çizim: nazlı arman

bir tanrıya rastlarsan söyle
ben cehenneme çıralar toplayıp geldim
bir ağıt üç göğse iğnelendi ben öldüğümde
boynumdaki yazma bana annemden kaldı
sıkı sıkıya düğümledi nefesimi boynuma
minareleri yıkıldı şehrimin ve tabuları
hizaya geçen dominolara bir dokunuş da benden
dokunduğum tene sevmek zehrini kusuyor gözlerim
ben kırık parmağımla bir desteden seni çektim
tanrı kaleminin ucunu açtı ekledi kaderi omzuma
ben ilikledim buz kesmiş tüm ruhların önünü
içimdeki gudubeti sivriltirken köreldi mızraklarım
gövdemden bir taş al bir ışıksız camı kıralım
anarşizmin en acımasız manifestosunu yazdır bana
dikenlerim, içime dönük çıbanlarım ve kıymıklarım
bir tanrıya rastlarsan söyle
ben günahlarımı çok ucuza sattım
üstüme yapıldı bir arnavut kalbi ben öldüğümde
tirbuşonlar kenetlendi tüm aortların kapağına
mektupları yakıldı aşklarımın ve gemileri
bu tragedyanın senaryosuna bir perde de benden
seslendiğim boşluklara yankılar doğuruyor içim
ben çığlıklar doğuran bedenimi seninle susturdum
tanrı bir cesedin üstünü örttü ve dualar etti
ben kazdım bir bedenin ölçüleriyle toprağı
içimdeki buhranı dizginlerken bitti kavgalarım
gövdemden tabutlarımı al bir cenazeyi kaldıralım
ölenle ölmeyi, nihayetinde dirilmeyi öğret bana
gözlerimin kadrajına mühürlü
mızraklarım ve kabuklarım

Hazal Kebabci
KAFKAOKUR Dergisi, Mart 2019

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

2010 · KAFKAOKUR