Barış Manço’nun çocukları Doğukan ve Batıkan Manço ile dosya konumuz olan, babaları, Barış Manço için bir araya geldik. Merhum müzisyenin çalışmalarını, eserlerinin ve kişiliğinin onlarda bıraktığı etkiyi ve ilişkilerini konuştuk.

Bütün çocuklar ebeveynleriyle daha çok vakit geçirmek ister. Yoğun çalışan bir babanın çocuğu olmak, özellikle Adam Olacak Çocuk programını izlediğinizde, babanızın başka çocuklarla vakit geçiriyor olması, size ne hissettirdi? O zamanki hislerinizi nasıl açıklarsınız?
Doğukan Manço: Kuşkusuz ki her çocuk en çok ailesi ile vakit geçirmek ve büyüyüp arkadaş edindikçe genişleyen çevresi ile paylaşımlar içerisinde bulunmak ister. Hele ki herkesin ilgi duyduğu bir anne babaya sahipsen ailene karşı algıların genişleyip ilgi odağın daha da artabiliyor. Ancak çocuk yaşta o kadar yoğun duygular hissederken aileni paylaşıyor olmak o duygularının aynı şiddette yön değiştirmesine de sebep olabiliyor. Batıkan ve ben de ister istemez bu durumun mağdurları olarak büyüme çağında çok etkilendik.

Batıkan Manço: O yıllardaki hislerimi tam olarak hatırlayamıyorum. Annemin anlattıklarına göre kıskançlık ve protesto sergilermişim. En belirgin hatıram şöyle; yoğun baskıyla katılmak istediğimi belirtirdim ve sonunda katıldım. Sahneye çıkmadan önce babam “Sahnede bana baba deme” dedi. Nedenini sormadan “Peki” dedim ve hiç baba demedim. Tabii sebebini yıllar sonra anladım, önemli bir öğretidir benim için.

Hem meşhur, hem sevilen, hem de işinde başarılı bir babanın çocuğu olmanın meslek hayatınızda ne gibi artıları ya da eksileri oldu? Daha iyisini yapma gibi bir sorumluluğunuz olduğunu düşünüyor musunuz?
DM: Babamız sadece müzik, televizyon yönünde meşhur ve sevilen biri olarak değil zaman içerisinde kişiliği ile Türkiye ve hatta diğer ülkelerde de çok sevilen bir kişi oldu. Mesleki anlamda bizler bu kadar başarılı ve yetenekli bir insanın oğlu olarak aynı dalda ilerlemeyi hiç düşünmemiştik. Ancak medyatik bir ailenin çocukları olarak bizler de tanınır olduk ve insanların ailelerinin manevi olarak parçaları olduk. Hayır, hiçbir zaman babamızın yaptıklarıyla yarış içerisinde olmayı düşünmedik ancak ona yakışır ve onun çizgisinde hareket etmeyi hedefledik.

BM: Babamın başarıları benim meslek hayatımı olumsuz yönde etkilememiştir. İlk paramı garsonluk ve evlere yemek servisi yaparak kazandım, Amerika'da öğrenciyken. Türkiye'ye döndükten sonra grafik ve müzik sektöründe çalıştım ve bugün kendi kafemi işletiyorum. Tabii ki artıları ve eksileri var ama hayatın gerçekleri bunlar. Barış Manço yapacaklarını yapmış, bizim sorumluluğumuz babamdan kalan mirası yaşatmak.

Sizce, Barış Manço’nun toplumsal anlamda bu denli sevilmesinin sebebi nedir?
DM: Barış Manço’nun toplumsal anlamda sevilmesinin en büyük sebebi karşısındaki insanı ciddiye alması, sevmesi ve samimi olmasından kaynaklıydı. Evet, belki biz ailesine ayırması gereken vakitten çalıp sevenlerine daha çok ayırmak zorunda kaldı ancak bu sayede şu an yeni doğmuş çocuklar bile Barış Manço’yu çok sevmekte ve onun değerleri ile büyümekte.

BM: Babamın en önemli iki özelliği; birleştirici ve çok iyi bir iletişimci olmasıydı. Şarkıları ve TV programları düşüncelerini iletmek için birer araçtı. Bu kadar sevildi çünkü herkese ulaşabildi.

Sizce devlet, ölümünün ardından bunca yıl geçtikten sonra Barış Manço’nun müziğini yeni kuşaklara tanıtmak için ne yapmalı? Öneriniz nedir?
DM: Devlet Barış Manço’nun bir devlet sanatçısı olduğunu ve hatta Türkiye’nin marka yüzü olacak kalitede bir karizmaya sahip olduğunu 20 sene önce unuttuğu gibi 20 sene sonra “Barış Manço 7’den 77’ye Dolu Dizgin Barış ve Sevgi Derneği” baskılarıyla hatırlar gibi oldu. Ülke olarak değerlerimize sahip çıkmakta gittikçe zorlandığımız bu dönemde iki elimizin on parmağı kadar olan bu kişilere gerekli değeri vermemiz gerekiyor. Biz ailesi olarak tüm maddi mirasını paylaşmışken manevi mirasını yaşatmak için sürekli projeler düzenliyoruz. Sanata daha çok değer vermek zorundayız. Devletin, şarkıların genç kuşaklara akması için bir şey yapmasına gerek yok onu biz aile ve dernek olarak en doğru şekilde yaptığımıza inanıyoruz.

BM: 2019 babamızın vefatının 20. yılıydı ve Milli Eğitim Bakanlığı talimatıyla artık okullarda şubat ayında Barış Manço anma etkinlikleri düzenleniyor. Birkaç yıl önce ise M.E.B. müzik kitaplarında şarkıları yer almaya başlamıştı. Devlet ve devlet temsilcilerimiz toplumsal değerlerimize gereken önemi göstermeye devam ettiği ve sonraki kuşaklara aktardığı sürece herkes destekçi olur, diye düşünüyorum.

Babanızın odağında olduğu, unutamadığınız bir rüyanız var mı? Anlatır mısınız?
DM: Benim yıllarca günlük tutmak gibi bir huyum vardı. Gördüğüm bütün rüyalarımı yazardım ve günlük akışım ister istemez etkilenirdi. Zaman içerisinde rüyalarım azaldı ve son zamanlarda başka insanlar rüyalarıma girer oldu. Tanıdığım tanımadığım birçok kişi gelip bana rüyalarını anlatır oldu. Ben de enerjiye inanan biri olarak o mesajları olumlu yorumlamaya başladım.

BM: Babamla ilgili rüyalarımda hep farklı bir şehirde olduğumuzu görüyorum ve her defasında "Nihayet geri geldin" diyorum. Sanki uzun bir yolculuğa gitmiş ve geri dönüyormuş gibi bir algıda oluyorum. Sanırım çok sık yolculuk yaptığı için böyle yansıyor.

Barış Manço’nun en çok sevdiğiniz şarkısı hangisi? Neden?
DM: Babamın şarkıları sürekli olarak bende değişir, olay tamamen ruh hâlimle alakalıdır. Mesela 2013 sonrasında giderek artan gündem karışıklıklarından ötürü Halil İbrahim Sofrası, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ve Ahmet Bey’in Ceketi gibi şarkılarla daha özümüze dönmemiz gereken, kul hakkı yemeden barış içerisinde yaşayacağımıza dair mesajlar veren parçalarla yaralarımıza merhem olan şarkıları seçer oldum.

BM: Babamın birçok şarkısının benim için özelliği olması sebebiyle çok var. Ama açılışı her zaman Dönence ile yapıyorum çünkü eski bir röportajında bu şarkıyla ilgili "İnsanın doğasında da iki zıt kutup vardır. Bu kendisinde olmayanı arama içgüdüsüdür. Örneğin kış mevsiminde yazın gelmesini bekler yazın da kış mevsimini ararız," demiştir. Bunu okuduğumda beri şarkı yepyeni bir anlam kazanmıştır benim için.

Bu aralar günleriniz nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?
DM: Bu aralar sezon gereği işlerimin daha yoğun olduğu ve yarış sezonumun aktif olduğu bir süreçteyim. Her ne kadar müzik sektöründeki değişimler, ekonomik şartlar ve gündem karışıklıkları gereği işler eskisine göre yavaş olsa da her zaman yaptığımızın daha iyisini yapmayı hedefleyerek tempomuzu korumaya çalışıyoruz. Eskisine göre daha çok yoruluyoruz demek doğru olur.

BM: Daha önce bahsettiğim gibi kafe işletiyorum. Birkaç yıl müzik sektöründe çalıştıktan sonra, işletmeci birkaç arkadaşıma danıştım ve kendimi cesaretlendirdim. Yeni işimin benim olmasını, salaş olmasını ve evime yakın olması önemliydi benim için ve 3 yıldır bu işi yapıyorum. Kafenin tasarımı Doğukan'a aittir, bir zamanlar katıldığı yarışmadaki yaşam mücadelesini sergilediğimiz bir konsepti var. Tüm Kafkaokur okurlarını Cafe Los Manços'a bekleriz.


Soner Sert
KAFKAOKUR Dergisi, Eylül 2019

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

· KAFKAOKUR