çizim: berna yangın
"Kalbi donmuş bir adam ne yazabilir ki, ne sevebilir ki?" Pablo Alboran – Quién
Kahır okur, kasvet yazar. O siyah kazağı üzerinde görüyorum ya, ah! Kadifesi eskimiş koltuğundan kalkıyorsun. Ayna, ayna, ayna… Üzerindeki tozlar üşengeçliğinden değil. Benliğine saçılmış salkım salkım gözyaşı karası. Yürüyüşünü değiştirmiş yaşadıkların. Her uzvun sana yükmüş gibi sallıyorsun kollarını.
Kadehini dolduracaksın. Şişe, sen, yarım…

Yine kalbinle kalbim arasındasın, sıkışmışsın. Böyleyken daha çok seviyorum seni. Savunmasızsın. Saklanacak delik ararken saptığın her çıkmaz benim.

Tek yudumda aramıza bir duvar daha örüyorsun. Eskiden ikimizi de sarhoş eden ne varsa şimdi o duvarların en büyük tuğlası.

Suçlusun. Bunun yükü uzaklaştırıyor seni benden. Bırakalım, kalsın. Bunu unutmanın bir yolu yok. Karanlıkta yaşamayı birlikte öğreneceğiz. Aynı rüyada toprak altına girmeyi, günaha bulaşmış neyimiz varsa kızıl yağmurda yıkamayı öğreneceğiz.

Yalvarırım atmaya çalışma beni aklından. Ne nefesinden ne de bakışlarından uzak tut. Tek kelime söyle. İkimizin bildiği, anlaşmamızın tek dayanağı, söyle. Gitmeme izin verme. Benim gücüm sensin. Yoksan hiçim. Silinip kaybolmamı bekleme. Bu sessizlik ya senin gözlerinden akıp gidecek ya da yarım bir soluğu derinden söküp alacak. Buna sebep olma, yükünü taşıyamayız.

Şimdi doğrul ve izin ver, ruhuna üflediğin her suç sırtından dökülecek birer birer. Senden kopup gidecek. Yine o âşık olduğum ruh olacaksın. Ben bırakırsam o duvarların arkasındaki kilitli sandık olacaksın. Dokunsam içi boş bir eşik, sesini dinlesem çığlık, içsem zehir…

Kübra Duman
KAFKAOKUR Dergisi, Şubat 2019

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

2010 · KAFKAOKUR