Kamuran

kolaj: muzaffer filiz

Işıklar söndü. Sahne sırası hâlâ bendeydi muhtemelen, yere yığılmak için gücüm yoktu, öylece ışıkları da bekleyebilirdim. Ben, İsmail Bozüyük, kimsenin görmediği gecekondumda üç sene önce bu işe kabul edildim. Kader diye biriydi beni bu işe iten. En yakın arkadaşım Raskolnikov da önermişti bana bu işi. "Bu işte hiç para yok, tam sana göre," bile demişti. Sahne ışıklarımı benden başkası göremez, zaten beni yıllardır kimse göremez. Ben, İsmail Bozüyük, üç senedir Yeşilova'nın adını bilmediğim bir mahallesinde, gecekondumun içinde hayatın bana verdiği rolü oynamakla uğraşıyorum. Görünmeyen sahne ışıklarımı çok seviyorum. Beni sık sık aydınlatıyorlar gün doğumunda. Bu iş için biçilmiş kaftanım. Bana sorarsanız konuk oyuncuyum fakat Rasko başrol olduğum konusunda ısrarcı.

Burası Yeşilova, benim gecekondum. Burada ışıklar üç ayda bir gider. Gittiğinde hep sözümü karıştırırım. Karanlıktan korkmaktan bahsetmiyorum, koca bir adamım ben. Bir suflöre ihtiyacım var yalnızca. Rasko bu konuda iyi değil. Her karanlık çöktüğünde, yağmurların ritmi biraz daha belirginleştiğinde karanlığı benden saklayacak bir suflör. Ben, İsmail Bozüyük, üç yıldır susmakla meşgulüm. Utanmaktan bahsetmiyorum, koca bir adamım ben. Sadece, yani belki de, kaderin bana verdiği rol bu. İyimserlikten de bahsetmiyorum Rasko. Işıkların geri gelmesine yarım saat kaldı. Bu göründüğü kadar kısa bir süre değildir. Ben de buraya yerleştiğimde yarım kalmıştım, hâlâ bitmedim. En son ışıklar söndüğünde yere yığılarak kurtulmuştum karanlıktan. Her kaçış yolum çıkmaz sokağa çıkmasa tekrarlayabilirdim bunu.

Yağmurları ve ıslanmayı, çok ıslanmayı severim. Fakat üç senedir dile getirmem bunu. Ben, İsmail Bozüyük, en son sevdiğim şeylerden söz ettiğimde sessizliğe mahkûm edildim, kendi isteğimle elbet. Bakmayın insanların beni üç senedir görmediğine. Ben her sabah onların üzerine yağarım yağmur diye. Çiçekleri koklar, havayı solur, birkaç fırtınaya sebep olur, birçoklarını zor duruma sokar, bundan keyif alırım. Kötülük etmekten bahsetmiyorum elbet, iyi bir adamım ben. Sadece, görünmemeyi ben seçtim. Seçimlerim arasında sevilmemek yoktu. Fakat, Rasko, seyirci bunu ister. Beni izleyen bir göz henüz olmasa da, ben siz insanlar için yaşarım. Siz insanlar için rolüme girer, siz insanlar için yeryüzünü ıslatırım. Her sabah sizler için, sizlerden önce fırınlardan ekmek çalar, her gün sizler için yalanlar söylerim. Her gün sizler için küfürler ederim sokalarınızdaki dilencilere. Sizler zahmet etmeyin diye başkalarına fena gözle bakar, sevgililerinizi sizler için terk ederim. Ben, İsmail Bozüyük. İçinizdeki iyiliği göremem üç senedir fakat ekmeğinizi de az yemedim elbet. Kötülüklerinizi yüzünüze vuracak kadar da cesaret toplayamadım burada üç senedir fakat her sabah sokaktaki çocukları ekmek almak için kullanıp onları bir teşekkürden esirgeyen köşedeki Ahmet Amca’nın kalbinin katılığından söz etmeden geçecek kadar da sessizleşmedim ben henüz.

Ben, İsmail Bozüyük, sizlerin içinde, sizlerden en uzak yerde rolümü oynamakla meşgulüm yıllardır. İşimin başındayım. Kör olmaya ihtiyacım var yalnızca. Burada kaderin verdiği rolleri mi oynuyorum, sizlerden mi kaçıyorum yoksa bu dünyayı terk etmek için gün mü sayıyorum bilmem ama anlaşılmaktan vazgeçeli üç sene oldu. Yaşım genç fakat üç ayda bir ölüyorum bu gecekonduda. Işıklar gelmek üzere. Kahrolası zaaflar, ben insanları affetmek üzereyim. O kadar da iyi bir insan değilim Rasko, sadece, yalnızlık canımı sıkıyor. İnsanların oyunlarını cam kenarından bile izlemek böylesine keyif veriyorsa, üç yıl önce onları onların yanından izlemek ne keyifliydi kim bilir...

Terk edilmemek için kaçtım sizlerden. Gecekonduma sığındım. Sağolsun Rasko hep eşlik etti bana. Siz insanlar. Sizlere kızgın değilim elbet. Bilirsiniz, sakin biriyimdir ben. Komik olmaktan vazgeçmemenizi dilerim hepinizden. Sizlere her ne kadar alaycı yaklaşsam da Kamuran'ı görürseniz üçgen parkta ona benden selam söyleyin. Beni hâlâ orada bekliyor olma ihtimalinden bahsetmiyorum Rasko, sadece, iyi olup olmadığımı merak eder belki. Hayır bu işe girmemin sebebi Kamuran değil elbet, fakat kalbimi üçgen parkta onun yanında unutmaktan muzdaribim. Siz insanlar. Kamuran'ı görürseniz onu beklediğimi söylemeyin. Onu beklemiyorum elbet fakat canı çay çekerse bana uğrasın. Papatya tacı üç senedir elimde. Elleri üşürse haberim olsun. Gözyaşı damlamasın. Hayır, Kamuran değil bunca hüznümün sebebi fakat geleceğimi yazamıyorum bir süredir, bilsin. Onu sevdiğimi bilmesin. Ama bir gün hâlimi sormak isterse, bıraktığı gibi olduğumu söyleyebilirsiniz insanlardan kaçıyorum hâlâ. Ben, İsmail Bozüyük. Işıklar nihayet geldi, Kamuran'ın hayali hâlâ gecekondumda. Hiçbir şey vazgeçiremez beni rolümden fakat telaşlanmayın. Rolümün son perdesindeyim.

Mustafa Çoban
KAFKAOKUR Dergisi, Nisan 2019
2010 · KAFKAOKUR