Şair Kılıklı

çizim: yeliz akın
Unutmalarımdan önce
öyküler vardı onlarca,
artık yalnızca başını anımsadığım.
Labirentimde kaybettim 'sonra'ları;
gecenin bin kapılı avlusunda.

Hep daha çok unuttum,
unutmalarımın rüyasında
şair kılıklı bir adam gördüm.
Sabahları aynama uğrardı eskiden,
sabahları çekingendi.

Değiş tokuş etmişiz 
öleli çok olmuş
bir sabah yağmuruyla
boğucu gecenin diri kanterini.

Unuttum, unuttum da
unutacak bir şey kalmadığında
kelebeğin rahmindeki
uzak âlemi hatırladım,
uzak gökyüzünü.

Lavra bedenim
kıyısında yüzüyorken okyanusunun,
takımyıldızları asılı gökte
rengârenk ölü auralar...
Derim şeffaf, içim rengârenk.

Hatırladım
doğarken neden ağladığımı;
21 gramdım çünkü,
kan içinde bir et parçası.
Hayata tutunan çığlıklarım vardı.

Dünyaya şair kılığında gelmişim;
kafamda ucuz bir şarhoşluk,
kıçımda yırtık bir don.
İşte kalemim kâğıdım önümde
şiir yazıyormuş gibi oturuyorum

Gecenin tam ortasında tatlı bir yitik...

Berk Maral
KAFKAOKUR Dergisi, Haziran 2019
2010 · KAFKAOKUR