geri esiyordu. Çiçekler bile yol kenarında askerler gibi hizaya girmişlerdi. "Hazır ol!" diye seslenesim geldi, doğal olarak.

Arınmış zihnime türlü dertler doluştu yeniden. Cafcaflı projeler, şaşaalı havalimanları, aşırı köprüler, yapılsınlar, yapılmasınlar… Şehir megalaştıkça insan küçülüyor, sıkışıyor, yumuşaklığını yitirip geometrik şekiller alıyor. Simitler dörtgene, simitçiler çokgene dönüşüyor. Herkesin herkese sarılabilirliği tarihe karışıyor, yalnızca şekilleri birbirine uyanlara kalıyor. Sevişmekten bahsetmiyorum bile. İlla bahset deseniz de gülesim gelir, yapamam.

İnsanların yaşadıkları şehre dönüştüğünü bir kez daha gördüm. Binalar yükseldikçe sivriliyor, insan da yaşadıkça camlaşıyordu. Çevreye uyum sağlama becerisinden olsa gerek… "Sevgi insana bir nebze de olsa esneklik kazandıran tek şey," diye düşündüm. Aksi hâlde ÇATIRT diye kırılırdık tam ortamızdan, doğal olarak.

Doğada sevginin en saf hâlini kaçınılmaz şekilde bulabiliyorsak, mega projelere değil parklara ihtiyacımız olduğu çok açık. Doğayı karşılarına alanların durumunu açıklamaya çalışmaksa bir o kadar anlamsız. "İnsan bunu kendisine neden yapar ki?" diye sormakla yetinebiliyorum, doğal olarak.

Çöp konteynerine takılan simitçi köşeyi dönemedi. Sevgililer sarılamadı. Park ziyaretim sayesinde kulak memesi kıvamını aldığım için ben eve dönmeyi başardım. Geldiğimden beri sevişen çokgenleri düşünüp gülüyorum. Doğal olarak.

Nazlı Demet Uyanık

KAFKAOKUR Dergisi, Şubat 2020  Kolaj: Ayşe Kübra Özkoç
2010 · KAFKAOKUR