İçre Beslediğim Her Ses İçin

Birkaç güne eskitirim diye düşündüğüm ama hiç duvardan indiremediğim bu fotoğraf bir ölüm yavaşlığında bitiriyor beni. Öyle ki, ben başımı her kaldırdığımda sol yanımda hissettiğim bu kalabalık bir tabut etrafında öylece dikilmiş birkaç insandan ibaret. Yalanıma şahit olan bir kapıdan dualar ederek geçtiğim o günü ve bana çivilenmiş pencereler veren hiç barışamadığım bu tanrıyı, sevdiğim bir şarkının nakaratı gibi silemem aklımdan. Ve yarama şefkatle koyulmuş ellerin, boğazımda bıraktığı o izi silemem tenimden.

Tek başıma birkaç kişi olabilmeyi, bu şehre arkamı dönüp giderken kulağımdaki seslere tokatlar atışımdan öğrendim. Bir çift sözün bir çift yalana dönüştüğü ve bir benim tek olduğum zamanlarda sıkışıyorum içimdeki saatin çarkına.

Gökyüzüne dualar ederek geçen gecelerim değiştirmese de gündüzlerimi, bu kez affediyorum tanrıyı. Arkamı döndüğümde duyamadığım içre beslediğim her ses için bir kez daha gökyüzüne olan inancıma küfürler ediyorum. Ben gittikçe daralan yollara birer fotoğraf hediye ediyorum. Hatırlansın diye yüksekteki yerim ve unutulmasın diye yerin yedi kat altında yattığım mezar, tutulmayan eller için üzülen her şarkıda birer birer kesiyorum parmaklarımı. Atamadığım çığlığı duymayan ahaliyi bir ölümle suçlayamam.

Yıkamadığım bir duvarı boyuyorum bugün, sevmediğim tüm renklere batırıyorum ellerimi, sevmediğim tüm parçalarımı pembeye boyuyorum. Kızıllarıma isyan ediyorum bugün. Omzumdaki kayıp yakutların çalındığı o derin boşluğa eğilip bir deste küfür fısıldıyorum. Görülmeyen her parçamı vitrinden indiriyorum. İflasın eşiğinde bile hâlâ umudu olan uslanmaz bir esnaf gibi boş vitrinlerin kepenklerini indirmeyi reddediyorum. Sonra bir siluet geçiyor kapımdan -ki bir rivayete göre tanrı olduğu söylenir- icralar bırakıyor kapıma ve indir diyor kepenklerini, "almaya geldiğim her şeye, umudun da dahildir!"

Kafeste doğan kuşları inandıramadığımız bu gökyüzü en hakikatli utancımızdır. Doğrusunu söylemediğimiz bu yalanlar üst üste dikişler atar dudaklarımıza. Bir cinayetin sabahında değiştirdiğimiz ev adresini hiçbir polis sorgulamaz. Çünkü bilirler, konuşamaz maktuller.

Hazal Kebabci

KAFKAOKUR Dergisi, Ağustos 2019, Çizim: Zülal Öztürk
2010 · KAFKAOKUR