Bekleyiş

çizim: elara esmer
Kaçınılmaz son yaklaşıyor,
pencerenin dibindeyim.
Bel aşağı sarkmış bir heyecanla,
senin için mevsimleri sıraya diziyorum.
Kalbimin ortasında koca bir yılı ufaladım,
kurumuş çiçeklerimi sabırla suluyorum.
Bu ev daha fazla kaderden dem vurmayacak,
Senin için sokaklara başkaldırıyorum.
İnsanlar da sanıyor ki;
En büyük acı kendilerininki
hatta en şiddetli baş ağrısı onlarda,
en derin bıçak izine onlar sahipler.
Sanıyorlar ki;
Tek onlarınki baş edilemez bir kavga.
Zafere bir tek onlar hasret,
kaldırımları öfkeli adımlar yumrukluyor,
hiçbir ses bir başka sesi tanımıyor,
ben ise senin için barış şarkıları söylüyorum.
Saat dokuzu dokuz geçiyor.
Yoklukta susuz günlerim oldu, oluyor.
Saat dokuzu hâlâ dokuz geçiyor
Anahtar deliğinden bağırıyorum dünyaya:
“Bakın nasıl da göğüs kafesimi parçalayan 
bir acı taşıyorum burada!”
Onlar, kulaklarını tıkıyor.

Gelmediğin geceler karşıma geçmiş gülüyor,
Bilirsin benim evin duvarları hep konuşur,
Bak yine konuşuyor.
Herkes hep bir ağızdan bağırıyor
Ben ise senin için susuyorum.
Susunca, vicdanın başına leş kargaları doluşuyor.
Boşluklar yarıklara benzer,
Sen ise şehrin kalabalığına.
Kendi yalnızlığıma kucak açmıştım
ama oturduğun koltuk ortadan ikiye yarılıyor.
Düşecek gibi oluyor kalabalık,
dünya duracak bir dize sonra,
Bir cümle daha yazsam,
Karanlığa gömülecek apartman önleri.
Gözlerimi alıyorum avuçlarıma,
pencerenin dibindeyim diyorum
Saat dokuzu on geçiyor.
Merdiven boşluğuna bakarak
okuduğum her cümlenin altını senin için çiziyorum.
Korkma bu bekleyişten,
insan ölümü de böyle bekliyor.
Dilimle rüzgâra dokunuyorum,
zihnimde yendim katilleri.
Korkma sevgilim ölmekten,
Ben senin için yeni dünyalar biriktiriyorum.

Nazlı Başaran
KAFKAOKUR Dergisi, Mayıs 2019
2010 · KAFKAOKUR