çizim: gizem gündüz

Sen şimdi, yalnızca bir güneş soğukluğunda
şu sehpanın köşesine abesle iştigal eden bakışların
İstanbul’un yedi tepesinden şehvet akıtan dudaklarındır
-şimdi seni kadın yapan-
Hınca hınç bir anadolu seferinden bohçası tezek dolu rahmetlikler
ceketinin solunda hiç mangır, iç cepte konyak taşır bilirsin
Çiçeği darboğazında evliliğin mahsulü küçük yaşta bunak
tutsaklığa bağrışan bulutlar özgürlük için yağmur arıyor
Bak bu bir ayrılık değil-bu bir vazgeçiştir

Güzel şeyler var diyoruz ya çivili betonlar ardında
balçığın tamamını sıvamaya yetmediği
Tam da o gün kefenliğini yorgan altına biriktiriyor senin aynın bir kız çocuğu
iki insanın düşlerinde kaybolacağını bildiğinden mütevellit

Bizi aykırı düşünmeye iten başka bir çağa ait
bu gizli trafik levhaları kurak su kanalları
bu kümes rahatlığında içim bu kanlı canlı bolşevik ihtilalleri
İşte beyoğlunun orta yerinde yanağıma konuyor Fransız güzeli!
(O gün yerini yurdunu bilmelere sırt çevirir buralı olmam
Türkçem eksik kalır-sen yoksan iyelik eki anlamsızdır)

Çünkü yüce yürekli bir kadınsın-ellerin üç yaşında oysa,
nice çocuk sevinci duyduğun
gözlerin bir sabah ana rahminden doğmayı bekler gibi üstelik
O sabah çıplaktım sen bana parmaklarınla dokundun-
yanacaksak bundan yanalım dedin
dudakların dans etmeyi bilir,
bacakların şöyle bir kenetlenirdi yalanların gerçek yerinden
Yastığın diğer yanı serin nereye yatayım bilmiyorum
öyle dokundun ki adam öldürsen benden bilecekler

Hangi vakit başka yöne çevirsem başımı, yahut dokunsam
dokunsam mahremiyet ihlallerine, yanlış telaffuz etsem ahlak kurallarını
Kendini bilmez olarak anılmaktan, yadırgama mercilerinden korkmuyorum
pis düşüncelerden yarım bırakılmışlıklardan-yanmaktan korkmuyorum
(İnsan çoğunlukla sudan oluşurmuş canım-ağladıkça gördüm)

Böylece bugün günlerden seni ilk öptüğüm sokak-öğleden sonra ayrılıkertesi
Son bahar senmişsin-fakat ben dökülecekmişim gibi
Aynı sokakta fiyakası yarım bırakılmış limon saçlı maganda
(işte bunu tam olarak anlayamadık)

göz kırpıyor bir köşeden kenarı sıyrılmış eteklere
Baştan çıkarılmayı bekleyen yol üstü yosmaları, kulak kiri dolusu gürültü
aciliyet koşuşturmaları, cephelerce huzursuzluk hissi vücudumu kuşatan
-bulantı sebebiyken bunların tümü-
Ne hoştur verdiğin nefesin ciğerlerime dolma ihtimali
İşte yaşamak böyle güzel
böyle vazgeçilmez
(Şairin ertesi gün söylediklerindendir.)


Ömer Okatali
KAFKAOKUR Dergisi, Ağustos 2018

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

2010 · KAFKAOKUR