Leonardo da Vinci


Çizdiğim her resim, kendi hayatıma sorduğum bir soruydu.
— Leonardo da Vinci

Mucit, bilim insanı, ressam, filozof, mühendis… Kendinden beş yüz yıl sonra bile hâlâ çoğumuzu büyüleyen evrensel bir ruh. On beşinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla geçişte, gerek sanat gerek bilim alanında kendini hiç durmadan geliştirerek ve çağının ötesinde bir bilimsel yaklaşıma sahip olarak bizim için Rönesans’ı âdeta somutlaştıran isim: Leonardo da Vinci.

KÜÇÜK LEONARDO

İtalya’da, Floransa yakınlarında, Toskana’nın tatlı küçük kasabalarından biri olan Vinci’de zengin bir noter baba Piero ile köylü kızı anne Caterina’nın oğlu olarak 15 Nisan 1452’de dünyaya gözlerini açar Leonardo da Vinci. Annesi Caterina, eczacı babasıyla birlikte yaşayan meraklı bir kız çocuğudur. Çocukluğunu kırlarda dolaşarak geçirir ve bu gezintilerinden birinde komşuları Piero ile tanışır ve aralarında büyük bir aşk doğar. Gel gelelim, Piero’nun ailesi zengin, Caterina ise bir köylü kızıdır; yani imkânsız bir aşk. Dolayısıyla Caterina hamile kaldığında evlenmeleri mümkün olmaz. Bu yüzden, Leonardo annesiyle çok kısa bir süre birlikte yaşar. Babasıyla birlikte, Piero evlenene dek iki kişilik bir yaşam sürerler, kasabada, doğayla iç içe… Çocuk sahibi olamayan ve kalbinde büyük bir annelik aşkı taşıyan Albiera üvey annesi olunca çocukluğunu ve ilk gençliğini sevgiyle, şefkatle geçirir Leonardo. Babası çok çalışan bir noter, yükselme planları olan dönemin önde gelen hukuki ve bürokratik yetkililerinden biri olsa da aile hayatını seven, onlardan kopuk yaşamayan bir adamdır. Albiera’nın vefatının ardından, Piero emekli bir noterin kızı olan Francesca ile evlenir. Sonraki hayatı boyunca da 2 eşi ve 12 çocuğu daha olur. Öğrenimi plansız, programsız ve kuralsız ilerler Leonardo’nun. Dedesi Antonio, amcası ve onu vaftiz eden peder Piero tarafından eğitim görür. Yaratmaya ve yaratıcılığa o yaştan itibaren yatkın olan bu genç, iki eliyle de aynı kalitede yazı yazar ve hatta sol eliyle, sağ eliyle yazdıklarının aynadan bir yansıması gibi gözükecek şekilde tersten yazabilir. Hayatı boyunca bu karakteristik yazma stilini kullanır. Babası çocuğunun bu düzensiz ve yer yer eksik eğitiminden dolayı ailede süregeldiği gibi hukuksal alanda bir iş yapamayacağını bildiğinden ona abaküs kullanmayı öğretmeye karar verir ancak görür ki genç Leonardo, temel aritmetik işlemlerin nasıl kolayca çözeceğini bilemez, Yunanca hatta Latince okumakta güçlük çeker. Bilim ve edebiyat öğrenimindeki noksanlıklar, her zaman sorular sorup gözlemlerinden kendi kurallarını çıkarabilen Leonardo’nun ruhunun, aralıktan yolunu bulan ışık huzmesi gibi sızmasına olanak sağlar aslında.

DÖNÜŞÜM

1466 yılında, Leonardo 14 yaşındayken köklü bir değişiklik yaşanır, doğal hayat yerini şehir hayatına bırakır. Ailesiyle birlikte kasabalarından çıkar, Rönesans dönemi Floransa’sına taşınırlar. Yetişkinliğinde çok nüktedan biri olarak tanınan Da Vinci, karikatür çizmekten keyif alır. Birkaç senedir onu gözlemleyen babası da bu çizimleri arkadaşı ünlü ressam Andrea del Verrocchio’ya gösterir. Gördükleri karşısında hayrete düşen ressam, dönemin en meşhur atölyelerinden biri olan kendi atölyesinde, geleceğin büyük yetenekleri olabilecek, umut vadettiğini düşündüğü gençlerle beraber eğitime alır Leonardo’yu. Burada resim yapmanın dışında, desen, renkler, mimari, heykel gibi birçok şey öğrenirler. Kendine has bir sanat dili oluşturmuştur ve tüm öğrencileri de bu dili öğrenirler ve kullanırlar. Verrocchio şüphesiz Leonardo’nun eğitiminde en temel etkiye sahip olan isimdir. Bilinen ilk desen ve eskiz çalışması Arno Manzarası onun natüralist ve gerçekçi bakış açısının ilk ipuçlarını barındırır. 1472’de çok prestijli bir topluluk olan Floransalı Ressamlar ve Heykeltıraşlar Loncası’na kabul edilir. Bu durum, sanat eğitimini tamamlamış bağımsız bir ressam olarak kabul edildiği anlamına gelir ve evlilik dışı bir çocuk olduğundan üniversiteye gidememiş genç Leonardo için çok gurur verici bir gelişmedir.

1476’ya kadar ustası Verrocchio ile kalsa da 26 yaşına girdiği yıl, tabiri caizse boynuz kulağı geçtiğinden onun yanından ayrılır, senelerdir oluşturduğu estetiği ve zevki bohçasında, kendi yolculuğuna çıkar. Dönemin Floransa’sında iki büyük aileden biri olan Medici’ler özel olarak onu görevlendirir ve Milano’ya dük Ludovico Sforza’nın yanına gönderirler. Sforza ailesinin düzenlediği etkinliklerden sorumlu olduğu gibi kraliyet ailesinin portrelerini de çiziyordur. Aynı zamanda tiyatrolar için çeşitli aletler geliştirmesi bu dönem yoğunlaşan teknik çizim yeteneğinin göstergesidir. Askeri aygıtlar, makineler ve benzeri tasarımlar geliştirir. Yalnızca teknik değil, bilimsel çizimler de yapar. İnsan vücudunun oranına, anatomiye çoğalan ilgisi bu alandaki çizimleriyle ve derin çalışmalarıyla meyve verir. Dokumacılıktan, saatin geliştirilmesine kadar çeşitli teknik projeler üzerinde çalışır. Lakin Milano’ya asıl gelme sebebi Sforza’nın babası için dev, atlı bir anıt tasarlatmak istemesidir. Leonardo, 70 ton bronz kullanılacak atlı heykel anıtının alçıdan ana modelini ve planlamalarını bitirdiğinde kullanılacak bronz, şehri VIII. Charles'a karşı savunmak için top hazırlığına aktarılır. Dolayısıyla bu anıt alçı bir modelden öteye gidemez. 1483’te, başyapıtlarından biri olan Kayalıklar Madonnası’nın çalışmalarına başlar. Merkezde Meryem Ana, sağında bebek İsa, solunda bebek Aziz Yahya arkada Cebrail vardır. Kutsal bir teması olan resimde Meryem’in bakışları derin bir şekilde esere bakan kişinin gözlerine doğrudur, sadece kişileri aydınlatan ışık kullanımı ile ruhani bir boyut kazandırdığı eserinde Leonardo kayalar ve dağları kaybolur biçimde resmedişiyle, bakan gözleri zamandan ve mekândan soyutlar. 1492’de “İnsan vücudunun Vitruvius'a göre oranı” olarak da bilinen bir kare ve bir daire içinde idealize edilmiş çıplak bir erkek bedeni olan Vitruvius Adamı’nı çizer. Ünlü mimar Vitruvius Pollio'nun eserinden ilham almıştır, onun notları çizime eşlik eder. Leonardo'nun insanı doğa ile ilişkilendirmeye yönelik girişimlerini, insan vücudunun işleyişinin evrenin çalışma sistemiyle benzerliğini gözler önüne serer. Temelinde evrende her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğuna duyduğu inanç vardır.

EVRİLME

1499 yılı Sforza’nın sonu olur. Fransa Kralı VII. Henry iktidarı devirir. Sforza’nın bitişi Leonardo’nun Milano’dan dönüş çanlarının çalmasına sebep olur. Bu zaman diliminde Leonardo, II. Beyazıt’a bir mektup yazar. Ona, Galata ile İstanbul arasında kurulacak bir köprü tasarısını sunar. Mektupta, Boğaz’a da açılır kapanır bir köprü yapma fikrinden bahseder. Belki de tarihte Boğaziçi Köprüsü fikrinin birinin aklına ilk düşüşüdür bu, kim bilir. Bu projelere olumlu bir dönüş olmaz. Daha sonra Leonardo, Venedik’e gider. Mühendis kimliği ile, işgalcilere karşı bir savunma tekniği geliştirmek için destek verir. 1500’de Floransa’ya döner ve bir daha onun peşini asla bırakmayacak olan Mona Lisa tablosunu yapar. Bu kadının gerçekte kim olduğu tam olarak aydınlatılamamıştır fakat tüccar del Giconda’nın karısı olduğu düşünülmektedir. Kendi portresiyle birebir aynı oranlara sahip olması nedeniyle, aslında kendi otoportresi olduğu da söylenir. Ardından iktidar ondan ve çağdaşı Michelangelo’dan şehrin tarihini anlatan iki büyük duvar resmi yapmasını ister.

Santa Maria delle Grazie Manastırı’nın yemekhanesinin duvarında bulunan Son Akşam Yemeği tablosu, çarmıha giden sona gelmeden önce, İsa’nın yemek masasında havarilerine içlerinden birinin kendisine ihanet edeceğini söylemesinden hemen sonrasının resmidir. Eser bir bulmacaya benzetilir. Da Vinci Şifresi kitabıyla da bu yönü ele alınmıştır. Boyaya zarar veren fazla yenilikçi bir kurutma tekniğinden dolayı iki sanatçının eseri de yarım kalır.

Bu dönem Leonardo’nun bilime olan merakı iyice artar. Matematikle yatıp kalkar, insan anatomisi araştırmalarına hayvan anatomisini de ekler, kuşların uçuşlarını inceler. Fransızlar tarafından işgal edilen ve Charles d'Amboise hükümetine bağlı olan Milano’ya gittiğinde de bu çalışmalarına devam eder. Hayatı boyunca tüm el yazması çalışmalarını Codex adlı defterlerde toplar. Dağlarda yüksek irtifada bulunan kabuk fosillerinin varlığına bir açıklama getirir. Nehir suyunun hareketini ve sonuçta meydana gelen erozyonu ve ay ışığını araştırır. İnsan anatomisini daha derin çalışabilmek için kiliseden kadavraları inceleme izni alır. Mezarlıklardan gizlice cesetleri aldığı da söylenenler arasında lakin doğruluğu bilinmiyor. Bütün çalışmalarında Leonardo da Vinci rasyonel, titiz, gözlem temelli bir yöntem izler. Bunların çalınmasından paranoyaklık derecesinde korktuğu için her şey Codex defterlerinde şifrelidir.

SON

Charles d’Amboise'ın ölümü üzerine Fransızların 1512'de Milano'dan çekilmesi sonucunda, Leonardo son yıllarının bir bölümünü Roma’da, ona en başından beri kol kanat geren Medici’lerin hizmetinde geçirir. Vatikan sarayında aile için çalışır. 1516’da Giuliano de Medici de ölünce saray ressamı olması için kral tarafından Fransa’ya davet edilir. Hayatının son senelerini Amboise Şatosu'na birkaç yüz metre uzaklıktaki Cloux Şatosu'nda geçirir. Baş ressam olması haricinde mimari ve mühendislik bilgisi gerektiren işlere yardım eder.

1518 senesi ona ağır bir hastalık getirir ve bu hastalık onu 67 yaşında, bir sonraki yılın 2 Mayıs’ında alır, götürür. Ardında bıraktığı on binlerce belge, el yazısı notu, çalışma, çizim, oldukça hızlı bir şekilde dağılır ve kaybolur. Geçen yüzyıllar boyunca sadece bir kısmı toparlanabilir. Düşünebiliyor musunuz? Bize ulaşan bu dehanın sadece küçük bir kısmı. Da Vinci’nin daha az değinilen, çok daha farklı boyutta kıymetli başka mirasları da vardır; çağlar ötesinden günümüzdeki sorunlara değinen. Ortalama insanın "görmeden baktığını, duymadan dinlediğini, hissetmeden dokunduğunu, tat almadan yediğini, fiziki bilince erişmeden hareket ettiğini, koku bilincine ulaşmadan nefes aldığını ve düşünmeden konuştuğunu" söyler ve şöyle öğütler:

“Sanat bilimini çalışın. Bilim sanatını çalışın. Görmeyi öğrenin. Tümünü, her şeyin bir şekilde her şeyle bağlantılı olduğu bilgisinin ışığında uygulayın.”

Sanki günümüzün yıldızı, üzerine çok konuşulan “farkındalık kavramı"nı ilk düşünen de yine oymuş gibi. Duyularını aç, bakış açını genişlet ki bağlantıyı gör.

“İnsanlığın, acı çekmesine neden olan en büyük aldanışı, kendi fikirlerdir.”

sözü de yine yüzyıllar öncesinden gelip modern insanın yaşadığı olaylardan ziyade, o olaylar hakkında kafasının içinde yorumlar yapan sesin mahkûmu olduğuna, stresinin, mutsuzluğunun acı çekmesinin sebebinin bu ses olduğuna parmak basmış.

“Kesilen ağaç filizleniyor yeniden, umutluyum hâlâ…”

yazmış sonra bir de. İnsandan, toplumdan, insanlıktan, doğan güneşten, ışıldayan ay ve yıldızlardan, gelecek günden, doğacak çocuktan, dünyanın hiç ayak basmadığın topraklarından bile umudunu kesme der gibi… Güzel şeyler de olacak.

LEONARDO DA VINCI HAKKINDA AZ BİLİNEN GERÇEKLER

• Başarılı bir şekilde lir çalıyordu. Hatta ilk kez Milano’ya gönderildiğinde bir ressam veya mucit değil, bir müzisyendi.

• 1910'da, Sigmund Freud, Leonardo'nun eşcinsel olduğuna fakat bu erotik yönünü sonu gelmeyen araştırmalara dönüştürdüğünü iddia ettiği devrimci bir psikanaliz çalışması yayınladı. Gençliğinde birkaç erkek arkadaşı ve o sodomi ile suçlandı. Bu idam edilmesine neden olabilecek ciddi bir suçlamayken 24 yaşındaki Leonardo beraat etti, ancak bu suçlamanın ağırlığı onun iki yıl boyunca hiçbir şey yapamamasına sebep oldu. Leonardo'nun kadınlarla hiçbir ilişkisi olmadı, hiç evlenmedi ve çocuğu yoktu. Gerçekten de, defterlerinde erkek-kadın ilişkisinin onu tiksindirdiğini yazmıştı.

Guardian gazetesinde seneler önce yayınlanan bir makale bu tür fikirlerin yayılmasından ve kabul görmesinden çok önce Leonardo’nun hayvan haklarını savunduğunu ortaya koydu. Da Vinci'nin o zamanlar İtalya'da evcil hayvan olarak veya yemeği yapılsın diye satılan kafesteki kuşları sadece uçup özgür kalmalarını sağlamak için satın aldığına inanıldığından bahsedilir.

“İnsanlık, ‘hayvanların kralı’ değil,
sadece ‘canavarların kralı’”

diye yazmıştır defterine. Yani insanın diğer canlılardan daha güçlü bir yaratık olduğunu kabul eder ve hayvanları katliam için yetiştirmeye yönelik güç kullanılmasına öfkelenir.

“İnsan, hayvanların şahıdır.
Yabanilikte hiçbir hayvan
insanın eline su dökemez.
Hayvanları öldürerek yaşarız biz,
birer mezarlığız biz.”

demiştir. Serge Bramly’nin kitabında “Leonardo hayvanları o kadar seviyordu ki vejetaryan oldu” diye yazmıştır. Freud bir keresinde “Leonardo da Vinci karanlığın içinde çok erken uyanan bir adam gibiydi, diğerleri hala uyuyordu” demiş, haksız sayılmaz öyle değil mi?

• Başladığı bir işi bitirmeme ve erteleme sorunu vardı. Aslında ilgi alanı yelpazesi genellikle dikkatinin dağılmasına neden olmuş ve mükemmeliyetçiliği onu bitirdiği bir resmi resmen bitmiş ilan etmekten alıkoymuştur. Sorun, Da Vinci'nin işe başlamaması değil sürekli yeni bir konuda çalışmaya başlaması ve daha önce başlamış olduklarını bitirmeyi ihmal etmesiydi. İngilizce'de bu durumu anlatan bir terim var: Expert Generalist. Yani uzman kültürlü kimse diye çevrilebilir. Bu da şu demek: Tekil bir beceriye veya ilgiye sahip olmaktan ziyade, birçok farklı alanda uğraşıp çalışan, yetenek ve kapasitesini geliştiren, benzerliği bulunan veya bulunmayan dallardan geniş bir repertuvar oluşturan kimse. Da Vinci’yi eşsiz kılan da bu bir yığın yetenek ve sadece bir tanesine odaklanmak istememesi olmuştur. Tam da bu yüzden, değerli ve benzersiz olan bir şey yaratmak için sürekli olarak birbiriyle ilgisiz iki veya daha fazla alanı -teknoloji ve doğa, ansiklopedi ve astroloji, anatomi ve sanat gibi- birbirine bağlamıştır. Walter Issacson kendisi hakkında yazdığı biyografide “Otuzuncu yaş gününe yaklaşırken, Leonardo 30 yaşın dehasını kurmuştu, ancak bunu herkese açıkça gösterebileceği çok az şeyi vardı.” diye not etmiş. Araştırırken yabancı bir makalede “Eğer da Vinci bile kendini ‘hiçbir şey’i tamamlamadığı için sıkıyorsa belki de hepimizin algılarımızı ve kendimizden beklentilerimizi biraz soğutmamız gerekir.” diye bir cümle gözüme çarptı. Belki sizin de zihninizde bir yerlere dokunur.

Yitirilebilen şeye zenginlik denmez. Gerçek mülkümüz ve sahibinin gerçek ödülü erdemdir. Erdemi yitirmek olanaksızdır, yaşam bizi bırakmadıkça bizi bırakmaz o. Malı, mülkü ve dışsal zenginliği ise her zaman korkarak tut elinde; bunlar çoğu zaman onları yitiren sahiplerini aşağılanma ve alayla baş başa bırakırlar.
— Leonardo da Vinci

• Da Vinci uykusu denilen bir uyku sistemi geliştirmiştir. Daha çok çalışabilmek için her dört saat karşılığında on beş dakika uyur, böylelikle günün sadece bir buçuk saatini uyuyarak geçirir.

• 1519'da öldüğünde, 6000’den fazla sayfa eden defterlerinde sadece dehasından akan notlar, çizimler, hesaplar yoktur. Kişisel fikirleri, market alışveriş listeleri ve hüzünlü şakalarla doludur. Ayrıca ilham kaynaklarını, kalıcı şöhret arzusu ve derinden hissettiği kırgınlıklar ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

• Mona Lisa eseri hakkındaki teorilerden biri; kadının hamile olduğu ve bunu sakladığı için yüzünde bir tebessüm olduğudur. Ayrıca 2005’te Amsterdam ve Illinois Üniversitesinde geliştirilen bilgisayar programı, Mona Lisa’da toplam 5 ifade tanımlar: Mutluluk: %83 Küçümseme: %9 Korku: %6 Öfke: %2 Nötr: %1

• Bill Gates, Da Vinci’nin kendi eliyle yazdığı asıl makalelerinden birini 1995 yılında 30 milyon dolara satın almış ve Windows 95 sürümü işletim sistemi yazılımında kullanmıştır.

• Aralık 2000'de, paraşütçü Adrian Nicholas, Leonardo'nun tasarımlarından birinden yapılmış bir paraşüt kullanarak Güney Afrika’da bir atlayış yapıp sorunsuz bir şekilde yere inmiştir.

Bir daha başınızı yukarı kaldırıp masmavi bir gökyüzü gördüğünüzde hatırlamanız için bir not: Gökyüzünün neden mavi olduğunu hakkındaki açıklamanın tarihte ilk defa Leonardo da Vinci'den geldiğini biliyor muydunuz? Açık, bulutsuz bir gündüz vakti gökyüzü mavidir çünkü havadaki moleküller güneşten yansıyarak kırmızıdan çok mavi ışık saçarlar.

Gizem Demirel Vatandost

KAFKAOKUR Dergisi, Aralık 2018,  Çizim: Eren Caner Polat
2010 · KAFKAOKUR