Kendisiyle Bir Kez Mutlaka Karşılaşmışsınızdır: Ludovico Einaudi

çizim: vardal caniş

Aslında çoğumuz Ludovico Einaudi'yi bir şekilde tanıyoruz. İsmini görenler şu an onun eserlerinde yaşadığı kendine has onlarca duyguyu hissetmiş olacaktır. Tanımayanlarımız ise muhtemelen onunla çoğu kez birçok şekilde karşılaştı; sevdiğiniz bir dizide, favori filminizin en unutulmaz sahnesinde, sizi etkisi altında bırakan o meşhur reklamda... Elbette daha fazlasını hissetmek ve sanatçıyla yüz yüze bir deneyim yaşamak isteyenler de müzisyenin geçen seneki İstanbul konserinde unutulmaz bir deneyim yaşayarak çoğu eleştirmenlerce "Modern Çağın Mozart'ı olarak anılan Ludovico Einaudi ile daha da yakından tanışmış oldu. Onun müziğini anlatmak için çokça sözcük gerekli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar çağdaş klasik, minimalist, deneysel ya da film müziği türleriyle eserleri kategorize edilmeye çalışılsa da Einaudi'nin de herhangi bir türe ait olmaya ya da alışageldik hatlarla eserlerinin tanımlanmasına karşı olduğu bilinmektedir. Aslında çoğu sanatçının eser yorumunu, dinleyicisinin hislerine ve onda yarattığı duygulara bırakmaktan hoşlandığını düşünürsek dünyaca ünlü İtalyan piyanist ve besteci Ludovico Einaudi gibi evrensel bir müzisyenin de eserlerinin, çeşitli ve özgül yorumlarla değerlendirilmesini tercih edebileceğini söyleyebiliriz.

23 Kasım 1955 yılında İtalya'nın kuzeyindeki Torino kentinde dünyaya gelen Ludovico Einaudi, çağımızın yaşayan önemli piyanist ve bestekârları arasındadır. Piyanist ve müzik öğretmeni bir annenin oğlu olan Einaudi, evde hâkim olan yoğun klasik müzik atmosferiyle büyüse de ablasının Jimi Hendrix, Bob Dylan, The Rolling Stones ve The Beatles gibi müzisyenlere olan ilgisiyle bugünkü müziğinin çok sesli tınılarının oluşumundaki ilk temelleri atılmıştır. Gençlik yıllarını, İtalya'nın politik açıdan karmaşık Anni di Piombo'sunda (kurşun yıllar) ve İtalyan şarkıcıların altın dönemi de sayılan yıllarında geçiren, bir yandan da 68 Kuşağı'nın getirdiği özgürlük hareketleriyle harmanlanan müzisyen, okul yıllarından daima hoşlanmadığını, hocalarıyla hiçbir zaman anlaşamadığını ve okuldaki katı kuralların boğuculuğunu ifade eder. Luciano Berio'nun yönetimindeki Milan Konservatuvarı'nda müzik eğitimi alan Einaudi, ilgisini daima müzik ve fotoğrafa yöneltmiş ve durmadan üretmeye devam etmiş bir sanatçıdır. Her ne kadar klasik müziğe dönük bir besteci olsa da rock n roll, rock, folk veya etnik müzik türlerine olan ilgisini hiçbir zaman kaybetmemiş. Daima yeniliğe açık ve deneysel çalışmalardan çekinmeyen piyanist, günümüzün en yeni indie müzisyenlerinden şimdiden kültleşmiş rock devlerine kadar çoğu yeni nesil müzisyeni de yakından takip etmekte, yenilikçi ve farkındalık yaratan çalışmalara olan beğenisini dile getirmektedir. Sanatçının 2016 yılında Greenpeace desteğiyle, Kuzey Buz Denizi'nin buzullarının arasına kurulmuş bir platformun üzerinde, küresel ısınma ve buzulların erimesi sorununa dikkat çekmek amacıyla oldukça etkileyici ve anlamlı bir görsel sunumla çaldığı parçası Elegy for the Arctic buna en iyi örneklerden biridir.

Her bir şarkısı için ayrı bir makale kaleme alınabilecek olan Ludovico Einaudi'nin kuşkusuz en bilinen bestelerinin başında, birçok kültleşmiş eserin içinde artık bir enstalasyon gibi de duran Experience isimli parçası gelmektedir. Nuvole Bianche, I Giorni, Divenire, Le Onde, Primavera, Nightbook, In Un'altra Vita ve Time Lapse besteleri ise takip eden ve çok sevilen diğer çalışmalarıdır. Una Mattina, Divenire, Nightbook, I Giorni, Taranta Project, In a Time Lapse, Elements ve bu yıl çıkan Seven Days Walking gibi albümleri ise sanatçının diskografisindeki öne çıkan albümler olarak bilinmektedir. İtalya'nın, iki-üç yılda bir farklı organizatör ve müzisyenle çalıştığı en büyük müzik festivallerinden La Notte della Taranta, 2010 - 2011 döneminde Einaudi'ye sanat yönetmenliği teklifi götürmüş, folk ve etnik müziğe duyduğu ilgi sebebiyle festivale, Ballaké Sissoko, Justin Adams, Juldeh Camara ve Mercan Dede gibi sanatçıları davet etmiştir. Mandolin, akordeon, perküsyon ve Afrika arpı gibi enstrümanların çeşitlilik gösterdiği festivalden sonra bir araya geldiği müzisyenlerin parçalarını, orijinalliğini koruyarak eklediği Taranta Project albümünü de bu şekilde ortaya çıkarmıştır.

Yaşamın anlamlı her noktasında, toplumsal bir olayda veya baktığınız bir manzarada, yaşadığınız her hissi ifade edebilecek güçlü bestelere sahip olan Einaudi'nin eserleri, Platon'un müziğin insanda gerçek, cesaretlendirici ve güçlü duygular uyandırması gerektiği yönündeki görüşlerini destekler niteliktedir. Onun çalışmalarında bir hikâye veya bir duygu müziğin harmonik hareketinde başlar ve odaklandığı hissin tüm ince ayrıntılarına değinerek melodik bir ziyafete dönüşür. Bu sebeple Einaudi'nin eserleri dinleyicisini bir anda içsel veya fiziksel uzun bir yolculuğa sürükleyebildiğinden bugün birçok film, tiyatro, belgesel ve reklam projesinde de eserlerine sıkça rastlayabiliyoruz. Ludovico Einaudi ilk olarak, 1980'li yılların televizyon dizisi Doctor Zhivago'nun müziklerini besteleyerek başarısını radyolardan ve klasik müzik mecralarından ilk kez televizyon ve beyazperdeye genişleterek bu yöndeki adımlarını da gerçekleştirmiştir. Bugün soundtrack olarak çalışmalar yaptığı filmlerin başında Darren Aronofsky'nin Black Swan, Olivier Nakache ve Eric Toledano'nun The Intouchables, Clint Eastwood'un J. Edgar, Xavier Dolan'ın Mommy, Hirokazu Koreeda'nın The Third Murder filmleri gelirken ülkemizde ve dünyada oldukça beğeni kazanmış olan Leonardo Dalessandri'nin kısa belgeseli Watchtower of Turkey filminde de müzisyenin Experience adlı çalışması yer almıştır.

Ludovico Einaudi'nin canlı performansından özellikle de geçtiğimiz yıl yoğun talep üzerine iki gün üst üste verdiği konserlerden bahsetmeden olmaz. 5 ve 6 Şubat tarihlerinde Zorlu PSM'de, Federico Mecozzi, Redi Hasa, Alberto Fabris, Francesco Arcuri ve Riccardo Lagana'dan oluşan ekibiyle gelen müzisyen, hem enstrüman çeşitliliği hem de ışık ve görsel olarak muazzam bir tasarıma sahip olan sahne estetiğiyle dinleyicilerinin tüm duyularına hitap edecek bir müzikal şölen sundu. Her müzisyenin kendi çağının enstrümanlarıyla birlikte sürekli gelişerek kendini var etmesini ve yeniliklere açık olmasını savunan Ludovico Einaudi'nin piyanosuna eşlik eden, elektronik çellodan tefe, waterphone'dan sintisayzıra kadar birçok enstrüman görmek mümkündü. Son yıllarda müzikle birlikte gelişen görsel desteklemeler, video mapping, lazer gibi gelişen teknoloji ürünlerinin sağladığı doygun görsel efektler, Ludovico Einaudi'nin konserinde de ustaca kullanılmış, bir başlangıçla sonu lirik bir tartımla ifade eden konser repertuvarı, görsel efektlerin yardımıyla kusursuz bir bütünselliğe ulaşmıştı. Esasen burada önemli noktalar vardı çünkü gerçekten çok az sanatçının çalışmalarında katarsisi (arınma) bu kadar net bir şekilde hissedebilirsiniz. Konserin giderek artan tamperamanı asla şiirselliğini kaybetmeden bir bütünü oluştururken müziğin yarattığı duyguyla birlikte hem görsel grafiklerin ahenkli değişimi ve zenginliği hem de duyguyu daha da perçinleyecek olan renk ve ışık kullanımının ustalığı konserin baştan sona nefes kesen bütünsel bir performans olmasını sağlamıştı. Hâl böyleyken Ludovico Einaudi'nin hem jenerasyonu içinde gençlerle olan iş birliği hem de müziğine eklemekten sakınmadığı tüm yenilikçi müzik türleri, deneysel melodileri, sıra dışı enstrümanları ile katmanlı bir kompozisyon yarattığı oldukça işlevsel görsel desteklemeleri onun neden "Modern Çağın Mozart'ı olarak nitelendirildiğini daha iyi açıklıyor. Klasik müziğin alışa gelmiş kalıplarını sonuna kadar zorlayan bir müzisyen olarak Ludovico Einaudi'yi hem yoğun bir duygusal zenginlikle algılayabilmek ve yorumlamak hem de henüz yaşıyorken, içinde bulunduğumuz çağın bize sunduğu bir fırsat olarak bir kez canlı performansının deneyimlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Erçin Işık
KAFKAOKUR Dergisi, Kasım 2019
2010 · KAFKAOKUR